Köklerimizden Bir Kadın: Zabel

11zabel2Ermeni yazar Zabel Yeseyan’ın yaşamını anlatan ‘Zabel’in oyuncuları, ‘Hep erkekler üzerinden anlatılan tarihi bir de kadınlar üzerinden anlatmak istedik. Zabel’i Zabel yapan, feminist duyarlılığa kavuşturan şeyleri bulmaya çalıştık’ diyor

Ermeni Soykırımı’nın 102. yılı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Kadın Çalışmaları kulübünde, Ermeni yazar Zabel Yeseyan’ın yaşamı Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) tarafından sahneye taşındı. Zabel Yeseyan’ın yaşamı çerçevesinde dönemin toplumsal olaylarının ve kadınlık hallerinin anlatıldığı oyun gösterimlerine devam ediyor.

‘Zabel’in oyuncularından Aysel Yıldırım, Zabel Yeseyan’ın Sovyet Ermenistanı’nda yaşadığı hapis süreci ile geçmişe giden bir yolculuğunu anlattıklarını söylüyor. Yeseyan’ın feminist nesil içinde yer almış bir kadın olduğunu belirten Yıldırım, “Kendisiyle ilk olarak ‘Bir adalet fermanı’ isimli kitapta karşılaştık. Hep erkekler üzerinden anlatılan tarihi bir de kadınlar üzerinden anlatmak istedik” diyor.

Benzerliği keşfettik

Yeseyan için “Köklerimizden birkadını anlatıyoruz ve ne kadar benzediğimizi de keşfediyoruz” diyen Yıldırım, geçmişle bugün arasında yaşanan benzerliklere de dikkat çekiyor: “Final tiradında (Kopardıkları bunca güle rağmen yüzümüze vuran aydınlık gülümsemeyi solduramayacaklar) kimi cümleler ne kadar da bugüne söylenmiş sözler diye düşündük.”

Tek erkek figür bir gölge

Oyundaki tek erkek figürün bir gölge olduğunu söyleyen oyunculardan Duygu Dalyanoğlu ise, oyunda Yeseyan’ın yaşamında yer eden erkekleri değil de 5 kadın ile birlikte Yeseyan’ın kadınlarını anlatmayı tercih ettiklerini söylüyor: “Zabel’i Zabel yapan, feminist duyarlılığa kavuşturan şeyleri bulmaya çalıştık. Popülist olmaya çalışmadan toplumsal figürlerin kadınları nasıl şekillendirdiğini düşünmeye başladık. Oyuncu ve yazarlar olarak kendi kadınlık deneyimlerimizden de yararlandık.”

‘Tarihle yüzleşen bir boyutu var’

Oyunun sadece bir kadının, entelektüelin, feministin yaşam öyküsü değil aynı zamanda tarihi meselelere değinen, onlarla yüzleşen bir boyutu olduğunu da vurgulayan Dalyanoğlu şöyle devam ediyor: “Bu, sahnedeki kadınların eğlediği bir tarih ve feminist anlatı. Zabel’in babası -biyografisini okuyanlar bilir- hayatında çok önemli yeri olan model aldığı kişidir. Ama biz annesini, onunla hesaplaşmasını anlatmayı tercih ettik. Ev içinde babaya karşı annenin giderek zorlanması melankoliye savrulması ve Zabel’in görüyor olmasını anlatmayı seçtik. Hepimiz için öyledir aslında annemizle karşılaşma feminist bir karşılaşmadır.”

Erkek vasat yazabilir, kadın asla

Yeseyan şahsında pek çok Ermeni kadın karakterin canlandırıldığı oyunda ‘Bir erkek vasat yazabilir ama bir kadın asla’ cümlesinin evrensel olduğunu ifade eden Dalyanoğlu, bunun Ermeni yazar ve kadın hakları savunucusu Sirpuhi Düsab tarafından Yeseyan’a söylendiğini anlatıyor. Düsab’ın bu topraklardaki ilk kadın romancılardan olduğunu belirten Dalyanoğlu, Ermenice yazan yazarın cemaat içinde bir takım ‘ahlakcılık’ tutumlarına maruz kaldığını ve Yeseyan’ın yazar olmak istediğini öğrendiğinde bu sözü ona söylediğini ifade ediyor. Oyunun kitabının çıkarılması ve Ermenice ve İngilizceye çevrilmesi hedefleniyor.

Özgürlükçü Demokrasi