İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) bünyesindeki Modern Dans Topluluğu İstanbul (MDTistanbul), ‘Rezonans’ adlı yeni programıyla seyirciyi doğrudan duyguların, ilişkilerin ve içsel titreşimlerin izini sürmeye çağırıyor. Üç parçadan oluşan programın somut bir dile dönüştürdüğü kavramlar; ‘titreşim’, ‘uyum’ ve ‘etkileşim’.
Programda Erika Silgoner’in yalnızlık teması etrafında kurduğu ‘Pasion S’, Evrim Akyay’ın gündelik hayatın tekrarlarına odaklandığı ‘Rutin’ ve Dong Kyu Kim’in toplumsal yapı ve alışkanlıkları sorguladığı ‘Heyecan’ adlı koreografileri yer alıyor. Üç parça, ayrı dünyalar kurup aynı akış içinde birbirine dokunan bir düzlemde.
İDOB MDTistanbul Proje Yönetmeni Canberk Yıldız, rezonans kavramına nasıl yaklaştıklarını şöyle anlatıyor: “Rezonans kavramına ilk olarak titreşim üzerinden yaklaşıyoruz. Bir cismin başka bir titreşimle karşılaştığında harekete geçmesi fikri bizim için güçlü bir metafor. Bu temel çerçeve kurulduktan sonra ise kavramı, insan ilişkileri ve duygusal etkileşimler üzerinden düşünmeye başlıyoruz. Modern dansın en önemli özelliklerinden biri, görünmeyen ya da dile kolayca dökülemeyen duyguları beden aracılığıyla ifade edebilmesi. İnsan ilişkileri çoğu zaman sözle değil, çok daha ince ve görünmez etkileşimlerle kuruluyor. Biz de bu etkileşimleri bedensel bir araştırma alanı olarak ele alıyoruz. Bu süreçte modern ve çağdaş dans teknikleri arasında dolaşarak hareketin farklı olanaklarını araştırıyoruz çünkü beden, duyguların ve ilişkilerin yarattığı bu görünmez titreşimleri sahnede görünür kılabilen çok güçlü bir ifade aracı.”
Üç koreografinin tek akışta buluşması, kurgu ve koordinasyon gerektiriyor. Yıldız bu süreci ayrıntılı biçimde anlatıyor: “Bu, dramaturjik bir kurgu gerektiriyor. Her eserin kendi hareket dili, ritmi ve atmosferi var. Bu nedenle öncelikle eserlerin birbirleriyle nasıl bir ilişki kuracağını düşünmek gerekiyor. Seyircinin geceyi bütünlüklü bir akış içinde deneyimlemesi bizim için önemli. Çağdaş dans üretimlerinde sahne unsurları çoğu zaman hareketi destekleyen bir yapı içinde kullanılıyor. Bu da mekân, ışık ve beden arasındaki ilişkiyi daha hassas bir şekilde kurmamızı gerektiriyor. Prova süreci de kolektif ilerliyor. Koreograflar, dansçılar, ışık tasarımcıları ve teknik ekip sürekli iletişim hâlinde çalışıyor. Çünkü sahne yalnızca dansçıların bulunduğu bir alan değil; arkasında büyük bir üretim ekibinin birlikte hareket ettiği canlı bir sistem.”
Rezonans’ın üç teması bugünün insanını doğrudan ilgilendiriyor. Yıldız, bu ortak duyguyu net bir çerçeveyle tarif ederken, “Günümüz insanının yaşamı büyük ölçüde belirli bir çalışma düzeni ve toplumsal sorumluluklar etrafında şekilleniyor. Haftanın büyük bir bölümü belirli saatler içinde geçen bir çalışma hayatı ve buna eşlik eden toplumsal beklentiler, zamanla tekrar eden bir döngü oluşturuyor. Bu döngü içinde birey çoğu zaman kendisiyle baş başa kalıyor çünkü hayatımızın önemli bir kısmını bize ait olmayan roller ve sorumluluklar içinde geçiriyoruz. Bu durum bir ikilem yaratıyor: Toplumsal düzenin içinde var olma çabası ve bireyin özünü ve sesini arama isteği. Bu üç temanın kesiştiği noktada da çağdaş insanın kendi rezonansını arama hâli ortaya çıkıyor. Bazen bu rezonansın içinde sıkışan, bazen de onunla yeniden uyum kurmaya çalışan bir bireyden söz ediyoruz” diyor.
FARKLILIKLAR SAHNEDE
MDTistanbul topluluğu, farklı koreografik dilleri bir araya getirerek seyirciyle doğrudan bir ilişki kurmayı hedefliyor. Yıldız bunu şu sözlerle anlatıyor: “MDTistanbul, 2011’de kurulduğundan bu yana farklı çağdaş dans repertuvarlarını ve farklı hareket yaklaşımlarını sahnelemeyi hedefleyen bir topluluk. Seyirciyle kurduğumuz ilişkiyi tek yönlü bir sunumdan ziyade bir diyalog olarak görüyoruz. Programlarımızda farklı koreografları ve estetik yaklaşımları bir araya getirerek seyirciye tek bir gecede farklı hareket dilleri sunmayı amaçlıyoruz. Bu çeşitlilik seyirciyle organik bir iletişim alanı oluşmasını sağlıyor. ‘Rezonans’ programı da bu yaklaşımın bir yansıması. Farklı eserlerin, düşüncelerin ve hareket dillerinin bir araya gelerek birbirini etkilemesi fikrine dayanıyor. Fizikte rezonans, bir cismin başka bir frekansla karşılaştığında titreşmeye başlamasıdır. Biz de sahnede benzer bir ilişkiyi arıyoruz. Farklı hareket dilleri, düşünceler ve enerjiler birbirleriyle temas ettikçe yeni bir titreşim alanı oluşuyor. MDTistanbul’un seyircisiyle kurmaya çalıştığı ilişki de aslında tam olarak bu.”
