Erken Büyüyen Çocuklara

Sabah yıldızı  nehre girerdi. Akşam ölen çocukları toplamaya. Çocuklar erken ölürdü, masalsız, şiirsiz ve geleceksiz bir ülkenin balkonunda, ay’a el sallarlar, sonra da küs yüreklerinde çocuk kinleri akşamın nehrine düşerlerdi.

Türkçede yaklaşık dört yıldır kullanılan bir tamlama var, “Terörle Mücadele Kanunu Mağduru Çocuklar” biçiminde, tuhaf, çünkü tamlama,  çocukların mağduriyetini bir yasaya bağlıyor. Hukuktan anlamayan biri, yasaların görevinin çocukları mağduriyetten korumak olduğunu düşünebilir ve çocuğa yasa marifetiyle örgütlü şiddet uygulanmasını hiç anlamayabilir. En iyisi anlamamak olmalı zaten, nasıl her gerçekliği tanımak zorunda değilsek bu durumu da hep beraber hiç anlamasak. Yaklaşık on üç-on dört bin çocuğun hayatının karartılmasına, çocukluk hallerinin “istisna hal”in altında ezilmesine sadece saçmalık olarak bakabileceğimiz bir yerde yaşasak. Tanrı’nın bile günahtan muaf tuttuğu çocukları otuz yıl boyunca bir zindana kapatmaya çalışan ve onlara en ağır suçları işlemiş yetişkinler gibi bakan bir akıl yürütmenin bütün süreçlerine keşke bir Sanskritçe metne bakar gibi şaşkınlıkla baksak.

Şimdi söz konusu kanun tasarısı, çocuklarla ilgili düzenlemeler yapılması için Adalet Bakanı tarafından yeniden gündeme getirildi ve çocuklarla ilgili yapılması öngörülen üç maddelik değişikliğin sorunu çözmeyeceğine dikkat çekiyor hukukçular. Çocuklar İçin Adalet Çağrıcılarından avukat Mehmet Uçum, kanun tasarısında, çocukların alacağı cezaların önüne geçmeyecek bu yüzeysel değişimin, çocukların mağduriyetini engellemeyeceğini daha kötüsü sadece sorunu çözüyormuş gibi bir izlenim vereceğini söylüyor. Evet, kanun tasarısında değişiklik yapıldığında çocuklar artık özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmayacaklar fakat çocuklara yüklenen suçların mantığı değiştirilmediğinden sonuçta radikal bir kazanım olmayacak.

Küçük çocuklar, büyükler tarafından örgüt üyesi olarak görüldüğünde, attıkları taşların güvenlik güçlerine silahla direnme olduğu söylendiğinde ve yüzlerini kısmen örttüklerinde örgüt propagandası yapmakla suçlandıklarında, zaten çocuklukları sonsuza kadar iptal edilmiş olur. Onları koruyan, onlara hata yapma hakkını tanıyan ve sadece çocuk oldukları için çevrelerine örülmüş koruyucu duvar aniden yıkılır. Çocuklar birden büyürler ama tıpkı kendi eylemlerinin yaratacağı sonuçları hesaplayamadıkları gibi, başlarına gelenleri de anlayamayacaklardır. Onlar çocukluktan kovulmuştur, yaşıtlarıyla aralarına yerleştirilen mayınlı bir bölgedir.

Böylece çocukluk, sadece steril hayatların içinde yaşayan ve ancak burada büyümeme hakkı teslim edilenlere ayrılmış özel bir bahçe haline gelir. Tarlada doğanların, sokaklarda büyüyenlerin, şiddeti gündelik hayatın bir parçası olarak tanıyanların çocuk olma hakkı yoktur, o bahçenin kapıları onlara kapatılmıştır. Çocukluk hakları teslim edilmiş olanlarla aynı yaşta da olsalar, onlar, taşıdıkları soy/sınıf lanetinden dolayı çocuk olma haklarını yitirecek, -gözlerinin önünde yakınlarını yitirirken, arka sokaktaki devlet parkında salıncağa binmek yerine, çığlık attıkları için, taş attıkları için- çocukluk rütbeleri sökülecektir. Eşsiz bir sınıflama. Çocuk olmayı bile hak etmek için, doğru yerde, doğru zamanda var olmak gereklidir!

Belki bir gün birileri karanlık bir geçmişin ürkütücü öyküleri olarak okur bütün olan biteni. “Çocukluğun biyolojik ve psikolojik zamanını yasalar yoluyla hükümsüzleştiren insanlar varmış ve bu insanlar kendi çocuklarından bile korkarmış” diye anlatırlar birbirlerine ve anlamaya çalışırlar, neden diye?

*Çocuklar İçin Adalet Çağrıcısı



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: