İki Müthiş Kadın Oyunu

Peki ama yaşamdb_21122016Nzm59i4yqyQB4IHn4LGkPSgPHan kaçılarak sürdürülen şeyin yaşamak olduğuna emin miyiz?!”

Demet Evgar’ın kurmuş olduğu, 2012’den bu yana başarılı prodüksiyonlara imza atmış olan Pangar Tiyatro Topluluğu geçen yaz, dünyanın en önemli sahne sanatları festivallerinden Avignon Off ‘un konuğu olarak, 7 – 30 Temmuz tarihleri arasında Adalet Ağaoğlu’nun ‘Kozalar’ını Entrepôt Tiyatrosu’nda sahneledi.

Ayşenil Şamlıoğlu’nun yönettiği, Demet Evgar, Binnur Kaya ve Esra Dermancıoğlu’nun oynadığı Kozalar, sezon başından beri Zorlu PSM’de. Kostümleri üstlenen Tomris Kuzu’yu, makyajları tasarlayan ve uygulayan Cansu Sakız’ı, koreograf Candaş Baş’ı katarsak, dört erkeğin destek gücünü (Tuluğ Tırpan’ın müzik, Murat İpek’le Yiğit Evgar’ın dekor, Cem Yılmazer’in ışık ve Okan Yalabık’ın ses tasarımları) unutmadan, karşımızda kadın elinden çıkma bir kadın oyunu var.

Adalet Ağaoğlu’nun 1973’de yazdığı Kozalar, 1970’li yıllarda kendi dünyalarında yaşayan, aylak, sorumsuz, gösterişe düşkün üç orta sınıf kadının, bastırılmış istekleri, para ve mal tutkuları ile, toplumun üzerine çöken anarşi ve baskıdan soyutlanarak bencilce sürdürdükleri amaçsız yaşamlarını anlatır. Sahip olduklarını ellerinden kaçırmamak için çırpınan bu kadınlar, kendilerini adeta bir koza içine hapsetmektedirler.

Yönetmen Ayşenil Şamlıoğlu, Kozalar’ı şöyle yorumluyor: “Dış dünyada kopan kıyametten kendini soyutlamaya çalışan üç oyun kahramanı kadın, hayattan kaçarken aslında kendilerini tutsaklaştırmaktadırlar. Oyun, gerçek diyaloglarla başlayıp süratle gerçek dışı grotesk bir yapıya doğru yönelir, kendilerini soyutlayabilmek için çevrelerine ördükleri kozaların oyun kahramanlarını dışında durmayı seçtikleri dünyadan koruyamayacağı gerçeği ile sona erer. Oyunun sahnelenişinde de bu grotesk yapıya uygun bir dekor, kostüm, ışık, makyaj, beden dili hâkimdir. Kurulan dünyanın, her ögenin, evrensel simgelerle konuşması sonucu dil engeli aşılarak seyirciye ulaşılmaktadır. Kadınların oyunun her aşamasında daha da groteskleşerek adeta bir hayvana dönüşüp kendi korkularıyla yarattıklarından oluşan bir kozaya kendilerini hapsetmeleriyle finale ulaşılacaktır.”

Dünyanın dört bir yanını sarmış iç savaşlar ve terörden neredeyse yarım yüzyıl önce yazılmış Kozalar ne yazıktır ki çarpıcı şekilde güncel kalmış. Üç kadının “toplumun dayattığı değer yargıları, bastırılmış arzular, korkular, yabancılaşma, sahip olduklarına sığınarak korunabileceğini zannetmek, erkek egemen dünyada evinde yarattığı küçük mutluluklara sığınarak var olma çabası, cinsel kimliğini dahi sahip olduğu düzen üstünden çözümleme gayreti”yazıldığı günkü kadar taptaze kalmış.

Ancak, Fransızca üst yazılı olarak Türkçe oynanan bir oyunun dünyanın en büyük tiyatro festivallerinden birine kabul edilmesinin, bir Fransız eleştirmen tarafından “Avignon’daki en iyi üç oyundan biri” olarak görülmesinin asıl sebebinin, günümüz dünyasının her yerinde geçerli evrensel boyutundan çok olağanüstü sahnelenmesinde olduğu kanısındayım.

Şamlıoğlu, Kozalar’ı müthiş bir görsel-işitsel gösteri olarak sahneliyor. Üç kadının iç dünyasının sığlığını, boşluğunu ve yapaylığını, grotesk makyajlar ve kurma bebek, otomat koreografileriyle başarıyla dış dünyaya yansıtıyor. Finalde, dış dünyadaki korkutucu savaş giderek şiddetini arttırarak duyulurken, kadınların içlerine kapanarak kendilerini birer kozaya hapsettikleri sahne müthiş etkileyici.

Tabii ki yönetmenin en büyük kozu sahnedeki efsane üçlü. Demet Evgar, Binnur Kaya, Esra Dermancıoğlu, oyunculukları, ağır makyajın altında hissettirdikleri mimikleri, benzersiz koreografik beden dilleriyle harikalar yaratıyorlar. Öyle ki, oyunun sağlam metni bile ikinci plana geçiyor; izleyici büyük bir hayranlıkla kendini bu muhteşem üçlünün ellerine bırakıyor. Tiyatronun büyüsü de bu zaten. Bir kez daha izleme fırsatım olursa, diyalogları bile bırakıp kendimi bu üç kadının ışıltısına kaptırmak isterim…

Sezonun en zor yer bulunan oyunlarından biri. Her salı Zorlu PSM Studio’da. Sakın kaçırmayın.

Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yeni oyunu  ‘Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin’

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Şalom