Kopara kopara…

32 yıl sonra, alınlarında Mayıs güneşi, Taksim Meydanını dolduranlar, yeni bir tarih yazılacağının ilk işaretlerini verdiler.

Başbakan’ın “yasağı biz kaldırdık” söylemi, Taksim için verilen mücadeleyi ve genel biçimiyle işçi hareketleri ve hak arama eylemleri için yapılanları unutturma girişimidir.

Yaşadıklarımız daha dün gibi.

Hiçbirimiz yediğimiz copları, biber gazlarını, tazyikli su kusan panzerleri unutmadık.

Ne Taksim Meydanı’nda,  ne Ankara’da, ne İzmir’de, ne Diyarbakır’da.

Üstümüze kılıç-kalkan ekipleri halinde saldırtılan polis güçlerine verilen emirlerin kimlerden alındığını ve nasıl düşmanca uygulandığını da biliyoruz.

Başbakan’nın ekranlardan üstümüze taşan çiğliği, AKP’nin tüm ülkeye yedi yıldır yaşattığı toplumsal işkencenin üstünü örtme telaşından başka hiçbir şey ifade etmez.

Taksim Meydanı’nın yeniden kazanılması, AKP’ye ve yandaşlarına diz çöktürten işçilerin, emekçilerin ve yurtseverlerin kararlı mücadelesinin sonucudur.

Çok iyi biliyorlar.

Artık AKP’nin ve işbirlikçilerinin işi, dünden daha zordur.

İlk kitlesel yanıt verilmiştir.

Şimdi ardı arkası kesilmeden, hayatın her alanında karşı duruşu çoğaltmak, önümüzdeki baharın daha güçlü olmasını sağlayacaktır.

Bu anlamda umudumu çoğaltıyorum.

İş, aş,  ve barış kavgasının, özgürlük ve  eşitlik  kavgasına eşlik edeceği günler,  hiç uzak değildir.

Kanlı 1 Mayıs’ta kürsünün kurulduğu, şimdiki otobüs duraklarının bulunduğu yerden alanı gözlediğimde yeşerdi bu umudum.

Her yaştan binlerce emekçi, işçi, devrimci, aydın ve sanatçı el ele vermiş, yürek yüreğe aynı sloganı haykırdık.

‘Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek!’

İşte çağın bezirganlarının çanlarına ot tıkanacağının kanıtı olan ortak çığlık.

Taksim, artık 1 Mayıs alanıdır.

Ve evet, kopara kopara alınmıştır.

2010 1 Mayısı’nda sanatçı dostlarım açısından da önemli bir kazanım yaşanmıştır.

Sistemin yaşattığı korku duvarı, paramparça edilmiştir.

O gün, o meydanda hangi safta olurlarsa olsunlar, işçilerle, emekçilerle yan yana gelen sanatçı arkadaşlarımız, tarihlerinde ilk kez bu kadar kalabalık olmayı başardılar.

Bu hiç de küçümsenecek bir durum değildir.

Sinemacılar, tiyatrocular, set işçileri kardeşlerim, ressamlar, dansçılar, müzisyenler, şairler, edebiyatçılar, fotoğrafçılar yan yana omuz omuza aynı sloganı haykırdık.

“Yaşasın 1 Mayıs.”

Sanatçıları yanlarında gören işçilerin, emekçilerin, gençlerin yüreklerindeki coşku, kardeşliğin, beraberliğin, birlikte çoğalmanın ve hesap sormaya karar vermenin de coşkusudur.

Önümüzdeki süreci örecek olan da bu coşku olacaktır.

‘26 Mayıs Genel Grev’ çağrısında, aynı kararlılığın daha da çoğalması, bezirganların uykusunu kaçırmaya yetecektir.

“Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir.”

anlamakgideni.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: