Köln’de Frida Kahlo

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Zehra İpşiroğlu

Yaşamak için Yaşamak

Sahnede yaşam dolu genç bir kadın, aktif, politik, cesur… Genç arkadaşıyla birlikte politik yaşamın içinde, protestolar, mitingler, heyecan, dayanışma…

Ansızın hareketli yaşamını paramparça eden korkunç bir kaza…Frida hastanede, Frida hayata dönmeye çalışıyor, Frida bütün gücüyle kendini zorluyor, direniyor. Frida pes etmeyecek, acıların içinden geçerek mücadele edecek, direnecek ve başaracak.

Resimlerinde Frida Kahlo kendi yaşamını sergiliyor, bilinçaltının derinliklerine gömüleni, sınırsız acıları, travmaları, korkuları sergiliyor. Hayata ve sanatına sımsıkı sarılıyor. Ve sonra birden tutkuyla sarıldığı sanatı ona çıkış yolunu gösteriyor.

Kurgu ve oyunculuk

Sahnede yumuşak geçişlerle Frida Kahlo’nun yaşamından ve sanatından çarpıcı kesitler izliyoruz. İlk bölümde onun politik yaşamı ve dirençli, güçlü kişiliği sergilenirken ikinci bölüm sanatçı Diego Rivera’yla fırtınalı ilişkisinde odaklaşıyor. Hüzünlü sahneleri, neşeli sahneler, şarkılar, danslar izliyor. Sahnelemede izleyiciyi oyunun içine çeken müthiş bir dinamizm var, tabii bunda başta Frida’yı oynayan Songül Karaca’nın güçlü oyunculuğu olmak üzere oyuncuların da payı büyük. Öte yandan Songül Karaca yalın, düz, iniş ve çıkışları, ruhsal dalgalanmaları aşırı olmayan soğuk, bilinçli Avrupai bir Frida Kahlo karakteri yaratmış. Onun Frida’sı bizim imgelemimizdeki Frida’dan biraz farklı. Oyuncuların hepsinin sözlerinin çok rahat anlaşılması, oyun metninin de kolay, anlaşılır ve akıcı olması sahne ile izleyici arasında yoğun bir duygu alışverişine yol açıyor. Bu açıdan Köln Kulturbunker’de izlediğimiz bu oyunun  başarılı olduğunu düşünüyorum.

Neden biyografik tiyatro?

Bu oyun ister istemez biyografik tiyatro üzerine düşündürüyor bizleri. Ünlü bir kişinin yaşamı neden sergilenir? Amaç sadece onu tanıtmaksa, onun değerini, önemini hatırlatmaksa bu yeterli olabilir mi? O kişiyi belli bir kültürel düzeyi olan tiyatro izleyicilerinin çoğu zaten tanımıyor mu? Bundan birkaç yıl önce Jülide Kural’ın oyunculuğuyla Rosa Luxenburg’u  izlediğimde bu soruyu  kendime sormuş ve yanıtını bulamamıştım. İlk kez Boğaziçi ekibinin  İstanbul’da sergilediği Sevgi Soysal Yaşamakta İsrar Ediyor Hâlâ adlı oyununda bu sorunun yanıtını buldum. Çünkü sahnelemede Soysal’ın roman ve öykülerinde yarattığı kurmaca figürler canlanarak onun yaşamına, mücadelesine, kişiliğine ışık tuttuğu gibi bir dönemi de gösteriyordu. Gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği hem düşündürücü hem de eğlenceli bir sahne yorumuydu bu.

Peki Frida Kahlo hangi amaçla yazılmış ve sahnelenmiş?  Sakat olmasına rağmen güçlü bir sanatçı olduğunu ve sımsıkı hayata tutunduğunu biliyoruz. Bunun ötesinde Frida bu oyunda bizlere, yani bugünün izleyicisine acaba ne söylüyor?

Oyunun düşünsel tasarımı

Frida Kahlo’nun sanatına baktığımızda kendisinin de içinde olduğu (resimlerinde hep Frida’yı görüyoruz) bir kâbus dünyasının içine çekiliyoruz. Gerçeküstü resimlerinde yer yer semboller ve metaforlarla acıyı, hastalığı, sakatlığı, korkuları sergiliyor. Frida kendi hasta bedenini sergiliyor; özel olanı politik, görünmeyeni görünür kılıyor. Erkeklerin görmek istediği güzel, sevecen, sağlıklı kadını değil acı çeken, dibe vuran kadını, kısaca yaşamın yok sayılan, karanlık yanını sergiliyor. Eril bakış güzel kadın imgesiyle kadını nesneleştirirken, Frida kendi özgün bakışını yakalıyor, böylece eril bakışı yok ederek bir tabuyu kırıyor. Ama ataerkilliğin had safhada yaşandığı Meksika gibi bir ülkede sanatıyla yeterince kabul görmüyor.

Kadını güzel bir obje olmaktan çıkartarak ataerkil klişeleri kırması onu ötekileştiriyor. Ancak ölümünden çok sonra feminizmin gelişmesiyle birlikte Kahlo’nun sanatının değeri de keşfediliyor.

Frida Kahlo’nun resimleri kadın bedeninin reklamlardan dizilere değin sürekli olarak en çarpıcı biçimlerde sergilendiği günümüz dünyasında belki de her zamankinden daha güncel, çünkü eril bakışın kadını hapsettiği güzellik duvarlarını kırıyor, böylece kadını nesne olmaktan çıkarıp ben de varım diyen güçlü bir özneye dönüştürüyor.

Kadının, erkek egemen bakışın dayattığı ya da modanın ön gördüğü gibi değil de kendi gibi olmasını Kahlo’nun alacalı bulacalı renklerin ağırlık kazandığı yerel giysilerinde ya da o dönemde erkeksi sayılan kalın kaşlarında da görüyoruz. Özgünlüğünün ve doğallığının tipik bir göstergesi sayılan bu duruşunun bu sahnelemede yeterince kullanılmamasının nedeni onu tarihselliğinden ve yerelliğinden soyutlayarak bize daha yakınlaştırmak olabilir mi? Yoksa böyle bir yaklaşım Songül Karaca’nın yarattığı Frida Kahlo’ya pek uymuyor mu?

Frida’nın iç çatışmaları ve çelişkileri

Sonuçta Kahlo’nun başkaldırısının ve bu başkaldırının yaşandığı toplumdaki etkilerinin bu oyunda vurgulanmamasının temel bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Öte yandan bu kadar yaratıcı ve güçlü bir kadın nasıl oluyor da sevgilisi Diego’dan bir türlü kurtulamıyor? Gerçi o da Diego’dan bağımsız bir yaşam sürüyor, çeşitli ilişkileri oluyor ama yine de Diego’nun çekim gücünden bir türlü kurtulamıyor. Onun bütün hovardalıklarını, dahası kız kardeşiyle kendisini aldatmasını bile sineye çekebiliyor. Sanatında ataerkilliğin sınırlarını kıran başkaldırısı özel yaşamında sessiz bir kabullenişe dönüşüyor. Sahnelemede bunun da altının çizilmesi, yaşadığı çelişkilerin ve çalkantıların gösterilmesi Frida Kahlo’nun çelişkili kişiliğine derinlik kazandırabilirdi.

Ancak bu sahnelemede sadece kronolojik bir sıralamayla Frida’nın yaşamı anlatılmış. Öte yandan ilk bölümdeki politik Frida’nın ikinci bölümde büsbütün gözden yitip gitmesi, sadece aşk hayatındaki iniş ve çıkışların verilmesi de oyunu yüzeyselleştiriyor. Frida’yı Diego ile aldatan kız kardeş rolü ise iyice havada kalıyor. Böyle bir sahneye yer verilecekse kız kardeş ilişkilerinin de gündeme gelerek derinleştirilmesi gerekiyordu. Ancak kız kardeş sahnesi oyundan çıkartılırsa da oyunun bütünlüğü bozulmayacaktır.

Dramaturji çalışması ve sahne yorumundaki bu temel sorunlar büyük bir emek ve özenle hazırlanmış çok güzel bir çalışmayı ister istemez etkiliyor. Sahne yorumunda gereksiz sahnelerin çıkarılması, önemli yerlerin vurgulanması, oyuna derinlik ve anlam kazandırılması bağlamında bazı değişikler yapılabilir mi? Bunu daha sonraki gösteriler belirleyecek. Bazen bir oyun zaman içinde izleyiciyle birlikte gelişiyor, büyüyor. Frida Kahlo’nun da yolunun bu açıdan açık ve uzun olmasını dilerim.

www.zehraipsiroglu.com

Bu yazı tebOyun‘da yayınlanmıştır.

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Zehra İpşiroğlu

Yanıtla