Bu Tiyatro Devrimle Kuruldu

Paris – Şayet kendinizi has bir “Tiyatrosever” hatta “Sanatsever” addediyor ve yurtdışına çıkma olanağına sahipseniz, ya da günün birinde böyle bir fırsatınız olursa ne yapın edin, hiç değilse bir seferinde, Temmuz ayına denk gelecek biçimde en azından üç gün Avignon’da geçirin. Paris’in 700 km güneyine düşen bu küçük ve sevimli kent, özellikle her sene bu ayda bir ‘Düşkent’e dönüşür. Her metrekaresi bir sahne, her kent “sakin”i adeta bir “aktör” kesilir. Sözünü ettiğimiz “Avignon sakini” olmak için ille de 12 ay boyunca orada yaşamak zorunda değilsiniz. Paris’ten “Çok Hızlı Tren /TGV” (önceden almak kaydıyla Ankara-İstanbul otobüs bileti fiyatına) ile 2 saatte vardığınız yörede, eğer insani duyargalarınız biraz açıksa 2 dakikada Avignon sakini ünvanına kavuşabilirsiniz. Fransızca konuşmanız bile şart değil ! Cömertçe ve içtenlikle gülümsemeyi bilmeniz “cemaat” tarafından kabul edilmeniz için yeterlidir. Festival cemaati insan ve sanatsever her mezhepten, renkten kulu içerir ve ayrımsız herkesi bağrına basar. Buralarda farklılık bir özgünlük, hatta bir ayrıcalıktır. Ama içinde yaşadığımız dünyada bu canım kentin belli bir kapitalist zihniyetten arınmış olduğunu söyleyecek kadar da safdil değiliz. Bu kente, bu mevsimde gelenlerin çoğunluğunun henüz daha güzel bir dünya düşünü yaşatan, bunun içinde mücadele etmek gereğine inanmış insanlar olduğunun altını çizmeden de geçmeyelim. Aynen bu geçici düş “Başkent”inin kurucusu, onu bugünlere getiren kültür ve sanat neferleri gibi…

VİLAR VE CANYOLDAŞLARI

“Avignon Festivali” insanlık tarihinin en kanlı sayfalarını bütünüyle çevirmek, en karanlık defterini dönülmezcesine dürmek isteyen ilerici, devrimci Fransız aydınlarının 1944’ten sonra kendi çaplarında giriştikleri bir mücadelenin ürünü olarak 1947 Eylülü’nde doğmuştur. Kentin önemini anlamak için biraz daha geriye gidelim. Avignon 1307-1378 arasında Roma’dan kaçan muhalif Papaları, 1378’den 1418’e kadar da kendi içinde bölünen, iki-üç başlı Papalığı ağırlamış. O dönemden miras kalan “Papalar Sarayı”, kiliseler, malikâneler, surlar bugün kentin en prestijli sahnelerini oluşturuyor. Bir başka önemli miras da “Köktenkatoliklik” ve de her türlü ‘köktencilik’ bölünüp sulandıkça, arındıkça alternatif arayışı ve sağlıklı filizlerin fışkırma geleneği… Son Avignonlu asi Papa XIII. Benedikt’ten yaklaşık 530 yıl sonra, 1947’de o günkü sanat ‘Papaları’na, kültür ‘köktencileri’ne karşı bir asi Oğlan çıkar. Adı, II. Dünya Savaşı sonrası özgürlük rüzgârlarının ürünlerinden, komünist hassasiyetli oyuncu, rejisör, tiyatro yöneticisi Jean Vilar’dır (1912-1971). Vilar, eleştirmen ve koleksiyoncu Christian Zervos ve Nazi işgaline direnişin simgesi şairlerden René Char’ın davetiyle yaz aylarında oyun sahnelemek üzere bir kaç defa Avignon’a geldiğinde mekânlara vurulur. Örgütçü yeteneğini de kullanarak 4-10 Eylül 1947’de ilk “Avignon’da Dramatik Sanat Haftası”nı düzenler.

Vilar bir süre sonra “Avignon Festivali” adını alacak faaliyetin 1971’e kadar müdürlüğünü yapar. Paris’in kültürel egemenliği yıkılmış, en azından iki-üç haftalığına da olsa “Tiyatronun Asi Vatikanı” Avignon olmuştur. Bu defa da tiyatronun, dansın, balenin babaları, Papaları oraya taşınır. Artık tiyatronun ‘Yeni Papa’sı Vilar’dır. İlla velakin yok mu o ‘ilerleme’, ‘sorgulama’ yöntemi, toplumu içinde kurt gibi besleyen (!) o daha iyiyi ve güzeli eleştirelle arama geleneği…?

68’in İsyan Çocukları ve “Off”

68 Mayısı Vilar’ın da kaidesini sarsar. Avignon’un resmi “In” programının yanında yeni bir bölüm, daha doğrusu bir ‘çığır’ açılır. Artık isyancıların isyancı çocuklarının da aykırı örgütlenmesi için yaratıcı bir motora gereksinim doğmuştur. 1968 rüzgârları Vilar ve arkadaşlarını “Klasik, konvansiyonel ve konformist” kılınca, paralel bir “Off” seçeneği düzenlenir, daha doğrusu kendini zorunlu kılar. Bugün iki yaklaşım veya bakıştan hangisinin, hangi gösteride, kimlerle, nasıl daha öncü, yaratıcı veya ilerici olduğunu tayin etmek olanaksız. Her ikisi de, her türde gösteriye açıktır. Ancak resmi destek ve altyapıların çoğunluğuna sahip “In” daha görkemli ve iddialı yapımlar üreten bir program olarak genel üstünlüğünü sürdürüyor. “Off” ise daha amatör, genelde daha işin başında olanlara kürsüdür.

Ancak aradan bir 38 yıl geçmiş devrim hayalleri tozpembeleşirken yeni “reformlar” aranır olmuştur. 2004’ten bu yana festivalin yönetimi daha kolektifleşmiş, örneğin tekseçiciliğin yerini çifte seçicilik alır. Hortense Archaumbault ve Vincent Baudriller ikilisi 2004’ten beri her yıl farklı bir veya iki “Konuk Ortak” sanatçıyla program hazırlamaktadır. Thomas Ostermeier (2004), Jan Fabre (2005), Josef Nadj (2006), Frédéric Fisbach (2007) Valérie Dréville ve Romeo Castellucci (2008), Wajdi Mouawad’ın (2009) konuk ortaklıklarından sonra bu yıl Fransız yazar Olivier Cadiot ve İsviçreli tiyatro yönetmeni Christoph Marthaler’in oyunları ve tercihleri “In”i zenginleştiriyor.

KONUK ”ORTAKLAR”, SINAV VE SORULAR

Bu sene 64 yaşına basan şenlik 7 Temmuz gecesi saat 22’de Christoph Marthaler’in Anna Viebrock ile yazdığı ve sahneye koyduğu “Papperlapapp” isimli oyunla, her yıl olduğu gibi Papalar Sarayı’nın benzersiz Şeref Avlusu’nda perde açtı. Sokaklar, meydanlar, binalar, yer, gök rengârenk bir cümbüşe, ışıl ışıl, pırıl pırıl, cıvıl cıvıl her an kıpırdayan, oynayan bir insan seline dönüştü bile. Genç-yaşlı, kadın-erkek, Fransız-öteki hepsi bir kez daha kaynaştı. Önceki yılların verilerine bakılırsa 15 bin kişilik Avignon 3-4 hafta süresince 250 bin kişiyi ağırlayacak. Bu kadar yıldır 3-4 haftalığına da olsa idealleri besleyen bir kaldıraç, düşleri yeryüzüne indirmeye yarayan merdiven Avignon her yıl yeni baştan sınava giriyor. Geçen yıl sayıları 125 bine ulaşan biletli seyirci bakalım bu sene “In”deki toplam 36 yapımın 100 civarındaki gösterisine aynı oranda itibar edecek mi? 8’inde başlayıp ve 31 Temmuz’da sona erecek “Off” ise 123 ayrı mekânda, 900’ü yakın toplulukla toplam 1100’ün üstünde yapımı tiyatroseverler ve çeşitli gösteri sanatı meraklılarının beğenisine sunuyor.

İşte tam da bu noktada 2010 buluşması bir kez daha, festivalin geleneksel bir tiyatro sanatı icra mekânı olmasını savunan katıksız veya klasik tiyatro yanlılarıyla, Avignon’u bir deneme sahnesi, öncü ve her türde gösteri sanatına kucak açan bir evren olarak görenler arasında ciddi bir çatışma arenası olmaya aday.

KİMLER VAR ?

Bu yılın konuk ortakları Marthaler ve Cadiot “Müzikal” yönetmen ve yazarlar. Gerek bugüne kadar sahneye koydukları müzikal oyun, müzikli piyesler veya bazı opera, roman/oyun ve şarkılara yazdıkları sözlerle müşkülpesent ve ‘tutucu’ tiyatro seyircisini tatmin etmekten çok uzak olabilirler. Örneğin Olivier Cadiot’un 2007’de çıkan son romanı ve Eylül’de yayınlanacak yeni kitabı festivalin resmi programında Ludovic Lagarde yönetiminde müzikal bir biçimde sahneye uyarlanacak. Franz Kafka’nın “Dava”sı, Robert Musil’in “Niteliksiz Adam”ı operalaştırılacak.

Bir demet seçkiyle hatırlatmak gerekirse: “In” programında 30 Haziran 2009’da yitirdiğimiz ünlü Alman koreograf Pina Bausch anısına Ballets C de la B isimli topluluk “Out of Context For Pina” başlıklı bir koreografi gösterisi hazırlamış. Ünlü Sırp-Fransız dansçı Josef Nadj Macar kökenli cazcı Akosh S. eşliğinde, Fransız ‘entel’ rockçusu Rudolphe Burger, çağdaş müzik bestecisi Pascal Dusapin özgün yapımlarıyla bu şenliğin en ilgi çekecek “müzikal” gösterilerini sunmaya adaylar. Avignon’da ilk kez bir oyun sahneleyecek İspanyol Angélica Liddell veya Quebec’li Julie Andrée T., Fransız Gisèle Vienne, Belçikalı Flaman Cindy Van Acker, yine Belçikalı Anne Teresa ve Alman Silke Mansholt gibi kadın yönetmenlerin eser ve performansları merakla bekleniyor.

Festival Sarkis senografili “II. Richard’ın Trajedisi” ile kapanacak.

SHAKESPEARE VE SARKİS İLE KAPANIŞ

64. Avignon Festivali’nin bir başka özgünlüğü de Türkiyeli sanatçı Sarkis’in varlığı. Bu seneki şenliğin “In” bölümündeki tek klasik tiyatro eseri olarak kabul gören William Shakespeare’in “II. Richard’ın Trajedisi” başlıklı piyesinin senografisi Sarkis’in elinden çıkmış. Jean-Baptiste Sastre’ın yönettiği oyun 20-27 Temmuz tarihleri arasında Papalar Sarayı Şeref Avlusu’nda sahnelenecek ve festivali kapatacak.

Bu sene gerçekten de müzik ve dansın ağırlıklı bastıracağı Avignon 2010 mahsulünün tam değerlendirilmesi ancak festival tamamlandıktan sonra yapılabilecek. Programa ilişkin daha fazla bilgi arzu edenler festivalin “In” bölümünün resmi sitesi www.festival-avignon.com veya “Off” için www.avignonleoff.com/ adreslerine başvurabilirler.

Uğur Hüküm

Odatv.com