Afife Gecesi Notları

asumaro19[Asu Maro’nun Milliyet’te yayınlanan yazısının bir kısmını paylaşıyoruz.] Genel olarak çok da parlak olmayan ödül töreni karnemizin en yüksek notlu organizasyonlarından biri, Afife Tiyatro Ödülleri. Üstelik eleştirileri dikkate alıp, eksikleri tamamlayıp gereken değişiklikleri yaparak her sene daha iyi bir törenle veriyorlar ödüllerini.

Bu yıl 21’nci kez verilirken baktım, sahiden Korhan Abay’ın da dediği gibi bir ‘tiyatro bayramı’ndan söz etmek mümkündü. Hem de en kıdemli ustalarla daha konservatuvar öğrencisi olan gençleri aynı platformda buluşturan bir bayram.

Böyle uzun soluklu bir organizasyonun arkasında kaya gibi duran Yapı Kredi’yi kutladıktan sonra bu yıl neler olduğuna göz atacak olursak, her şeyden önce hissedilen müthiş genç enerjiden söz etmek lazım. Evet, salonlar kapatılıyor, sahne, seyirci, sponsor, her şey eksik ama biz her zamankinden daha sağlam oyunlar izlediğimiz bir sezon geçirdik, geçiriyoruz.

Üç ödülle gelen gurur

Gecede Muhsin Ertuğrul Özel Ödül’nü alan Işıl Kasapoğlu’nun okuduğu Giorgio Strehler’e ait metinde dediği gibi, mesleği başkalarına hikayeler anlatmak olunca insanın, “Ahşap bir sahne olmasaydı, yerde, herhangi bir meydanda, bir sokak köşesinde, ya da bir balkondan, bir pencerenin arkasından, yanında insanlar olmasaydı, tahta parçalarıyla, kumaş parçalarıyla, kesilmiş kağıtla, tenekeyle” mutlaka anlatıyor.

Afife töreninin en anlamlı anlarından biriydi, Kasapoğlu’nun konuşması. Ama daha da birçok duygulu, coşkulu, heyecanlı ve komik ana tanık olduk. Birkaçını sayarsak; ‘Gülünç Karanlık’la ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülünü alan Erol Ozan Ayhan’ın doğacak çocuğuna hitaben yaptığı konuşmaya mesela. Ya da ressam İlke Kutlay’ın ‘En İyi Kostüm Tasarımı’ adaylarından olan sevgilisi Tomris Kuzu’ya sahnede diz çökerek yaptığı evlenme teklifine. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun mücadeleci, genç, dinamik ‘Gülünç Karanlık’ ekibinin bütün güçlükleri aşarak iki sene üst üste ‘En İyi Prodüksiyon’ dahil üç ödülü kucaklamasının haklı gururuna. Bu ülkede “Tiyatro savaşçısı” denince akla gelen ilk isimlerden Şahika Tekand’ın ‘performatif sahneleme’ yöntemi”nin nihayet Türkiye’de de ödüllendirilmesine ve bunun öğrencilerinde yarattığı sevince. Işık tasarımı dalında geçen yılın da galibi Cem Yılmazer’in kendi kendine ödül verişine. Bolca gözyaşı ve dil tutulmasına.

Kokteyl salonunda konser

Bu arada küçük bir not: Evet bu heyecan çok gerçek ve samimi olduğu için o an sempatiyle karşılanıyor ama gönül ister ki, bir ödüle adaysan onu alma ihtimalin olduğuyla yüzleşip “Konuşma hazırlamadım, hiç beklemiyordum, diğer adaylar öyle güçlüydü ki” dışında dişe dokunur bir şeyler söyleyebilesin.

Devamı için tıklayınız

Milliyet