Seyr-î Mesel: Bizim İçin Her Yer Sahne

seyrimeselKHK kararı ile kapatılan 370 dernek arasında Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi de bulunuyor. Atölyenin tiyatro oyuncularından Nurten Demirbaş, “Seyr-î Mesel ilk kez kapıların dışında kalmıyor. Tiyatrocular için gerekli olan tek şey tutkudur. Dört duvar arasında tutkunuzu yitirdiğinizde tiyatronuzu da yitirirsiniz. Tutku olduktan sonra her yer sahnedir” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile birçok gazete, televizyon, radyo, dergi, ajans ve son olarak ta dernekler kapatılarak, kapılarına mühür vuruldu. Son KHK ile kapatılanlar arasında 15 yıldır bağımsız faaliyet gösteren Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi de bulunuyor. Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi’nde tiyatro oyuncusu Nurten Demirbaş, Türkiye’nin içinde bulunduğu süreci değerlendirdi.

‘Tüm renklerin griye boyandığı zamanlardan geçiyoruz’

Yaklaşık 15 yıldır bağımsız olarak faaliyet gösteren Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi’nin kapısına mühür vurulmasını siyaseten alınmış bir karar olarak değerlendirdiklerini belirten Nurten, “Bugüne kadar Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçelerinde birçok oyun sergileyen Seyr-î Mesel Tiyatrosunun, güvenliğe nasıl bir tehdit oluşturduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Tüm renklerin, seslerin griye boyandığı zamanlardan geçiyoruz. ‘Tek din, tek millet, tek devlet’ söylemine ‘tek dil’i de ekleyebiliriz artık. Yeni Türkiye’nin kırmızı çizgisi bu ve bizler de bundan nasibimizi alıyoruz maalesef. 370 derneğin faaliyetlerinin durdurulması böylesi bir sürecin sonucu” şeklinde ifade etti.

‘Üzüldük ancak şaşırmadık!’

Kapılarına vurulan mühürde, ‘Her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetlemek, gerektirdiğinde durdurmak veya yasaklamak’ gerekçesiyle kapatıldıklarını kaydeden Nurten, gece yarısı baskını ile tiyatrolarının kapatıldığını duyduklarında üzüldüklerini ancak şaşırmadıklarını dile getirdi. Nurten, “Kürtçe iş yapan kurumların hemen hemen hepsi işlevsiz hale getirilmişti zaten. Hiçbir televizyon, buna Zarok TV de dahil, gazete ve kültür sanatla uğraşan kurum neredeyse bırakılmamıştı. Bu durumun kendisi absürt zaten. Toplum sersemleştirilmeye çalışılıyor. Yaşam ile tiyatro iç içe geçiyor. Alfred Jerry’nin Kral Übü’sü bilindiği üzere doymak bilmeyen bir kraldır. İktidar hırsı ile tüm yetkilerini kötüye kullanır. Önüne ne gelirse silip süpürmek ister” örneğini verdi.

‘Yaşadığımız çıkmazları da sahneye taşıdık’

Seyr-î Mesel’in, “masalın seyri” anlamını barındırdığını ve Bertolt Brecht’in “mesel” kavramına gönderme yaptığını belirten Nurten, bugüne kadar sahneledikleri oyunlardan yola çıkarak şunları dile getirdi: “2016 yılında ismimizin bu kadar anlam bulması bir yönüyle düşündürücü. İlk kurulduğumuz yıllarda masallardan yola çıkarak projelendirdiğimiz ‘Masalların Düğünü’ adlı bir çalışmamız vardı. Yedi dilde masalların anlatıldığı, şarkıların söylendiği, dansların yapıldığı bir projeydi. Sonra masallardan yola çıkarak sahnelediğimiz oyunlarımız oluştu. Sayê Moru (Şahmaran), Sêva Pêriyan (Perilerin Elması) Kemer û Bask (Geyiklerin Ahı) gibi. Sadece masalları sahneye taşımadı Seyr-î Mesel, yaşadığımız koşulların zorluklarını, çıkmazlarını birçok oyunda; kimi zaman dramatik, kimi zaman epik, kimi zaman trajikomik bir üslupla yansıtmaya çalıştı. Qal û Qir (Gırgır, Şamata), Mesela Ne Kadar Ozağ, Xewn û Xeyal (Hayal ve Düş), Lewhayên Bêmane (Anlamsız Levhalar), çocuk oyunlarımız ve son olarak Lîza radikeve (Lîza uyuyor) ile Ay Carmela…”

‘Hiç bu kadar tutkulu olmamıştık’

Seyr-î Mesel’in dört duvar arasına sıkıştırılmayacağının bilincinde olduğunu sözlerine ekleyen Nurten, “Seyr-î Mesel ilk kez kapıların dışında kalmıyor. Tiyatrocular için gerekli olan tek şey tutkudur. Dört duvar arasında tutkunuzu yitirdiğinizde tiyatronuzu da yitirirsiniz. Tutku olduktan sonra her yer sahnedir. Seyr-î Mesel’liler olarak hiç bu kadar tutkulu olmamıştık. Bu kötü günlerde ihtiyacımız olan tek şey birbirimize sarılmak. Bir araya gelerek yaşanan hukuksuzluklar karşısında kafa kafaya verip yeni fikirler ve çıkış yolları aramak gerekir. Bireyi sersemleştirmeye yönelik politikaları alt edecek yeni yollar belki… İnadına düşünmek, tepki vermek ve cesareti bulaşıcı hale getirmek gibi. Ancak o zaman var olabiliriz” diyerek sözlerini noktaladı.

JINHA