Bahar Noktası (2023): “Ege Adasında Bir Yaz Gecesi Rüyası”

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Yaşam Kaya

Daha önce de izlediğim, eleştirisini yazdığım Shakespeare oyunu “Bahar Noktası” İzmir Şehir Tiyatroları sunumuyla izleyene aktarılıyor. Geçmiş senelerde Trabzon Devlet Tiyatrosu, Bakırköy Belediye Tiyatrosu ve İstanbul Devlet Tiyatrosu kendine özgü üslupları ile sahneye koydukları bu oyun, sayısız grupların repertuarına girmiş, Türkiye’de bir çok sahnede hayat bulma şansı yakalamıştı. Bu eleştiride Bahar Noktası’nı çok kez sahneye koyan bir isim ön plana çıkıyor: Yücel Erten.

Türkiye’nin fikirsel, bedensel işkence döneminden geçtiği 1980’lerin başlarında, Tepebaşı Deneme Sahnesi’nde Can Yücel’in Türkçe uyarlamasıyla sergilenen Bahar Noktası, günümüz ve ülkemiz koşullarında eşsiz bir uyarlama niteliğindedir. O dönemi yaşayanlar bilirler, Başar Sabuncu’nun sahnelemesiyle birçok usta oyuncuyu buluşturan Bahar Noktası, dönemi soluyanların belleğinde, Türk tiyatro tarihinin kült oyunlarından biridir bugün.

Oyun Klasik Shakespeare oyunu olmasına rağmen Can Yücel’in dilimize aktarımında sağladığı tevazu sayesinde, öz kültürümüzle harmanlanmış ilginç bir yapı ortaya çıkıyor. Bu yapıyı iki noktada incelemek gerekli… Birincisi: Oyunun ana hatlarındaki kahramanların dil üslubu. İkincisi: Oyunu sahneye uygulama tekniği. Bu iki sorgu arasındaki bağı derinlemesine incelediğimiz zaman “Bahar Noktası”ndaki kültürel harmanın bizlere ne anlattığını açıkça algılamış olacağız.

Oyunun konusuna özden değinirsek, bahsettiğim kültürel yapının hiyerarşik örgüsünü de görmüş oluruz.

Atina Dükü Theseus, Amazonlar Kraliçesi Hippolyta ile evlenmek üzeredir… Egeus, çiftin sarayına gelerek kızı Hermia’yı, kendisinin uygun bulduğu Demetrius ile değil de Lysander ile evlenmek istediği için şikayet eder.Hermia da mecburen sevgilisiyle birlikte en yakındaki ormana kaçar. Gerçi ormanda da işler çok karışıktır. Zira periler kralı Oberon ve periler kraliçesi Titiana’nın arası kıskançlık yüzünden limonidir! Sırf bu yüzden doğanın düzeni birbirine girmiş vaziyettedir. Oberon, kendisini aldattığından şüphelendiği Titiana’yı cezalandırmak için baş uşağı Puck’ı vazifelendirir. Sihirli bir çiçeğin öz suyundan bir solüsyon hazırlar. Bu çok özel iksir kimin gözüne uyurken damlatılırsa, gözünü açtığında gördüğü ilk ‘yaratığa’, adama değil ama yaratığa, deliler gibi âşık olacaktır! Sonuç itibari ile aşklar birbirine girmiş olur. Bu oligarşik kargaşada dükten para yardımı alma peşindeki sefil Atinalılar da olaya dahil olunca, iş bütünüyle içinden çıkılmaz bir hal alır.

Yücel Erten’in sahnelenmesinde Atina Dükü Theseu, Rum asıllı Osmanlı Valisi Kopas Paşa olur. Konu İzmir’in karşısındaki bir Yunan adasında geçer. Hermia karakteri Eleni’ye; Demetrius, Dimitri’ye; Lysander, İskender’e; Helena ise Hediye’ye dönüşür. Ayrıca ada halkı Rum ve Türk karması bir yapıdadır. Tüm bunların yanında adadaki periler konuya dahil olur. İzmir ve İstanbul güzellemesi eşliğinde komedi tırmandıkça tırmanır ve karmaşık yapıda ilerleyen öykü istenerek ya da istenmeyerek bir cinayete dönüşecektir.

Yücel Erten muhteşem rejisinde, Özlem Karabay’ın sahne tasarımı oyuna damgasını vuruyor. Valinin halkla buluştuğu nokta, sahilde geminin bulunduğu yerde dönen olaylar, gece gece adanın sessiz görüntüsü, düğün şöleni oyunun sürekli geçişler halinde olduğunu bize resmediyor ve oyun tek es vermeden tüm bu olayların akışında ilerliyor. Yücel Erten oyunculara fazlaca geniş alan tanıdığı için sahneler arasında kopukluk olmadan, hızlıca geçişler oluşmuş. Esprilerin güncel yapısı ise çok güzel. Yücel Erten rejilerinin en çok sevdiğim yapısı şu; konudaki ana hatlara dokunmadan olayları günümüz dünyasının politik yapısına göre şekillendirmek. Bahar Noktası’nda söylediğimi birebir görüyoruz.

Ufuk Aşar, Kopas Paşa’nın sert, duygusal, aşık, komik görüntüsünü güzel aktarmış. Ayrıca cinler şahında da başarılı. Eleni’de Başak Akbay’a hayran kaldım. Oyuncu komedinin olgunlaşmasında ve aşıkların oluşturduğu komedide çok iyi bir iş çıkarıyor. İskender rolünde Burak Talı ile Dimitri’de Efe Ünal konunun akışında tam merkezdeler ve de katlanarak ilerleyen komediyi zirveye taşıyorlar. Hediye’de Dalya Kilimci ekibe uyum sağlıyor. Ada halkının oyun sahnelemek için yaptıkları provada ve valinin karşısında oyun esnasında komedi biraz daha canlı olabilirdi.

Bahar Noktası, Can Baba’ya afili bir selam çakarken, Osmanlı döneminden Türkiye’nin gerçeğine bol bol göndermeler yapıyor. Kopas Paşa suikastine bile inceden değinen bu yeni ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası / Bahar Noktası’ İzmir Şehir Tiyatroları’nın en çarpıcı işlerinden birisi olmuş. Yücel Erten’in başarılı rejisini mutlaka izleyin.

LifeArtSanat

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Yaşam Kaya

Yanıtla