Yassah Hemşerim!

Gün geçmiyor ki hop oturup hop kalkmayalım olaylardan. Sanatın üzerindeki baskının artması, sanatçıların, örgütlerin verdiği tepkiler gündemimizin ilk maddesine oturdu. Çocuk tiyatrosu da yasaklardan, engellemelerden payını almaya başladı. Aslında daha önceden süregelen bu durum, internetin haberleşmeyi, iletişimi ve örgütlü hareketi hızlandırması ile daha görünür olmaya başladı.

Mersin Sanat Tiyatrosu, Ayla Çınaroğlu’nun yazdığı Miğfer adlı oyunu yasaklayınca TTB, OYÇED, ASSİTEJ, TOBAV ve ÇDD hızlı refleks yazılarıyla konunun takipçisi oldular. Düşünün ki, “Miğfer” TOBAV tarafından ödül verilmiş, yıllarca İzmir ve Ankara Devlet Tiyatrolarında sahnelenmiş. Üstelik Ayla Çınaroğlu tanınmış bir çocuk oyunu yazarı. Merhaba Sanat Tiyatrosu Adana Dörtyol Kaymakamlığına oyun izni için baş vuruyor, kaymakam bir komisyon kuruyor. Bu komisyon eğitimcilerden oluşuyor. Eğitimcilerde oyunu sakıncalı bulup gerekçelerini açıklıyorlar; oyunda argo sözcükler kullanılması, karakterlerin olumsuz davranışlar sergilemesi, orduyu rencide edici ifadelere yer verilmesi, mesajın yanlış yollardan iletilmesi ve esprilerin seviyesizliği. Kaymakamın kurduğu komisyon o kadar yetkin ki, Tiyatro Opera Çalışanları Vakfı yanılıyor ödül veriyor, Ankara Devlet Tiyatrosu oyundaki argo sözcükleri farketmiyor repertuara alıyor, İzmir Devlet Tiyatrosu oyunda seviyesiz espri bulunduğunu atlayıp oynuyor, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde oynarken kaymakamlar ve kurdukları komisyonlar oyunda ordunun rencide edildiğini fark etmiyor. Neyse ki Dörtyol komisyonundaki eğitimciler durumu hemen tespit edip önlem alarak oyunu engelliyor. Ülkemizde tiyatro adına bilirkişi olan bunca kurum ve kuruluş “Miğfer” oyununu yanlış anlıyor ama bu komisyonda çalışanlar durumu fark ediyor. Ülkemizde ne kadar bilimsel(!) çalışan eğitimciler varmış. Kaymakam gösterilen tepkilerden dolayı geri adım attı ve oyunun oynanmasına izin verdi. Tiyatro alanındaki örgütlenme bu kez işe yaradı. Darısı diğer yassahlara.

Uluslararası 3. Trakya Kukla  Festivali’ne Engelleme Girişimi

İkinci bir engelleme Lüleburgaz’da yaşandı. Daha sessiz sedasız ama aslında daha vahim bir durum, 1-5 Nisan arası yapılan 3. Trakya Kukla Festivali’nde gerçekleşti. Mizah dergilerine yakışacak bu olayda festivalin açılış oyunu olan Tiyatro Tempo’dan “Beyaz Kalemin Renkli Dünyası” sahnelenirken, salona giren zabıta ekipleri huzursuzluk yaratmakla kalmayıp, oyunu engelleme girişiminde bile bulundu. Bir festival düşünün ki, kendi evinde kendi belediyesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Üstelik kesilen bir ceza için oyun durdurulmaya kalkılıyor. Kesilen ceza yine festivalin tanıtım afişi için, afişler izinsiz yapıştırılmış.Belediyenin sanata, sanatçıya ve çocuklara gösterdiği özeni bu olay kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklıyor. Lüleburgaz Belediyesi festivale katkı sunup, etkinliği sahiplenmediği gibi oyun sırasında salona girip festival komitesine 2.300 TL para cezası bile kesebiliyor. Yıllardır aynı ilçede tiyatroyla uğraşan festival komitesi sanki bir yere kaçıyormuş gibi açılış oyununda bu tahsilat gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Üstüne üstlük seslerini yükseltip oyunu engellemeye, durdurmaya çalışıyorlar. Sanattan ve çocuktan yana olan her belediyenin desteklemesi gereken böyle festivaller ne yazık ki Lüleburgaz Belediyesi tarafından desteklenmiyor, üstelik çirkin bir şekilde sorun çıkarılıyor. Festival komitesi zabıtaları güçlükle dışarı çıkarıyor, para cezasını ödeyip sorunu hallediyorlar. Sen misin festival düzenleyen, 28.000 çocuğa tiyatronun en iyi örneklerini ulaştıran, cezan 2.300 lira. Yine insaflı davranmışlar, çocuk tiyatrosu yapmama cezası da alabilirlerdi, ne de olsa afiş sorunu yaşatmışlar belediyeye.

İşte sanata, sanatçıya ve çocuğa verilen değer bu kadar, iki örnek bunu açıkça gösteriyor. Çocuğa verilen önem(!) TMK mağduru çocuklarla ve tecavüz skandallarıyla ortada. Festivallere daha fazla önem mi, sanat eğitiminin ne kadar önemli olduğunu anlatmak mı, çocuk tiyatrosuna gereken değeri vermek mi? YASSAH HEMŞERİM YASSAH!

Ceren Okur / MİMESİS