Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli Kültür Şurası’nda Konuştu

pagerdCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen Milli Kültür Şurası’nda yaptığı konuşmada, “Eğer bugün İstanbul’da yürüyen bir kişinin kıyafetinden, ayakkabısından hangi kültüre sahip olduğunu çıkaramıyorsak kültürel kuraklığın pençesindeyiz demektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Türkiye farklı kültürlerle zenginleşmiş, insanlık tarihine damga vurmuş bir medeniyetin mirasçısıdır. Bu büyük mirasın arkasında muayen bir varlık tasavvuru ve dünya görüşü yatmaktadır. Tabiat alemi bize verilmiş bir emanet. Tabiatı kullanarak üreterek ortaya koyduğumuz kültür ve sanat ürünleri de insana ve onun ahlaki kemale ulaşmasına hizmet etmelidir.

PARİS LOUVRE MÜZESİ ÖRNEĞİ

Ülkemizin 2015 yılında en çok ziyaret edilen Ayasofya’ya 3,5 milyon kişi geldi. Sadece Paris’teki Louvre Müzesi 9 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. Ülkemizin kültür harcamalarına baktığımızda 2014 yılındaki 33 milyar liralık meblağın yarısını televizyon yayınlarının oluşturduğunu görüyoruz. Kitap,gazete yüzde 13’le, sinema-tiyatro yüzde 5’le yer alıyor. Bu rakamların yanı sıra kültüre bağlı önemli işler de yapıldı. Destek verilen özel tiyatro sayısı 59’dan 216’ya, sinemaya destek de 176 milyon dolara yükseldi. Yunus Emre Kültür Merkezlerini, TİKA yardımlarında, Maarif Vakfının eğitimde yaptığı işi gerçekleştirmek üzere kurduk. Bu merkezlerimizi daha canlı, daha etkin hale getirmeliyiz. Diğer taraftan yurtdışındaki kültürel varlıklarımızın korunması için önemli mesafeler aldık. Geniş bir alanda ata yadigarı eserlere sahip çıktık. Bunlar çok önemli çok kıymetli eserlerdir. Ama önümüzde çok büyük ve hayati işler olduğunun da farkındayız.

“SOSYAL MEDYANIN KÜLTÜRÜMÜZÜ YİYİP BİTİRMESİNE GÖZ YUMAMAYIZ”

Kültür faaliyetleri adı altında milli kültürümüze uymayan etkinlikler konusunda dikkatli olmalıyız. Çağımızın en büyük sorunlarından biri kültürel sığlaşmadır. Hiçbir derinliği ve kalıcılığı olmayan işlerle bir kültür ve medeniyet inşa edilemez. Özellikle gençlerimizi bir ustanın dizinin dibinde oturtarak gerçek sanat ve kültürü öğretmeye teşvik etmeliyiz. Kültürün her alanında birikimlerimizi sahiplenecek çalışmaları ön plana çıkarmalı ve desteklemeliyiz. Televizyon, internet ve özellikle sosyal medyanın kültürümüzü yiyip bitirmesine göz yumamayız.

Kültür emperyalizmine karşı yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel dille yeniden keşfetmeli ve inşa etmeliyiz. Bir kültür formunun yerli ve milli olması ve onun mana ve mesajının evrensel olmasına asla engel değildir. Bütün kültürler bir coğrafyanın içinde büyür.

“DURUM GERÇEKTEN ÇOK VAHİM”

Kültür sadece kitap, müzik ya da mimari değildir. Kültür bunları içine alan bir hayat biçimidir. Kimliğimizin tüm unsurlarını kültür belirler. Dünya birkaç asırdır kültür olarak tekdüzeleşme konusunda ilerliyor. Bu büyük bir tehdit. Bunu fırsata dönüştürebiliriz. Eğer bugün İstanbul’da yürüyen bir kişinin kıyafetinden, ayakkabısından hangi kültüre sahip olduğunu çıkaramıyorsak kültürel kuraklığın pençesindeyiz demektir. Bir sofrada tüm unsurlarıyla hangi milletin ürünü olduğunu anlayamıyorsak durum gerçekten vahim. Bu tartışmalar dünyanın birçok yerinde yapılıyor. Fakat bizim bir farkımız var, medeniyet birikimi ve tarihi ile farklı bir milletiz. Kendimize yeni ve büyük bir gelecek inşa etme gücüne sahibiz. Bu yüzden büyük Türkiye diyoruz. Onun için 2023 hedeflerine ulaşmak istiyoruz.

Her konuda siyasetimizin, hareket noktamızın merkezine yerli ve milli olanı yerleştirmemizin sebebi budur. 2023 vizyonu çerçevesinde kendimize yeni kültür hedefleri belirlemek durumundayız. 3. Milli Kültür Şurası bu açıdan büyük önem arz ediyor. Benim sizden rica ve beklentim; 2023 vizyonumuza uygun ve uygulanabilir bir yol haritası hazırlayın. Bunu çok iyi çalışın. Biz de bunu çalışıp uygulama alanına koyalım.

Cumhuriyet