Uzlaşma: e-mail ile Başlayan Bir Ayrılık Hikayesi

[Sema ELCİM]Fransız oyun yazarı ve oyuncu Chloê Lambert’in kendi hayatından yola çıkarak yazdığı ve 2016’da Paris Poche Montparnasse Tiyatrosu’nda bizzat kendini canlandırdığı oyunu “Uzlaşma”, Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor…

Modern bir aile dramı olarak tanımlanabilecek oyunda, iki buçuk sene önce boşanan Pierre ve Anna, üç yaşındaki oğulları Archimede’in bakımı konusunda diyalog kurup uzlaşmak üzere, hâkim tarafından belirlenen bir danışmana başvururlar. Görüşmelerde, işine tutkuyla bağlı bir paleontolog olan Pierre ile bir e-mail’le terk edip boşandığı Anna’nın geçmişleri ve bugünleri, bazen gülünç, bazen sarsıcı diyaloglarla ortaya dökülmeye başlar.

Görünüşe göre, Pierre’in evlilik ve yeni doğan bebekleri yüzünden artan sorumluluğu, ayrıca hayatından ve mesleğinden uzaklaştığı endişesi, çiftin evliliklerinin ani bir şekilde sonlanmasına sebep olmuş, sonrasında her ikisinin de değişmeyen özellikleri ile küçük oğullarının hayatında kendi kurallarına göre var olma çabaları, onları bir çıkmaza sürüklemiştir.

Sorumsuz, yalancı ve güvenilmez bir figür olarak göze çarpan Pierre, tüm olumsuz özelliklerinin yanında, oğluna düşkün bir babadır. Gözyaşlarını kendisine kalkan olarak kullanan, korkuları ve gergin psikolojisiyle karşısındakini zaman zaman bezdiren Anna ise aynı zamanda fedakâr ve oğlunu çok seven bir annedir.

Diğer taraftan görüşmeler ilerledikçe, anne-kız danışmanlar Isabelle ile Jeanne, kendi geçmişlerinin etkisiyle çift karşısında tarafsızlıklarını yitirmeye ve onlar üzerinden kendi hesaplaşmalarını yapmaya başlarlar.

Tempo durgun, sunum çağdaş

Yönetmenliğini Aslı İçözü’nün yaptığı “Uzlaşma”, taraflar arasında zaman zaman yükselen tansiyona rağmen, genel olarak durgun tempolu bir oyun. Çözülmenin erken yaşanması, uzlaşmanın kolay sağlanması, oyunun orijinal metninin kısaltıldığı izlenimini veriyor. Oyuncuların, özellikle de Gökçer Genç’in alçak ses tonu ve oyunun ilk bölümlerinde verilen dış sesin konuşmaları bastırması, bir problem olarak göze çarparken, sahnenin beyaz tahtalarla bölünüp, önünün bir toplantı salonu, arkasının ise bir nevi kulis şeklinde kullanımı çağdaş bir sunum yaratıyor. Diğer taraftan oyuncuların kostüm değişimlerinin görüşmeler arasında geçen zamanı yansıtamaması, algıyı zayıflatıyor.

Orijinal yorumdakine benzer şekilde sahnede Archimede’i temsilen minik boş bir sandalyeye yer verilmesi, ortaya konulan durumda, çocukların göz ardı edilemeyecek varlıklarının bir “uzlaşma” ile korunmasına ne kadar ihtiyaç duyulduğunu hatırlatıyor.

SANAT ATAK

Yorum


işlemi tamamlayınız: