Sahne Sınırlarını Zorlayan Bir Tiyatro Oyunu: İyi Şanslar

[Duvar gazetesinden Ayhan Tinin’in yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz] Hızla kirlenen; fiziksel, sosyal ve insan doğası anlamında çöplüğe dönen bir dünyada ‘insan’ kalabilmek için hepimizin şansa ihtiyacı var.

Devlet Tiyatroları’nın yeni salonu Mecidiyeköy Stüdyo Sahne, sezonu Okday Korunan’ın yazıp yönettiği ‘İyi Şanslar’ oyunu ile açtı.

Toplumun, biri alt sınıflardan diğeri ise ‘ülkenin en iyi okullarında okuyan’ üst sınıflarından gelme iki insanını bir çöplükte bir araya getiren oyun ışık, ses ve müzik tasarımıyla daha en başta seyirciyi yakalıyor.

XX ve YY oyunun sahnedeki iki karakteri… Biri kravatlı ve elegan, öteki serseri ve sıradan. Her ikisi de zamansız bir dünyayı sembolize eden çöplükte, hayatla yapmış oldukları kirli anlaşmalarla yüzleşiyor.

XX karakterini Kâmil Korunan canlandırıyor. Oyun ilerledikçe XX karakterini, adeta bir kartopu gibi sahnede büyüterek finale taşıyor. YY karakterinde ise Kerim Altınbaşak, sahnede doğru seçilmiş soğuk ve mesafeli bir duruşla, iki karakter arasındaki ayrımı iyice vurguluyor.

Klasik olay örgüsüne sahip değilmiş gibi görünen oyun, sembollerden oluşan bir dünya kurarak, aslında birbirine benzeyen ve oyunda söylendiği gibi ‘suçluyu dışarıda aradığımız’ hayatlarımızla bizi yüzleştiriyor. Bu bağlamda o rahatsızlık veren kara mizahla karşılaşıyoruz.

“Daha önce tanışmadık ama seni tanıyorum!” Bu diyalog oyun karakterleri ile benzerliklerimize ışık tutuyor.

Oyunda sözü geçen karakterler Domino Taşı, Torik, Makinist, Gişeci Kız, Astrolog, eğer isim ve mesleklerini değiştirsek, her biri hayatımızın dehlizlerinde yer alan, hikayelerini değiştirerek ve saklayarak anlattığımız insanlar…

Okday Korunan bu ayrıcalıklı metinde, bir bavula sığdırılmış geçmişimizi, ancak birbirimize güvenerek ve yüzleşerek temizleyebileceğimizi anlatıyor. Eğer şansımız varsa…

Yönetmen olarak bildiğimiz temiz rejisiyle Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’nin fiziksel olanaklarını en üst düzeyde kullanmış. 360 derecelik sahnenin, böyle bir metin için olanakları artırmasından da en iyi şekilde yararlanmış. Aynı zamanda göstermeci bir yaklaşımla, bir saat on beş dakikalık oyun boyunca bizi sık sık içimize bakmaya zorluyor.

İçi boşaldıkça ve anlamlarımızı yitirdikçe ağırlaşan bir valiz gibi ömrümüz. Kendi hayatımızın çöplüğünde sıkışan gazlar patladıkça, büyük cümlelerin hayatı tanımlarken çok cılız kaldığını, belki anlayacağız…

Neyi aradığını unutmuş insanlık, sistemin lağım kokusu ve asit gazları arasında bir delikten diğerine geçerek koşuştururken, nefes almak için durabilenler yarına kalacak belki…

Birbirinden duygu ve insanlık dilenenler, her sokakta dilencileri aşağılayanlar; yalancı merhamet cümleleriyle yüreklerini soğutmaya çalışırken en kanlı cinayetlerini kendilerinden bile saklayanlar, aynı arenanın gladyatörleri gibi birbirlerinin sırtlarını sıvazlayanlar… Diğerine hükmetme fırsatını kollamakta! Güçlüymüş gibi yapabilme savaşı bu; ilk emri alana kadar…

Suç yok! Suçlu yok! Bir faili meçhul ömrümüz, içinde itiraf edilememiş hüzünler saklı.

Yazar ve yönetmen olarak Okday Korunan yine sıra dışı bir işe imza atmış. Bu sezon hangi ödüllerle buluşacağını izleyeceğiz.

Oyunun yönetmen yardımcısı Turan Günay, yan taraf büyük salonda başka bir oyunla sahnede olduğundan prömiyere katılamadı. Işık tasarımında Önder Arık olağanüstü bir atmosfer yaratmış. Bir ekip çalışmasının verimini gördüğümüz ilk akşamda, dekor tasarımında Şirin Dağtekin Yenen, kostüm tasarımında Nalan Alaylı, müzikte Alper Maral, dramaturg Eren Aysan, sahne amiri Emre Emin Aravi ve prodüksiyonda yer alan herkesin gözleri ışıl ışıldı.

Bir de sürprizi var oyunun. Yer altındaki ve üstündeki dünyanın gizli kurgucusu… Bilmem ki, belki bütün mesele onu gün ışığına çıkartmak… Belki bütün mesele vicdanlarımızı gün ışığına çıkartmak, hepsi bu…

Böyle bir şey işte tiyatro… Gerçek dünya, gerçek olmayan bir sahnede önümüze serilir, biz ışıkların aydınlattığı, seslerin geldiği yere bakarız; ışığın, seslerin, desenlerin ve sahnenin yaratıcıları karanlığın içinden bize bakar… İçimizi temizleyebildik mi diye… Tiyatro arındırır.

Bütün emeği geçenlere “İyi Şanslar” diliyoruz.

Diken

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: