Önce Kadınlar Terk Eder Aşkı!

[Duvar Gazetesi-H.Ayhan Tinin]Oyunun yazarı Maria Goos da sezonun İstanbul’daki son oyunu şerefine salondaydı.Liz ve Richard. Zuhal Olcay ve Burak Sergen.
Konservatuvarı aynı yıl bitiren ve bitirme projesi olan oyunlarıyla büyük beğeni kazanan iki sevgiliyi canlandırıyorlardı. Okuldan sonra da tutkulu bir aşk sürdürdüklerini, fakat günün birinde Liz’in Güney Fransa’ya gittiğini öğreniyoruz. Ve Richard yıllar sonra o oyunu yeniden sahneye koymak istediğinde hiçbir kadın oyuncuyla beğenmeyip, yeniden Liz’i çağırıyor oynamak için.Oyun işte bu iki tutkulu aşığın kısa prova süresinden gala gecesine kadar yaşadıklarını anlatıyor. Aslında Liz ve Richard değil, hikâyede kadınlar ve erkekler var. Dünyanın en sade ve en karmaşık hikayesi; aşk! Adam ayrı geçen yıllarını ne kadar tutkulu ve dolu dizgin yaşadıysa, kadın da o denli sakin ve güvenli bir alanda kalmayı tercih ederek geçirmiş. Adamın hayatında bir sürü kadın var. Aslında kimse yok. Kadının hayatında onu seven bir adam var. Aslında kimse yok.
Anlıyoruz ki ‘yeni oyun’ bir bahane. Adam kimsenin o rolü, kadın gibi oynayamayacağını ve sonunda onu çağıracağını en baştan biliyor. Yanıtını aradığı soru başka. Bizim için halâ bir umut var mı? Kadın ‘oyunu kurtarma’ya geldiğini söylediyse asıl amacı başka. Ruhunun gerçek hayata, bu tutkulu aşka hâlâ karşı koyabilme gücü var mı? Oyunun ilk gecesinin sonunda her ikisi de aradığı yanıtı buluyor. Hırpalanmış bir tutkunun sevgiye dönüşememiş hâli, yeniden kanamayı göze alamayan korkak bir sonuca dönüşüyor her ikisi için de.
Zuhal Olcay oyun boyunca iki, hatta üç karakteri canlandırıyor. Bunu da olağanüstü bir biçimde yapıyor. Bedeninden sesine, jestlerine vurgularına kadar diğer karaktere geçerken yaptığı değişimle sanatına büyük bir alkışı hak ediyor. Burak Sergen de oyun boyunca üç karakter içinde buluşuyor seyirciyle. Fakat o nasıl bir tempo, nasıl bir halden hâle geçiş! Âdeta iki bin voltluk bir enerjiyle sahnede ayak basmadık yer, dekorda dokunmadık, işlev yüklemedik bir alan bırakmadan seyirciye doyumsuz bir teatral gösteri sunuyor.
Öncelikle eğer tiyatro tutkunuysanız oyundan eliniz boş çıkmayacaksınız! Ancak aynı zamanda kadın, erkek, aşk, insanın ve hayatın olağandışı sisli koridorlarına meraklıysanız, alacağınız lezzet geometrik olarak artacaktır. Ne diyor bize ‘Aşk Halleri’? Önce kadınlar karar verir. Önce kadınlar terk eder aşkı! Erkekler göze alamayacak kadar korkak, karar veremeyecek kadar cesaretsizdir çoğu zaman. O nedenle erkekler şair olur. Kadınlar gider. O nedenle erkekler, Richard’ın söylediği gibi ‘bir ya da iki kişinin tiyatrodan çıkarken her şeye yeniden başlayacak gücü bulmasına’ duacı olurlar. Aragon “Mutlu aşk yoktur” der. Attila İlhan ise “Ayrılık da sevdaya dâhil.”
En çok erkekler kaba ve duygusuz görünmeye çalışır ve en çok erkekler şair olurlar. Erkekler sorularıyla baş başa kalır, kadınlar soruların yanıtını bulup karar verirler. Oyunda da Richard türlü denemelerle “Beni hâlâ seviyor mu?” sorusunun yanıtını ararken, Liz yanıtı çoktan bulmuş ve ikinci soruya geçmiştir “Bir kez daha gitmeli miyim?” Kendisini seven ve huzurlu, tahmin edilebilir, güvenli bir adamla aşık olduğu, tutkulu, tehlikeli oyunları seven ve kestirilemez ancak bir o kadar da heyecan verici bir adam arasında karar vermek zorundadır şimdi kadın. Hangisi?
Richard olabildiğince güçlü, kararlı ve yukarıda dururken, Güney Fransa’daki adam bir hata sonucu zenginliğini kaybettiği gibi şimdi sevdiği kadını da kaybetmek üzere olduğunu anlar ve gözyaşlarıyla Liz’in kapısına gelir. Erkekler kadınların gözyaşından nefret eder. Kadınlarsa erkeklerin gözyaşına dayanamazlar. Kadınlar gider. Bazen yalnızca ruhlarıyla, bazen fiziksel olarak… Kanlı bir bıçağı beyaz çarşafların üstüne bırakırlar. Erkekler o kırmızılıkla başa çıkmaya çalışır çoğu kez, başaramazlar.
Richard sahnede insanların hayatına ayna tutmak istese de, o aynayı kendi hayatına çeviremez. Yalnızca bu oyundaki rol için değil, bundan sonra sahnede kalabilmek için de Liz’e ihtiyacı vardır. Liz ise sahnede onun için oynayan bir adamın tutkusundan, o tutkunun kendi içindeki deli dolu canavarı dışarı çıkartacağından korkar. Mutlu olmak için değil, iyileşebilmek için gitmeyi seçer.
Aşkı önce kadınlar terk eder! ‘Aşk Halleri’ insan hayatında tek doğrusu ve tek yanıtı olmayan bir dünyanın, çok boyutlu yanıtları arasında seyirciye düşünmeye çağırıyor. Ve biliyoruz ki, bu yanıtları düşünerek bulmak mümkün değil.
Oyunun tanıtım kitabında bir Attila İlhan şiiri var. O halde biz de yazımızı bu ustanın dizeleriyle bitirelim:
“Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız.”

DUVAR

Yorum


işlemi tamamlayınız: