‘Sonra’ Değil, Şimdi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Haftanın 6 günü çalışan, okuma yazmayı Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneğinde öğrenen, hayatın içinde her şeyi ‘sonra’ diyerek geçiştiren işçi kadınlar ‘Sonra’ isimli oyunla sahnedeydi.

“Ben sadece biraz kendim olmak istiyorum

Ben sadece kendime ait bir zaman istiyorum”

Kendini keşfetmek, var olmak ve yalnızca kendisine ait bir zaman isteyen kadınların hikayesi, “Sonra” adlı oyun, geçtiğimiz günlerde Tuzluçayır’da sahnedeydi.

Oyun öncesi hem salonu dolduran hem de oyuncu kadınların heyecanları, mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Seyirci olarak komşusunu, dostunu izlemeye gelenler işlerinden, evlerinden çıkmış; sahneye çıkan kadınlar ise ev işlerinden, çalıştıkları işlerden arta kalan zamanlarda oyuna çalışmış kadınlar. Oyuncular arasında haftanın 6 günü çalışan, yaşlı bakımı yapan, haftanın 5 günü temizliğe giden, okumayı ve yazmayı Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneğinde öğrenerek senaryoya çalışmış kadınlar bulunuyor.

Ütüsüz gömlekler, akşam yemeği, çocuğun ödevi…

Oyun başladığında sahnede isimsiz bir kadın, eşi ve kayınvalidesi bulunuyor; bir de kadını baskılarıyla çembere alan diğerleri. “Biz komşuyuz, biz akrabayız, biz düzeniz” diyor çemberin parçaları.

Hemen ardından işten eve gelip ev işleri içerisinde kaybolan; “Birazdan işim bitecek” derken mutlaka bir ev işi daha önüne koyulan bir kadını izliyoruz.  Kadın, “Sonra dinlenirim, sonra dışarıya çıkarım” dedikçe günleri aynı çemberin içinde dönüp duruyor: “Ütüsüz gömlekler, akşam yemeği, çocuğun ödevi…”

“Kader” gibi yazılmış bu senaryo, salonu dolduran kadınların hayatından bir kesit sunuyor. Ancak sahnedeki kadınlar seyircileri de yanına alarak bu “kaderi” ellerinin arasına alıyor. Forum tiyatro yöntemiyle sergilenen bu oyunda seyirci ve oyuncu ayrımı ortadan kalkıyor. Seyirci ve oyuncular, oyunu yeniden oluşturarak bir problemin çözümünü arıyor.

Soruna çözüm aranırken hep bildik öneriler geliyor salondan. “Daha sert tavır göster, annesi yanında olursa daha güçlü hisseder, kadın önce kendini eğiterek başlamalı özgürleşmeye.”

Tüm bunların ötesinde sahnede; ev işlerinden tükenen kadının “belki sonra” dediği her an salondaki kadınlardan “Sonra yok, şimdi” müdahalesi geliyor.

Senaryo tanıdık değil, hayatın kendisi

Tuzluçayırlı kadınlar, ‘sonralara’ biriktirdiği özlemlerini, isteklerini bu tiyatro sahnesinde canlandırıyor. Yönetmenin oyuna dair “Tanıdık geldi mi?” sorusuna seyircilerden “Tanıdık değil, hayatımız bu” sesleri yükseliyor.

Kadınların yan yana geldiği her alanda olduğu gibi sahnede de umut ve cesaretin fazlasıyla hissedildiği “Sonra” adlı oyunla kadınlar, yaşadıklarını yalnızca bir senaryoya bağlı kalarak göstermiyor. Hem rolleriyle hem de kendi hayatlarıyla onlar; bu oyunun ve hayatın kendisi.

Sahneye bakan gözlerin gördüğü ise yalnızca kendi hayatlarından bir kesit değil; benzer hayatlara sahip ancak mücadele eden kadınların cesaretle sahnede var olması ve sahneyi yine mücadelenin bir aracı olarak kullanması.

Tuzluçayırlı kadınlar; sığınmaevi, insanca yaşanacak ücret, okullarda bir öğün ücretsiz yemek taleplerini, sergiledikleri oyun vesilesiyle bir kez daha dile getirip tüm kadınları “Sonra değil, şimdi” demeye, 8 Mart’ta yan yana gelmeye çağırıyor.

EVRENSEL

Paylaş.

Yanıtla