(Deniz Şimal Taşan’ın Gazete Kadıköy‘de yayımlanan haber yazısının bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.)
TESAK’ta düzenlenen söyleşide, Caner Cindoruk ve Kemal Aydoğan sevenleriyle bir araya geldi. 14 yıl boyunca birlikte üretim yapan ikili, tiyatroyu oyuncu ve yönetmen perspektifinden ele aldı.
Tiyatro oyuncusu Caner Cindoruk ile tiyatro yönetmeni Kemal Aydoğan, 4 Nisan Cumartesi günü Kadıköy Belediyesi Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde (TESAK) düzenlenen “Dünya Bir Sahne” başlıklı söyleşide bir araya geldi. Moderatörlüğünü Didem Bayındır’ın üstlendiği etkinlikte, 14 yıl boyunca birlikte yedi oyun sahneleyen iki isim, tiyatroyu oyuncu ve yönetmen perspektifinden ele aldı.
Shakespeare Korkusu
Kemal Aydoğan’ın yönetmen koltuğuna oturduğu William Shakespeare’in Othello’suna hayat veren Caner Cindoruk, “Çocukluğumdan beri Shakespeare korkum var. Oyunculara çok zor geliyor, bunun nedeni de biz oyuncuların dili aşamaması. Dilde onun şiiri ile yüzleşirken, gündelik hayata eviremiyoruz. Bir dönemin oyunculuk metodu bize bunları yanlış kodlattı herhalde. Gündelik hayatın içinde de şiir olabileceğini, Kemal Abi’nin yönettiği Shakespeare oyunlarında görüyorum.” ifadelerini kullandı. Adanalı olarak en kolay anladığı Shakespeare oyununun Othello olduğunu kaydeden Cindoruk, “Çünkü oyunun geçtiği coğrafya çok yakın, Akdenizlilik. Shakespeare oranın duygularıyla, kodlarıyla daha anlaşılabilecek bir potansiyeli de yazıyor. Mekân onun için çok önemli, yazarken. Bir yönetmen için de en önemli şey mekândır, nasıl kurgulayacağını düşünür.” dedi.
Othello’ya kadar hiç Shakespeare oynamadığını ve korkusunu Aydoğan sayesinde yendiğini söyleyen Cindoruk konuşmasına şöyle devam etti: “Oyunu kıskançlık üzerine kurmuştum ama arka planda daha önemli bir yıkım var, kötü yönetici zaafı var. O da tüm dünyada, günümüze çok uyuyordu. Kötü olamayan ve zaaflı bir yöneticinin ülkeyi nasıl bir yıkıma götürdüğüne dair çarpıcı bir oyun olduğunu düşünüyorum. Sadece karısını kıskançlıktan dolayı öldüren bir adamdan çıkıp, böyle bir arka planı da Kemal Abi şekillendirince yapma vesilesi oldu ve benim de oynama aşkım ile isteğim birleşince haftaya 100’üncü oyunumuzu oynayacağız.”
Tiyatroya Sermaye Girdi
İnsanların Shakespeare’i Devlet Tiyatroları’ndaki ağdalı bir dille bildiğini söyleyen tiyatro yönetmeni Kemal Aydoğan, “Tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra, 2004 yılına kadar Shakespeare ile temas etmedim. Caner gibi benim bu problemi aşmamı sağlayan Zuhal Olcay’dır, ‘o bir insan evladıdır, Türkiye’de algılandığı gibi bir yazar değildir, korkmana gerek yok’ dedi.” şeklinde konuştu. Aydoğan, “Oyuncuların Shakespeare’in keyfe dönüşen belanın içinde hareket etmesini, güncel oyunların dışında bir de oyunculuklarını orada denemesini, sevdiğim tüm oyuncu arkadaşlarıma bir Shakespeare oyununda oynaması gerektiğini salık veriyorum.” dedi.
Tüm Türkiye’de 54 tane sahnesi olan Devlet Tiyatrosu’nun bütçesinin 4 milyar lira olduğunu söyleyen Aydoğan konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Geçen yıl 450 tane özel tiyatroya 90 milyon lira verdi, tiyatro başı 300 bin lira; bu ‘tiyatro yapmayın’ demek. Devlet Tiyatrosu’na da ‘tiyatroyu ben yaptırmayacağım’ demek, çünkü ‘benim tiyatrom ve sözüme çıkamayacak’ demek. Sermaye alana girdi, büyük paralar harcayarak seyircinin bakışını, gözünü, estetiğini belirleyen bir prodüksiyon anlayışına doğru gitti. Seyirci ister istemez şaşaa seviyor, ışıklar ve kostümler. Bir süre sonra bu her tiyatrodan beklenir hâle gelecek, bundan emin olabilirsiniz. Devlet Tiyatrosu da bir gücü soğuruyor ve bütçeyi kullanmamızı engelliyor. Arada bağımsız ve kendi perspektifinden tiyatro yapmaya çalışan kumpanyalar ister istemez ekonomik sıkıntı içinde, benimsemediği tiyatrolara benzemeye zorlanıyor.”
Devamı için tıklayınız.
