Bugün 23 Nisan

Bugün 23 Nisan, İnsan Olan Neşe ile Dolamaz

Bugün 23 Nisan, neşe dolmuyor insan.

Çağrıcıları arasında olduğum TMK Mağduru çocuklara özgürlük için adalet çağrıcılarından ödünç aldım bu tümceyi.

Sevgili Atatürk’ten ödünç alıp, çocuklarımıza vermiştik sözümona memleketi ama Siirt’te tecavüz ettik, Batman’da hapsettik, ekmek çaldıkları zaman, taş attıkları zaman en ağır cezalara çarptırarak, ağır intikam aldık onlardan. Aman “neşe” anlayışınız buysa ve 23 Nisan’ı bu arabesk, grotesk neşe anlayışla kutluyacaksanız, ne olur neşe filan saçmayın evlatlarınıza!

Bırakın hüzünlü kalsın gözleri…

Bırakın ağlasınlar, bırakın çığlık atsınlar.

En azından çığlık atarlarsa, belki birileri duyar , sahip çıkar onlara….

Bugün 23 Nisan…

Televizyonlarda ne idüğü belirsiz popçular, bazı ablalarının magazine banılmış imajlarının aksine, çocuk dostu bakire şeker kızı oynamak, jön mösyöler de, Türkiye’de çoğalan genç nüfusun sanal hayranlıklarına geçit vermek adına çocuksu, aptal saptal ama neşeli şarkılar söyleyecekse , bırakın neşeyle dolmayalım!

Çünkü o televizyonlar bangır bangır neşe saçtıkça , tecavüze uğrayan ya da ağalara peşkeş çekilen bir genç kızın sesi daha çok bastırılıyor!

Yıllar önce Aktüel Dergisi için söyleşiler düzenliyordum, Trakya’da, öz amcası tarafından tecavüze uğrayan bir kız haberi için yollara düşmüştüm. Biliyor musunuz ki, amca olay yerinden uzaklaştırılmak için apar topar askere yollandığında, kızın öz babası , annenin sanrılar içinde olduğu gerekçesiyle boşanma davası açtı ve bütün köy buna sessiz kaldı. Ve biliyor musunuz ki, ocağına düştüğüm medyatik kadın hakları avukatı, mahsuscuktan davaya sahiplenir gibi yapıp, mahkemeye gitmek zahmetine bile katlanmayarak davanın kaybedilmesine neden oldu!

Rahmetli Ercan Arıklı, aile içi şiddet, ensest gibi konuların Türkiye’de en büyük tabu olduğu, Aktüel’ün bu konudaki kapaklarının ciddi tehdit aldığı konusunda, beni 15 yıl önce uyarmıştı. 15 yıl önceki Türkiye’nin bugünkü Türkiye’den 15 yıl ileride olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem? Bugün Siirt’te yaşanan felaketin devletin kurumları tarafından örtbas edilmesi, Trakya’da sahip çıkılan tecavüzcü amcaya, yani toplumun en ufak birimi olan aileye dayanıyor.

Ailenin saygınlığı toplumun namusu, devletin güvenliği, saygınlığı ya da her neyse, ne, kurumların üzerindeki örtüyü sıkı sıkı koruyarak, bir çocuğun yaşamını hiçe sayan zihniyet, 23 Nisan’da tabi ki neşeli olacak !

Hapishanelerindeki ses duyulmasın diye şarkıların en zevksizini söyletiyorlar popçularına.

Bazen bir evi, bazen bir okulu, bazen bir köyü, bir aşireti, bir karakolu hapishaneye çeviriyorlar.

“Öğretmenin vurduğu yerde gül biter”, “kızını dövmeyen dizini döver”, “eti senin kemiği benim” sözleriyle büyüyen bir kuşağın çocukları olarak sıkıysa çalın hapishanenin kapısını!

Gardiyanlar baba, gardiyanlar öğretmen, gardiyanlar aşiret reisi, kimi zaman emniyet amiri, vali, bakan, bazen de işkenceyi görmezden gelen bir doktor, savcı, hakim.

Dünyada ilk çocuk bayramını kutlayan ülkenin çocuklarını böyle sorumsuz, böyle sorunlu sorumlulara teslim etmiş olamaz başöğretmenimiz!

Mustafa Kemal, UNICEF’den 30 yıl önce çocuk bayramını kutlamaya başlamıştı.

Ancak, Türkiye’nin Dünya Çocuk Hakları Bildirisi’nde imzası olduğu halde, halen medyada taş atan çocuklar gibi yüzeysel başlıklarla geçiştirilenbinlerce TMK Mağduru çocuğa “çocuk hakları ihlali” yapması, onları hapishanelerde en kötü koşullarda süründürmesi, aylarca mahkemeye bile çıkartmadan, onları topluma kazandırmak yerine, terörist gibi yargılaması karşısında herhalde neşelenecek bir şey yok!

Bugün içi boş kahramanlık şiirleri döktürmenin de gereği yok!

Çocuklara o kadar kötü şiirler ezberletiyorlar ki, 23 Nisan 24.00’dan ertesi 22 Nisan 23.59’a kadar Hasan Hüseyin, Fazıl Hüsnü kürü yapsanız da kulağınızdaki pasını temizleyemiyorsunuz.

Sadece İstanbul’da, ilkokulları turlayan 300 adet tiyatro kumpanyası var. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okulları ziyaret eden tiyatro ve tiyatrocular için koyduğu kriterlere baksanız, Türkiye’de güller açması lazım! Oynanan oyunları, dekor diye bir naylon torba içinde taşınan fon perdelerini görseniz, 23 Nisan 24.00’dan itibaren her gün kahvaltıdan sonra Shakespeare’in oyunlarını kapsül olarak yutsanız bile , yine gördüğünüz felaketi kusmadan edemezsiniz.

Çemberlitaş Anadolu Lisesi öğrencileri, 20 Nisan Günü’nde derslerinden zorla çıkartılarak “kutlu doğum haftası” etkinliğine sokulmuşlar. Salona girerken öğrencilere gül ve lokum dağıtılmış,meçhul sponsorun hadis kitapları hediye edilmiş.

Çocuklara din ve ahlak bilinci aşılamak belli bir yaşa kadar gerekli olabilir ama zaten müfredatta var ! Bir müzeye gitmek için bin tane izin kağıdı gerekirken, meçhul sponsorlar okullarda lokumlar, din kitapları dağıtıyor.

Öte yandan kötü tiyatrolar tehlikeli oyunlar oynuyor: İşte İstanbul’da oynanan, bir çocuk oyunu:

“Çocuk evde ders çalışırken, hırsız girer. Ama çocukla arkadaş olur. Dul anne eve geldiğinde, yakışıklı hırsızla tanışır. Gırgır, şamata! Hırsızın kalacak yeri olmadığı için, burada yaşar. Gündüz çocukla, gece anneyle ilgilenir!

Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!

nedimsaban.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: