Müzisyenin Emeği Sömürü Altında

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[Tuğçe Çelik’in BirGün‘de yayımlanan yazısının bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.]

Derinleşen ekonomik kriz müzik emekçilerini olumsuz etkiliyor. Eğitimini sürdürürken geçimini sağlamak için kurslarda ders veren müzisyen gençler, “Sistem bizi köleleştiriyor, sadece patronlar zenginleşiyor” diyor.

Türkiye’de müzik eğitimi almış gençler, artan yaşam maliyetleri ve güvencesiz çalışma koşulları arasında hem eğitimlerini hem de mesleklerini sürdürmeye çalışıyor. İstanbul’a hayallerinin peşinden gelen müzik öğretmeni Hakan, konservatuvar mezunu Ahmet ve İzmir’de eğitimini sürdürürken çalışan Selma’nın anlatıları; uzun çalışma saatlerine rağmen asgari ücrete dahi yaklaşamayan gelirleri, sigortasızlığı ve geleceksizlik duygusunu gözler önüne seriyor.

Güvenlik gerekçesiyle isimlerini vermek istemeyen, özel müzik kurslarında ders vererek geçinmeye ve eğitimlerini sürdürmeye çalışan bu gençler için hayatta kalma mücadelesi, giderek insani sınırların dışına taşan bir baskıya dönüşüyor. Bu durum patronları memnun ediyor çünkü müzik eğitimi alan ya da mezun olan gençler onlar için ucuz işgücü anlamına geliyor. Kayıt dışı, güvencesiz çalışma ve patronların kâr hırsıyla emek sömürüsü altında ezilen gençler bu sorunların çözülmesini istiyor.

Ertelenen Hedefler

Aydın’dan 1,5 yıl önce İstanbul’a gelen Hakan müzik öğretmenliği mezunu olduğunu, 2 arkadaşıyla aynı evi paylaştığını anlattı. “İstanbul’a gelme amacım müzik yapmak, yüksek lisansa başlamak, bestecilik ve kompozisyon üzerine eğitim almaktı” diyen Hakan geçinebilmek için kurslarda müzik öğretmenliği yaptığını, eğitim hedeflerinden taviz vermek zorunda kaldığını belirtti. İstanbul’da yaşamanın zorluklarına işaret eden Hakan “Her geçen dakika düşünmek zorunda olduğum şey kira, fatura ya da harcayacak olduğum paranın gelirimin altında mı üstünde mi olduğu. Bu durum üzerimde büyük baskı kuruyor. Yarın hangi işe gidebilirim, işimden olur muyum ya da para kazanabilir miyim anlamında hiçbir netlik yok. Özel bir müzik okulunda haftada 5 gün, günde 10 saat çalışıyorum. Ayda 160 saat ders veriyorum, en fazla 40 bin lira kazanabiliyorum. Bir sevgilim olsa onunla vakit geçirebilmek için fazladan bir gün çalışmam lazım” dedi.

Bankaya Bağlı Ekonomi

Konservatuarın çalgı bölümünden mezun olup yüksek lisans eğitimini sürdürürken bir yandan da çalışmak zorunda olan 24 yaşındaki Ahmet ise sektördeki emek sömürüsüne dikkat çekti. Ahmet, “Mezun olur olmaz iş arayışına soyundum lâkin karşımda bir duvar gördüm. Emek sömürüsü had safhada. Emeğinin karşılığının yanında lafı bile edilemeyecek rakamlara çalıştırıldığım zamanlar oldu. Elimden enstrümanı düşürdüğüm vakit huzursuz olan biriyim. Müzik düşünmeden yaşadığım bir gün yok” dedi. Müzik eğitimi veren iki kurumda çalıştığını vurgulayan Ahmet şöyle devam etti: “Biri saat başına 140 lira veriyor, aylık 6-7 bin lira arası kazanıyorum. Diğeri ise ders başına 300 lira veriyor. Haftanın yedi günü çalışıyorum, aldığım para asgari ücreti zor buluyor. Haftanın yedi günü çalışıyorum bir gün bile izin günüm yok. Bir gün dinleneyim, uyuyayım diyemiyorum. Gezmek zaten lüks. Tek avantajım ailemle birlikte yaşıyor olmam. Kazandığım para hayatta kalabilmek için yaptığım borçlara gidiyor. Maaş yatınca borcu ödemeye çalışıyorum, asgarisini bile karşılamıyor. Sonra yatırdığım kartla tekrar alışveriş yapıyorum. Böylece borç devir daimi oluyor, bankaya bağımlı yaşıyorum.” “Covid-19 salgınında 103 müzisyen intihar etti geçinemediği için. Kimse bunu konuşmadı” diyen Ahmet özetle şunları söyledi: “Nâzım diyor ya “Güneşi zapt edeceğiz güneşin zaptı yakın.” Onun da ifade ettiği gibi yaşamakta ayak direyeceğiz. Zaten depresyona girmeye de vakit kalmıyor. Bu sömürü düzeni bizi köleleştiriyor; patronlar zengin oluyor başka da bir şey olmuyor.”

Devamı için tıklayınız.

Paylaş.

Yanıtla