Facebook ve Tiyatro Siteleri

Tiyatrom editörü Ertuğrul Timur “Biraz Oradan Biraz Buradan Sakin Bir Yazı” adlı makalesinde, tiyatro siteleri aslında birbirlerine rakip değil, asıl rakip Facebook tespiti yapıyor ve tiyatroculara, tiyatro severlere sesleniyor:

“Lütfen facebook ya da benzerlerinden alabildiğince yararlanırken internet yaşamınızı bunlarla sınırlamayın ve bize ya da diğerlerine hiç önemli değil ama tiyatro sitelerine mutlaka haber ya da duyurularınızı iletin. Facebook çevrenize, internet siteleri ise sizi tüm evrene taşır.”

Bu çağrı tiyatrocuları, tiyatro severleri ikna eder mi bilemiyorum; ama benim düşüncem ikna olmalarının zor olduğu. Açık ki, Facebook özellikle tanıtım ve çoğu zaman alıntı ya da kopyala-yapıştır şeklinde seyreden bilgi paylaşımı açısından tiyatro sitelerinin, forumlarının altın çağını kapatıyor. Şu ya da şu sitede duyurularımız yayınlanacak diye topluluklar öyle eskisi gibi çok heyecanlanmıyor. Facebook üyelerine “bedava” sitecikler hediye ettiği gibi, onları sonsuza kadar genişleyebilirmiş izlenimi veren bir iletişim ve paylaşım ağının parçası haline getiriyor.

Bir de üyelerine daha gelişkin ve kapsamlı siteler hediye etmeye başladığını varsayalım, durumun tanıtıma yaslanan tiyatro siteleri açısından çok daha beter hale geleceği, giderek daha fazla önemsizleşecekleri, Facebook ya da benzeri bir ağa eklemlenmeden edemeyecekleri kesindir. Nitekim bu yönde gelişmeler yaşanmaktadır. Tiyatro yayınları, editörleri kendilerini Facebook’ta da tanıtmaya, dikkat çekmeye önem vermektedir.

Bu uğursuz öngörüleri yaparken, hiç kuşkusuz medyanın denetimini elinde tutmak isteyen patronların ya da devletlerin Facebook türünden iletişim ve paylaşım ağlarının alıp başını gitmesine izin vermeyeceklerini hesaba katmak lazım. Bu anlamda, geniş kitlelere hizmet veren iletişim ve paylaşım ağlarının nereye kadar özgürlük alanı olabilecekleri -yoksa sanal bir hapishane mi yarattıkları- tartışılmaktadır. Dolayısıyla tiyatro siteleri de, özellikle seçenek üretme iddiasını sürdürdükçe varlıklarını meşrulaştırmayı sürdürecek, hatta alternatif iletişim ve paylaşım ağları kurmanın yollarını arayacaklardır.

Facebook’un acemice Facebook’a özenen siteler için tehlike arz etmesi iyi bir şey. Onlara söylenmesi gereken belli: Ne yazık ki sizden büyük Allah var. Seçenek oluşturmak isteyenler içinse durum farklı: (1) Realite ile kurulan bağı sorunsallaştırmak; (2) kamusal alanı inşa etmek için uğraşmak zorundalar. Bu iki işi yaparken de Facebook’tan tümden uzaklaşmak mı, yoksa bir müdahale alanı olarak görmek mi gerekli, karar vermek durumundalar.

Facebook karşısında kalıcılık ya da evrensellik ayartısı yaratarak direniş göstermenin anlamsız olduğunu belirtmek lazım. Facebook’un uçuculuğuna, buharlaştırıcı sonuçlarına karşı kalıcılık ya da evrensellik iddialarında bulunmak, “Gelin, sizleri tanrı katına yükselteceğim, belki bununla kalmayıp ilahlaştıracağım” demek gibi bir şey. Belli ki insanlar Facebook tanrısının ocağında yanıp kül olmaya daha yatkın zamanları yaşıyorlar. Aynı zamanda ilahlaşmak isteyecekleri tutarsa –ki böyleleri de var– kırk katır mı kırk satır mı durumunun ötesinde bir şeylerin örneklenebileceğine pek ihtimal vermiyorum.

Seçenek oluşturmak isteyen tiyatro siteleri, realite ile bağın (sübjektifliğin) keyfi kurulamayacağını ve narsisizmi sınırlayan, yeri geldiğinde çatışmalı biçimler de alabilecek sosyal ilişkiler içinde hareket etmeyi kabullenmek zorunda. Bu kabul gerçekleştiğinde, onlarca veya yüzlerce “arkadaş” edinip, yeri geldiğinde birilerinden kurtulmak ya da eklemek, gruplara keyfi bir şekilde girip çıkmak, hatta girdiğin grupları unutmak vs. saçma görünecektir. Seçenek oluşturmak isteyen bir sitede, birbirinin düşüncelerinden pek hazzetmeyen insanlar yan yana gelmek, karşılaşma yaşamak zorunda ve kamusal alanın inşası da bundan başka bir şey değildir. Oyuna istediğiniz gibi girip çıkamaz, “keyfim bilir” ilanlarında bulunamazsınız. Örgütlü olmanız, bunun bir gereği olarak hukuk (oyunun kurallarını) oluşturmanız, yeri geldiğinde düzeltmeye gitmeniz gerekir; bu da ancak keyfiliği ya da kendine göreliği değil, ortak aklı öne çıkararak olur.

Gerçekçi yaklaşım, tiyatro insanlarının bilgi üretimi ve paylaşımına kopyala-yapıştır ya da tanıtımcılığın ötesinde değer vermesi ve site ihtiyaçlarının da ona göre belirlenmesi. Çeşitlilik ve çelişki üretiminden çekinmeksizin dinamik bir süreç olarak ortak akıl kurmayı öne çıkarmak anahtar olmayı sürdürmektedir. Aksi takdirde Facebook herkese yeter de artar bile.

fkurhan.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: