Sanat Alanında Hak İhlalleri – Ağustos 2017

Mimesis Haber / Sanat Meclisi’nin yayınladığı Ağustos 2017 hak ihlalleri raporunu aşağıda bulabilirsiniz:

2017 yazı yine sanata saldırı, sanatçılara darp ve engellemelerle geçti. Ağustos ayının son haftası ve Eylül’ün ilk günleri genişletilmiş bayram tatiline denk gelince saldırı ve baskılar miktarda azalma gösterirken şiddetinden bir şey kaybetmeden sürdü.

  • Çellist Gülşah Erol Kadıköy Metro girişinde saldırıya uğradı. Güvenlik güçleri tarafından çellosu saldırı parçalanan sanatçının gövdesinde de darp izleri var. Müzisyen olduğunu söylemesine karşın ellerine ve kollarına vurulup kendisine küfredildiğini söyleyen Erol, “enstrümanımı bomba, beni de terörist ilan ederek bir odaya kapattılar, ellerime kelepçe takıp defalarca yumrukladılar, tekmelediler, ‘biz bu ülkenin vatandaşıyız’ diyerek Türk bayrağı ile suratıma vurdular, ya ben neyim? ‘Kollarıma, ellerime lütfen dikkat edin ben müzisyenim’ dememle birlikte daha çok darp edildim. Benim gibi insanlar bu ülkeden gitmeliymiş, ben ve benim gibiler vatan hainiymiş. Beni hapse atmakla tehdit ettiler, tüm aileme ağza alınmayacak sözlerle hakaret ettiler. Ben müzisyenim! Bu ülkeye emek harcayan bir sanatçıyım. Her yerim ağrıyor, çenem, gözüm, yüzüm, bacaklarım ve kollarım darp içinde ama en çok kalbim acıyor. Dün ölebilirdim”
  • 11- 13 Ağustos 2017 tarihlerinde Aşık Mahsuni Şerif’in Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesi’ndeki köyü olan Berçenek’de yapılması planlanan “Aşık Mahsuni Şerif’i anma etkinliği”, Afşin Kaymakamlığı tarafından OHAL bahanesiyle yasaklandı. Termik santrallerin bulunduğu ve kanser hastalığının yaygın olduğu bölgede, yapılacak etkinliğe kanser uzmanları, çevre aktivistleri ve sanatçıların katılması planlanıyordu. Köy muhtarının Afşin Kaymakamlığı’na yaptığı şikayetler üzerine yasaklanan etkinliğin engellenmesi için köye çok sayıda polis gönderildi. Zırhlı araçlar ve TOMA’larla köyü kuşatan polisler, etkinliği organize eden yurttaşların bölgeye girmelerine izin vermedi.
  • Dersim’de 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin OHAL gerekçe gösterilerek vallilik tarafından yasaklanmasını protesto etmek için Dersim’in çeşitli noktalarında müzik dinletileri ve tiyatro gösterimleri gerçekleştiren Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) sanatçılarına kabahatler kanunu kapsamında para cezası verildi. BEKSAV tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle: “Ne zamandan beri sanat yapmak kabahat haline geldi? Festival yasağını tanımadığımız gibi, bu cezaları da tanımıyoruz. Kabahatler Kanunu sanata İşlemez! Dersim halkının yıllardır gerçekleştirdiği Munzur Doğa ve Kültür Festivaline yönelik valiliğin yasaklarına karşı gerçekleştirdiğimiz sokak etkinliklerine katılan vakfımız sanatçılarına, adreslerine gelen tebligatlarla kabahatler kanunundan para cezası kesildiğini öğrendik. Dersim merkezde Sanat Sokağı ve Seyit Rıza Parkında gerçekleştirilen etkinliklere katılan sanatçılara her bir etkinlik için 227 Lira para cezası kesilmiş. AKP’nin zihniyetinin sanata olan düşmanlığı öyle bir dereceye geldi ki, sokakta müzik yapmak, oyun oynamak kabahatler kanunu kapsamına giriyor. Ne zamandan beri sanat yapmak kabahat haline geldi? Asıl kabahat, Dersim halkının yıllardır gerçekleştirdiği Munzur Festivalinin yasaklanmasıdır. Asıl kabahat Dersim halkının doğasının yağmalanması, yakılması, Munzur’un önüne kurulan barajlardır. Dersim halkının kendi öz iradesini tanımayıp kayyum atamaktır asıl kabahat.”
  • Diyarbakır’da sayıları 300’ü bulan müzisyenler düğün salonu sahiplerini protesto etti, kaldırılan bahşiş uygulamasına geri dönülmesini istedi. 200’ü aşkın düğün salonunun bulunduğu Diyarbakır’da üç gündür 70 salonda canlı müzik hizmeti verilmiyor. Göletli Park’ta toplanan müzisyenler davul zurna çaldı, halay çekti ve sık sık ‘direne direne kazanacağız’ sloganını attı. Müzisyenler adına açıklama yapan İbrahim Dağdelen, Diyarbakır’da düğün salonlarında çalışan müzisyenlerin yevmiye ile geçindiğini, eğer ortaya para atılırsa evine bir iki lokma ekmek götürebildiğini, atılmazsa o gün eve parasız gittiğini, bir de bunun üzerine sahte dolarlar atılınca müzisyenlerin ekonomik sıkıntı nedeniyle bunalıma girdiğini söyledi. Ses Sanatçısı İbrahim Nuhat ise “Her salonda sekiz, on kişi çalışıyor. Büyük paralar talep etmiyoruz, en azından müzisyen salona gelip düğünde çaldığında, evine dönerken hiç olmazsa cebinde bir elli lira olsun, çocuğuna süt, ekmek alabilsin. Pazartesi gününe kadar salon sahiplerine mühlet verdik, yoksa hepimiz işi bırakıyoruz” dedi. Sanatçı Nimetullah Yıldız ise “yevmiye yoksa delilo da yok” dedi.
  • HDP İstanbul milletvekili Garo Paylan, Van’ın Edremit ilçesi’ne atanan kayyum tarafından Dilkaya Mahallesi’nde bulunan tarihi Dilkaya Höyüğü’ne ve Ermeni mezarlığı üzerine tuvalet inşa edildiği iddialarını inceledi. Ermeni mezarlığının mezar taşlarının 40’lı-50’li yıllarda yok edildiğine dair bölge sakinlerinin tanıklıklarını aktaran Paylan, “tarihi höyüğün etrafında net bir şekilde mezarlık alanları gördüm. Bir bölümünü greyder düzlemiş. Elimle eşelediğim her yerde insan kemiklerine rastladım. Net bir şekilde mezarlık alanın üzerine mescit, tuvalet ve kafeterya yapılmış. Atalarımızın ölülerine de sahip çıkamadığımız için üzüntü duydum” dedi. Van’ın Edremit İlçesi’ndeki Dilkaya Mahallesi, aynı zamanda ünlü Ermeni ressam Arshile Gorky’nin de doğup büyüdüğü yer. Ressam Gorky’nin, Dilkaya Mahallesi’nde bulunan evinin yanına yaptırdığı ve zamanla tahrip olan çeşmesi 2015 yılında restore edilmiş, Edremit Belediyesi tarafından bilgilendirme tabelası asılmıştı. Milletvekili Paylan’ın aktardığına göre Gorky’nin, çeşmenin ve Edremitteki Ermeni toplumunun hikayesini anlatan bilgilendirme tabelası kaldırılmış, bir süre önce gelen belediye ekipleri ise çeşmenin suyunu kesmiş.
  • “Sanatçılar Yürüyor Platformu”nda bir araya gelen sanatçılar, yollarına “Önce adalet ve özgürlük, ardından sanat” diyerek devam edeceklerini söylediler. Türkiye’deki adalet arayışına ses olmak amacıyla platformu oluşturduklarını dile getiren oyuncu Volkan Yosunlu, “biz kapanan, yağmalanan sahneler, yaşam hakkı elinden alınan çocuklar, tecavüze uğrayan kadınlar, Nuriye ve Semih’in hakkını aramak için yola çıktık ve örgütlendik. Bizim için özgürlük mücadelesi herhangi bir partinin ya da örgütün tek başına sahipleneceği bir şey değil” dedi. Oyuncu Ertürk Erkek de platforma çok sayıda oyuncu ve dansçının dahil olduğunu, barış için de bir kıvılcım olabileceklerini ifade etti. Sorunlarının sadece sanat olmadığını kaydeden oyuncu Cem Baza ise bir yandan adalet ve özgürlük için eylemler, diğer yandan da sanatın gelişmesi için çalışmalar yürüteceklerini dile getirdi. Adaletin olmadığı yerde sanatın da icra edilemeyeceğini söyleyen Baza, “Adalet arayışını devam ettireceğiz çünkü karşımızdaki düşman çok güçlü. Nuriye ve Semih binlerce insana öncülük yaptı. Biz de sanatımız ile direnerek yılmadan devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Oyuncu Defne Halman da, insanların korktuğu bir dönemde yan yana olmanın önemine dikkat çekti. Baskı ve sindirme politikasının çok yoğun olduğu bu süreçte yan yana olunması gerektiğini söyleyen Halman, “Seyircimiz ve dostlarımız ile bir arada olmak çok önemli. Belli bir hedefe, özgürlüklere doğru hep birlikte yürümek ve başarmak önemlidir” dedi.
  • AKP’li belediyenin tarihi Topkapı surlarını düğün salonuna çevirmesine ilişkin haberler 11 ay önce yayınlanmıştı. İnşaatın kurul kararı olmadan yapıldığı ise bir yıl sonra ortaya çıktı. Yaklaşık bir yıl önce Fatih Belediyesine ait Topkapı Sosyal Tesisleri alanı içinde kalan bölgede düzenlemeye gidilmiş, yapılan yeşillendirme çalışmalarıyla birlikte sur duvarları da tadilata alınmıştı. Ardından UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan tarihi surlara portatif çatı monte edilerek, alan düğün organizasyonlarına açıldı. Ancak, 1. derecede sit alanı ve korunması gereken kültür varlıkları olan surların yenilenmesi için Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün izni olmadığı ortaya çıktı. Fatih Belediyesi Meclisi Kültür Varlıkları Komisyonu Üyesi Fazıl Uğur Soylu, 2016 yılı Ekim ayında 1600 yıllık surlarda yapılan tadilatı tespit ederek İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne konunun araştırılması için dilekçe gönderdi. Ancak aradan üç ay geçmesine rağmen dilekçeye cevap alamayınca, dilekçenin işleme dahi alınmadığını öğrendi. Soylu, ‘dilekçe kanununa muhalefet’ suçu ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Memur Suçları Bürosu’nun soruşturma açması üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı da harekete geçti. Kültür Ve Turizm Bakanlığı, İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü 14 Ağustos’ta dilekçeye cevap verdi. Yapılan incelemelerde konu edilen fiziki ve inşaat faaliyetlerine izin veren herhangi bir kurul kararı bulunmadığının tespit edildiği ortaya çıktı. Cevapta şu ifadelere yer verildi: “Kara surlarının müdürlüğümüzdeki arşiv dosyasına yapılan inceleme sonucunda konu edilen inşai ve fiziki uygulamalara izin veren herhangi bir kurul kararı bulunmadığı tespit edilmiştir.” Bunun üzerine Koruma Bölge Kurulu Müdürü Barış Harmankaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Zeytinburnu ve Fatih Belediyesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürülüğü’nden inşaat faaliyetlerine yönelik bilgi ve belgelerin acilen müdürlüğe iletilmesini istedi. Geçen yıl eylül ayında basında yer alan 1600 yıllık surların düğün salonu olduğu yönündeki haberlere ilişkin inceleme bir yıl sonra yapıldı. Fatih Belediyesi Meclisi Kültür Varlıkları Komisyon Üyesi Fazıl Uğur Soylu, İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne verdiği dilekçeye üç ay boyunca yanıt alamayınca müdürlüğe gitti. Dilekçesinin işleme dahi alınmadığını öğrenen Soylu, işleme alınmayan evrakın müdürün odasında diğer evraklardan ayrı bir yerde ortaya çıktığını söyledi. Gerekçe olarak ise ‘kurulun bir alt kata taşındığı ve bu nedenle işlem yapılmadığı’ aktarıldı. Soylu, “Kültür Bakanlığı müfettiş göndererek ilgili koruma kurulunda soruşturma başlattı. Kültür Bakanlığı müfettişleri 14/ 08/ 2017 tarihinde ise beni arayıp konu ile ilgili bilgi almak istediklerini söyledi. Yazılı olarak bilgi verdim” dedi.
  • Cem Baza, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilecek sözleşmeli olarak çalıştığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarından ihraç edilen oyunculardan birisi. Son olarak TRT’de yayımlanacak bir dizide oynamak için teklif alan fakat KHK sonrası geri çekilen teklif ile işsiz bırakılan Baza, ihraç edilmesinin altında yatan asıl sebebin hükümeti eleştiren sosyal medya paylaşımları olduğunu vurguladı. Baza, “Demirtaş ve diğer vekillerin insani paylaşımlarını da kendi hesabımdan paylaştım. Karşımızda akıllı bir düşman var. Politik olmayan bir kaç kişiyi de işten çıkararak işin politik olmadığını göstermeye çalışıyor fakat yaptığım paylaşımlardan kaynaklı kanal sahibi ‘biz bu arkadaş ile çalışmayalım çünkü çok fazla muhalif paylaşımları var’ diyerek benimle çalışmama kararı aldı. Onlar bizi açlık ile terbiye etmeye çalışıyorlar ancak bizim ekmekten çok adalete ihtiyacımız var. Bir şekilde karnımızı doyururuz. Bizi yıldıramazlar.” Sanatın her koşulda muhalif olduğunu vurgulayan Baza, sanatın daha iyiye doğru bir yol almak için var olduğunu ifade etti.
  • Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, halk oyunları kurslarını yasakladı. Müdürlüğün Halk Eğitim Merkezleri’ne gönderdiği yazıda, “Halk oyunları kurs programlarının yeniden incelenmesi, ihtiyaç olması halinde tekrar güncellenmesi için 1. 8. 2017 tarihinden itibaren ikinci bir talimata kadar Halk oyunları kurslarının açılması durdurulmuştur. Kursiyerlerin mağdur olmamaları için aktif olan kursların devam etmesi uygun görülmüştür” denildi. Konuyla ilgili açıklama yapan CHP Bursa Milletvekili ve Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Dr. Ceyhun İrgil, “Halk oyunları ait olduğu toplumun kültür değerlerini yansıtır. Toplumların ulusal duygularını yansıtır. Toplumsal bağlarını pekiştirip kuvvetlendirir. Başka hiçbir kültür olayı tüm gelenek ve görenekleri halk oyunları kadar ifade etmez. Bu yasak kültürümüze saldırıdır. Madem milli ve yerlisiniz folklora neden karşısınız? Folklordan neden korkuyorsunuz? Yoksa tek derdiniz kadınla erkeği bir arada görmeye katlanamıyor oluşunuz mu?” dedi.
  • Tiyatro oyuncusu Orhan Aydın’a Sivas katliamının 24. yıl anma etkinliklerinde yaptığı açış konuşması nedeniyle ‘Erdoğan’a Hakaret” gerekçesiyle dava açıldı. Sanatçı şöyle tepki gösterdi: “Diktatör Bozuntusu” demişim, dedim, diyorum!
    “Sivas’ın hesabı sorulacak” demişim, dedim, diyorum!
    “Sivas’ı yakanlar AKP yi kuranlar” demişim, dedim, diyorum… Ama ben bütün bunları söylerken hiç kimsenin adını anmadım. Sayın savcı hangi gerekçe ile Erdoğan’a hakaret buldu bilemiyorum. Diktatör Bozuntusu denince savcıların bile aklına RTE geliyorsa bu benim suçum değil, gerçeğin görünür olmasıdır.
  • Eylül yeni sanat sezonunun başlangıcıdır. Yaz boyu sanatçılar çeşitli sanat dallarında değişik ürünler tasarladılar ve gerçekleştirdiler. Sonbaharda sanat kesimi yeni sezona hazır,  ancak sanatın engelleyicileri de boş durmuyorlar, ellerinde silahlarıyla hazır bekliyorlar. Sanat alanının giderek kaybedeceği bir şeyi kalmıyor. Zindanın dibinden eğitim emekçileri Nuriye ve Semih’in susturulamayan sesi hala geliyor. “Umut yok” diyenlere adeta “umut yaşıyor nabız attıkça” diyorlar. Bizde sanat alanına sesleniyoruz: Nabız atıyorsa umut hala vardır!

Yorum


işlemi tamamlayınız: