Yücel Erten’den ITI Yönetim Kurulu’na Açık Çağrı

yücel ertenMimesis Haber/ Yücel Erten Facebook hesabında ITI yönetim kuruluna yazdığı açık çağrıyı paylaştı.

Yazdığı çağrının kaçınılmaz hale geldiğini belirten Yücel Erten, ITI Türkiye Milli Merkezi Yönetim Kurulu başkanı Refik Erduran, üyeler Emre Erdem, Ayşe Emel Mesci ve Engin Uludağ’dan kurumun işleyişi, üyeleri ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeleri ve tiyatro çevresini aydınlatmalarını düşünüp düşünmediklerini soruyor.

Facebook sayfasında yayınlanan açık çağrının tamamı aşağıdadır:

ITI YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE AÇIK ÇAĞRI

Geldiğimiz bu noktada, yeni bir çağrı kaçınılmaz oluyor: ITI Türkiye Milli Merkezi Yönetim Kurulu (ya da komitesi?) başkanı Refik Erduran, üyeler Emre Erdem, Ayşe Emel Mesci, Engin Uludağ, kurumun işleyişi, üyeleri ve faaliyetleri hakkında bilgi vermek ve tiyatro çevresini aydınlatmak zahmetinde bulunurlar mı acaba?…

Üyeler Recep Bilginer ve Osman Necmi Karaca vefat ettiklerine göre; bu çağrı onların yerini almış olması muhtemel yeni üyeler için de geçerlidir.

Üstlendikleri önemli görev, kuşkusuz tiyatro kamuoyunu bu önemli kuruluş hakkında aydınlatmak sorumluluğunu da içerir…
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Türkiye Milli Merkezi Genel Kurulu’nun kimlerden oluştuğu sorusuna Refik Erduran şöyle cevap vermişti: Turan Oflazoğlu, Erol Keskin, Şükrü Türen, Mazlum Kiper, Raik Alnıaçık, Savaş Aykılıç, Tamer Levent, Özdemir Nutku, Ayşegül Yüksel, Zeynep Oral, Selda Öndül, Göksel Kortay, Lemi Bilgin, Hale Kuntay, Ülkü Ayvaz, Sevgi Sanlı, Tuncer Cücenoğlu ve Nurhan Karadağ. (Mustafa Demirkanlı, Tiyatro Dergisi Nisan 2014)

Ülkü Ayvaz ve Nurhan Karadağ aramızdan ayrıldılar. Geriye kalan isimlere, bir görüş belirtmeleri ya da bilgi paylaşmaları için çağrıda bulunmuştum. Aradan geçen bir hafta içinde çağrıma şu yanıtlar geldi:

• Şükrü Türen: “Değerli Meslektaşlarım, ITI ile bir ilişkim olduğundan, sürmekte olan bir üyeliğim olduğundan en ufak bir bilgim dahi yok! 2001 yılında İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni olarak iki toplantıya katıldım, o kadar… Kısaca son 15 yıldır bu kurum ile hiç bir ilişkim yoktur… Bu tuhaflığın nereye varacağını merak ediyorum… “

• Tuncer Cücenoğlu: “Sevgili tiyatro dostları… Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün üyesi o lduğumu sizden duyuyorum. Sanıyorum 15-20 yıl önce Yıldız Sarayı’ndaki bir toplantıya çağrılmış ve gitmiştim oraya. Belki de o zaman üye yapmışlardır. Ama bir daha hiç bir toplantıya ve etkinliğe çağrılmadım.Eğer o zaman üye yapılmışsam, sürüyor mu bu durum? Onu da bilmiyorum. Öğrenip beni bilgilendirirseniz sevinirim.”

• Savaş Aykılıç: “Değerli meslektaşlarım, ITI son genel kurulunda anımsadığım kadarı ile Refik Erduran, Emre Erdem, Engin Uludağ, Ayşe Emel Mesçi, Recep Bilginer, Osman N. Karaca ve ben Yönetim Kurulu’na seçildik. Biz de aramızdan Refik Erduran’ı başkan ve Osman N. Karaca’yı Genel Sekreter seçtik. Hatta Yönetim Kurulu beni de Genel Sekreter Yardımcısı seçti. Anımsadığım kadarı ile o seçimden sonra o Yönetim Kurulu ikinci bir kere toplanmadı; ya da toplandı ise de benim haberim olmadı ! Çünkü Refik Bey her şeyi bizzat tek başına yürütüyordu. Refik Bey o tarihten bu yana hemen her yaz arayıp, gelecek sezonda şu Genel Kurulu toplayıp yeni Yönetim Kurulu’nu seçelim deyip durdu ! En son prostat kanseri tedavisi olduğunu kendisinden işitince ben de bir daha seçim konusunu açmadım. Refik Erduran’ın basına yansıyan ve bazı meslektaşlarımızı hedef gösteren ve karalayan yazı ve mektuplarına katılmam ve onaylamam mümkün değildir. Özetle ITI ile hiç bir ilgim yoktur, kalmamıştır. Eğer yeni seçim yapılamadığı halde, ITI Tüzüğü gereği ITI üyeliğim ve Yönetim Kurulu üyeliğim devam ediyorsa; bu yazım istifam olarak kabul edilsin.”

• Özdemir Nutku: “Bir zamanlar üyesiydim, üye olduğum zaman hiçir genel kurula çağrılmadım. Şimdi de üyesi miyim, bilmiyorum. Refik Erduran İTİ tek başına yönetiliyor. Üstelik 27 Mart bildirileri de onun keyfine bağlı. Refik, bu görevi hemen bırakmalıdır.”

• Tamer Levent: “TOBAV Genel Merkezi’nin ITI Ankara affiliate üyesi/temsilcisi olması için başvurmuştuk bir zamanlar. Sonra olduk zannettik, ITI’ye sorduk, haberleri olmadığını söylediler… Yönetim Kurulu üyesi olup olmadığım da benim için aynı muğlaklıkta idi. Şimdi, ilk defa net bir şekilde öğrendim.” …

“Yani değilmişim…!!!”

• Ayşegül Yüksel: “(…) ITI’ye hizmetim büyüktür. Sanırım 1986’dan başlayarak Yönetim Kurulu’nda yer aldım. Anlaşılan o yılki (Haldun Taner öldükten sonraki) genel kurulda üye olmam için -herhalde- İrfan Şahinbaş, Sevda Hanım ve Özdemir Nutku öneri yapmış ve öneri kabul edilerek, haberim olmadan, hem üye yapılmışım, hem de yönetim kuruluna seçilmişim. Bu haber bana Sevda Hanım’dan geldi. Daha önce bu kuruluşla hiçbir ilişkim yoktu. Dahası, üyesi olmak gibi bir merakım hiç yoktu. Ne ki hocalar, İngilizcem iyi olduğu için, ITI Genel Merkezi’nden WECT adlı Kanada’da çıkacak bir ansiklopediye Türkiye maddesi yazmak için alınan projede çalışmam yönünde ısrar ettiler. Ben de Sevda, Özdemir ve İrfan Şahinbaş hocaları kıramadım. Sonuç olarak hem yönetim kurulu üyesi olarak uluslararası yazışma işlerini galiba bir sonraki seçime kadar yürüttüm, sonra da yönetim kuruluna girmeye talip olmadım. (…)

ITI Türkiye Milli Merkezi ile ilişkim son kez -yanılmıyorsam- 1997 yılında Erduran ve Hülya Nutku ile Seul’deki Dünya Kongresi’ne katılışımla oldu. (…) Ardından hiç bir genel kurula çağrılmadım ve üyelikten çıkarıldığım sonucuna vardım. (Çünkü, benim üyeliğe ilk seçildiğim yıl, en eski üyelerden İrfan Şahinbaş’ın üyeliğinin yeterli oy alamadığı için -kendisine haber verilmeden- düştüğünü biliyordum.) Böylece ITI ile hiç bir ilişkim kalmadığını düşünerek yıllar geçirdim. 2005 Haziran’ında Recep Bilginer telefon edip, ertesi gün İstanbul’da yapılacak olan genel kurula sözlü olarak çağırana dek… (Oysa genel kurul çağrıları yazılı olarak çok önceden yapılır.) Kendisine gelmemin olanak dışı olduğunu, zaten artık o kuruluşta çalışmak istemediğimi, üyelikten düşürülmemi istediğimi bildirdim. Bir süre sonra da gazetelerden Recep Bey’in ölüm haberini aldık.

O gün bugündür, ITI Türkiye Milli Merkezi ile ilgili bilgim, herkes gibi gazete haberlerinde okuduklarımla sınırlıdır. (…)

ITI’nin 1997 sonrasındaki yönetiliş biçimi ve etkinlikleri, dahası, kuruluşun bağlı olduğu yasada değişiklikler yapılıp yapılmadığı hakkında, son 19 yıldır hiç bir bilgim olmadığı için, konuyu gazetedeki köşemde işlemeyi hiç düşünmedim, düşünmüyorum da. Çünkü, bilgimin yetersiz olduğuna inandığım hiç bir konuyu okurlarla paylaşmadım bugüne dek.”

Selda Öndül’den sözlü olarak bana ulaşan bilgiler de aynı bulanıklığa işaret ediyor.

Bilgi eksenli üç yorumu da ekleyelim:

• Defne Halman: “ITI sitesinin Türkiye Merkezi sayfasında bir tek Refik Erduran’ın adı var. İletişim bilgileri olarak da kendi cep telefonu, kişisel mail adresi bulunmaktadır.”

• Nedim Saban: “Zaten derneği eve taşımış . İşin ilginç yanı adres taşıma için de yönetim kurulu kararı lazım. Ortada yok.”

• Filiz Kurtoğlu: “hala devam ediyor mu bilemem ama her yıl kültür bakanlığının yurt dışındaki merkeze gönderdiği yüklü bir üyelik aidatı vardı. iti başkanı aksamaması için gereğini ve takibini titizlikle bizzat yapardı. çünkü üyeliğin feshedilmesi ve kendisine tiyatro, yazarlık vs. alanlarında muhatap sayıldığı hem yurt içinde, hem de yurt dışında önemli bir titr ve avantajlar sağlayan başkanlığın elden gitme riski bulunmaktaydı. bu konu iti merkez, unesco’dan ve mümkün olabilirse bakanlıktan araştırılıp öğrenilebilir ve her türlü baskıyla sekteye uğratılmaya, yok edilmeye çalışılan aydın, sanatçı, seçkin kadrolar yepyeni, dinamik, üretken bir iti temsilciliği alabilir ve hukuken birilerini makamdan düşürmenin çok güç olduğu ülkemizde yoluna başarıyla devam edebilir.”

Genel Kurul üyesi oldukları Erduran tarafından ifade edilen diğer tiyatro insanlarımızdan, herhangi bir yanıt bana ulaşmadı. Belki benim çağrımdan haberleri olmadı, belki de gerek görmediler. Çok farketmiyor; çünkü zaten bütün bilgiler ‘olağandışı bir bulanıklık ve kapalılık’ noktasında birleşiyor.

Geldiğimiz bu noktada, yeni bir çağrı kaçınılmaz oluyor: ITI Türkiye Milli Merkezi Yönetim Kurulu (ya da komitesi?) başkanı Refik Erduran, üyeler Emre Erdem, Ayşe Emel Mesci, Engin Uludağ, bilgi vermek ve tiyatro çevresini aydınlatmak zahmetinde bulunurlar mı acaba?…

Üyeler Recep Bilginer ve Osman Necmi Karaca vefat ettiklerine göre; bu çağrı onların yerini almış olması muhtemel yeni üyeler için de geçerlidir.

Üstlendikleri önemli görev, kuşkusuz tiyatro kamuoyunu bu önemli kuruluş hakkında aydınlatmak sorumluluğunu da içerir…

Yücel Erten 16.06.2016

Yorum


işlemi tamamlayınız: