Erdoğan Mitrani
‘Bir Ziyaret’
“Bu dünya beni orospu etti; ben de onu geneleve çevireceğim…”

İsviçreli roman, oyun yazarı, ressam Friedrich Dürrenmatt (1921-1990), insanî gerçeğin günümüzde ancak güldürüyle yansıtılabileceğini, trajik olanın bunun içine yerleştirilmesi gerektiğini, komikten güldürü karşıtı bir şey yapmak için yararlandığını belirtmiştir.
Hınzır mizahıyla paranın gücü karşısındaki ahlaki ve toplumsal ikiyüzlülüğü kıyasıya eleştirdiği, dünyada ve bizde defalarca sahnelenmiş ünlü kara güldürüsü ‘Yaşlı Kadının Ziyareti’ (1956) bu sezon İBBŞT’de ‘Bir Ziyaret’ adıyla, gösterişli bir müzikal olarak karşımızda. Kalabalık kadrolu oyunu yöneten Yıldırım Fikret Urağ şarkı sözlerini de yazmış. Dekor-kostüm tasarımını Eylül Gürcan, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu, efekt ve video tasarımını Serkan Yavaşkan üstlenmiş. Müzik Burçin Elmas Çubukçu ile Şiringül Kaya’nın, koreografi İbrahim Ulutaş’ın.
Claire 17 yaşındayken kasabada sevgilisi Alfred’den hamile kalır; çocuğun kendisinden olmadığını iddia eden Alfred, iki yalancı tanıkla babalık davasından kurtularak zengin bir kadınla evlenir. Sürgüne gönderilen, doğurduğu çocuğu ölen, yaşamını fahişelikle kazanmak zorunda kalan Claire’e, zengin bir müşterisi âşık olur ve yıllar sonra yaşlı milyarder Claire Zachanassian (Şebnem Köstem) olarak, yanında boş bir tabutla doğduğu kasabaya döner.
Savaş sonrası unutulan, yoksulluğa terk edilen kasaba halkına servet bağışlayacağını, ancak kendisine yapılan haksızlığın ortadan kaldırılmasını ister. Bağışının bedeli Alfred’in ölümüdür. İnfialle karşılanan teklifin ardından yaşlı kadın bekleyeceğini söyler. Zamanla ahlaki ibre tersine döner, tüm halkın çağrıldığı kasaba meclisi toplantısında Alfred’in ölüm kararı çıkar. Claire belediye başkanına çekini verir, Alfred’in cesedini getirdiği tabuta koydurur, onunla birlikte kasabadan ayrılır.
‘Bir Ziyaret’, sadece somut değil, soyut değerlerin de satın alınabileceğini, her şeyin parasal karşılığının olduğunu vurgular. Kadın aslında adaleti değil, tüm kasaba halkının ahlaki değerlerini satın almıştır.
Görselliği, şarkıları, koreografisi, oyuncu ekibinin dört dörtlük uyumuna karşın ‘Bir Ziyaret’ kanımca amacına tam ulaşamamış bir çalışma.
Müzikal bölümler başarılı ama tempoyu düşürüyor, izleyiciyi oyunun mesajından koparıyor, oyunu ara hariç 155 dakikaya uzatıyor. Arada evet/hayır oy pusulaları dağıtılması, seyircilerin kasaba meclisine dönüştürülmesi, oy toplayan oyuncuların seyircilerin arasına girmesi anlatıya interaktif boyut katacağına, sonucunun ne olacağı bilindiğinden samimiyetsiz ve yapay kalıyor.
Asıl kusur, adından kaldırılması zaten yanlış olan ‘yaşlı kadın’ın yaşlılığının göz ardı edilmesi. Metne yamanan “oramı buramı yaptırdım” repliğiyle rol, zaten yaşından genç duran başarılı oyuncu Şebnem Köstem’e fazla büyük geliyor. Claire’in yaşlı bir kadın oluşu, sadece Alfred’e değil tüm kasaba halkına karşı alter-ego’su panterinki kadar yırtıcı intikam tutkusunu yıllarca damıtmış olduğunu vurgular. Oysa fazla genç, fazla güzel Köstem, birbirinden çirkin kostümleriyle, sıradan bir orospudan lüks bir kindar fahişeye dönüşmüş gibi duruyor.
Perde arasında karşılaştığım deneyimli bir oyuncu arkadaşım nasıl bulduğumu sorduğunda ‘bulamadım’ dedim. Şaşkınlıkla ‘neyi?’ dediğinde, ‘neyi değil kimi’ dedim, “Dürenmattı bulamadım”.
Tabii ki karar sizin 14, 15, 16, 17 Ocak Muhsin Ertuğrul ve sezon boyunca İBBŞT sahnelerinde.
***
‘Öylece Durur Zaman’
“Fotoğrafçıların kadraja girip beğenmedikleri şeyleri değiştirmelerini bekleyemezsin. Bizim işimiz gerçeği yakalamak, yeniden sahnelemek değil. Kameranın işi hayatı kaydetmek; değiştirmek değil.”
1954 doğumlu, Pulitzer ödüllü Amerikalı oyun yazarı, akademisyen Donald Margulies’in 2020 tarihli oyunu ‘Time Stands Still / Öylece Durur Zaman’, bu sezon Mehmet Ergen yönetiminde sahneleniyor. Savaşın dehşetini belgeleyen savaş muhabiri bir çiftin, Irak’ta travmatik bir deneyimin ardından Manhattan’daki dairelerinde hayata tutunma çabalarının paralelinde değişen medya düzenini çarpıcı bir dille ele alan oyunun, dekor tasarımını Barış Dinçel, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Fatih Mehmet Haroğlu, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz, görüntü tasarımını Emre Turgaylı üstleniyor.
Uzun yıllar, pek çok savaş bölgesinde çalışan 40’lı yaşlarınındaki fotoğrafçı Sarah (Sevil Akı) Irak’tayken, çok yakınında bir bomba patlamış, ağır yaralanan kadın kısa bir tedavinin ardından uzun zamandır ayrı kaldığı evine dönmüştür. Sekiz yıldır işini ve yaşamını paylaştığı partneri James (Murat Coşkuner) yaralanma olayından önce döndüğü için kendini suçlu hissetmektedir. Fiziksel ve duygusal olarak yıpranmış çift, zamanın onlar için durduğu bu süreçte toparlanmaya çalışır. En yakın arkadaşları, ikiliyi finanse eden derginin fotoğraf editörü Richard (Mert Tanık), kendinden epey genç yeni kız arkadaşı Mandy (Pervin Bağdat) ile ziyaretlerine gelir. Arkadaşlarının saf görünümlü, Richard’a âşık, onu mutlu etmekten ve ondan bir çocuk sahibi olmaktan başka bir şey istemeyen genç Mandy ile sıcak ilişkisi, James ile Sarah’nın kendi ilişkilerini ve yaşam biçimlerini sorgulamalarına neden olur. Savaş kurbanlarına yardım etmek yerine onları fotoğraflama tercihinin eleştirileceğinin bilincinde olmasına karşın, yaptığı işe inançla bağlı Sarah, kamerasını insanların aşırı koşullar altında yaşamaya zorlandığı süreçlerde ‘anı sabitlemenin’ bir yolu olarak kullanmaya kararlıdır. Daha az çılgın, az telaşlı, huzurlu, daha normal bir yaşam düşleyen James, çok sevdiği, çok şey paylaştığı Sarah ile evlenmeyi arzulamaktadır…
Son derece zengin ve katmanlı metninde Margulies, çiftin bu iç hesaplaşmasını, insanî sorumluluk ile çevresindeki gelişmelere umursamaz ve duyarsız toplumun karşıtlığı olarak yansıtıyor. Savaş fotoğrafçısının tanıklığının etik boyutunu, enstantaneyi çektiğindeki soğukkanlılığıyla müdahale arzusu arasındaki çatışma üzerinden irdelemekle yetinmiyor; müze ve galerilerde sergilenen, kitaplarda derlenen bu fotoğrafların sanatsal formata dönüşümlerinin tarihsel ve kültürel hafızaya evrilmelerini de konu ediniyor.
Oyunun, 2020’lerin Amerikalısını dünyadaki, çoklukla ABD’nin yarattığı kaosla yüzleşmeye çağıran politik mesajı, yanı başımızda yıllardır süregelen çatışmalar düşünüldüğünde bize çok daha yakın bir yaraya dokunuyor.
Yönetmen Ergen, dört karakterinin düşüncelerine, duygularına, ilişkilerine derinlemesine dalan rejisinde, Margulies’in politik mesajını ustalıkla, slogancılığa kaçmadan, altını aşırı çizmeden sindire sindire hissettirmeyi başarıyor. Oyunda zamanın iyice durduğu ‘es’lerde, Emre Turgaylı’nın savaşın vahşetini çatı katının ekrana dönüşen pencerelerinde yansıtan görüntü tasarımı, tanıklığın etik ve politik boyutunu birebir yansıtıyor. Oyunun ışık, kostüm, efekt tasarımları çok başarılı. Dinçel’in etkileyici dekoru Manhattan’daki çatı katını birebir var ediyor. Ancak orijinal metinde Sarah ile James Manhattan’da değil, maddi ve manevi yaşam standartlarına uygun daha mütevazı bir semtte, Brooklyn’de yaşarlar. Sahnedeki mekân hem onlara göre fazla şık ve zengin işidir, hem de metnin mahrem ve kişisel tonlamasına ters gelen aşırı büyük ve kalabalıktır.
Mehmet Ergen, oda müziği tadında yazılmış ‘Öylece Durur Zaman’ın oyuncularını bir yaylı çalgılar dörtlüsü gibi yönetiyor. Son zamanlarda hep komedilerde izlediğimiz, Sevil Akı bu dramatik yorumunda müthiş başarılı. Oda müziği partisyonlarında enstrümanların hepsi, sololar, düetler ya da ikili üçlü ‘ensemble’larda eşit değere sahip olsalar da çoğunlukla 1. kemanla viyolonsel biraz öne çıkar. Oyundaki dört dörtlük, başarılı ekip yorumunda biraz farklı bir durum yaşanıyor; 2. keman Pervin Bağdat ile viyola Mert Tanık benzersiz doğallıkları ve inandırıcılıklarıyla sahnede göründükleri her an öne çıkıyorlar.
Travma sonrası depresif durum üzerinden, sağlam bir siyasi ve toplumsal eleştiri getiren, sağlam bir metnin başarıyla yönetildiği, ustalıkla oynandığı ‘Öylece Durur Zaman’, İBBŞT’de son zamanlarda izlediğim en başarılı işlerden biri.
Her girdiğinde doğal iç ışığıyla sahneyi aydınlatan Pervin Bağdat’ı izlemek de cabası. Mutlaka izlenmeli. 7, 8, 9, 10 Ocak Musahipzade Celal, 28, 29, 30, 31 Ocak Kerem Yılmazer ve sezon boyunca İBBŞT sahnelerinde.
