TMK Mağduru Çocuklar ve Hukuk

Aralarında tiyatrocu, yönetmen, oyuncu, edebiyatçı, şair, akademisyen ve müzik sanatçılarının da olduğu Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları (ÇİAÇ) insiyatifinde çalışan avukat Mehmet Uçum tarafından gönderilen yazıyı Mimesis Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu editörleri olarak sanat yapma çağındaki çocukların yaşam hakları bağlamındaki gelişmeleri bilgilendirmek amacıyla, yayınlamayı uygun bulduk. Bilindiği gibi TMK mağduru çocuklar için uzun süreden beri devam eden kampanyalar sonucunda TBMM konuyu gündemine almak zorunda kaldı ve yasal mevzuatta birtakım değişiklikler de gündeme geldi. 22 Temmuz’da Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yeni Terörle Mücadele Kanunu’nun 32.maddesinde sınırlı bazı değişlikler yapıldı. Avukat Mehmet Uçum’un yazısı değişikliğe dair yorumları içermektedir.

MEHMET UÇUM’UN yazısı:

Merhaba,
6008 Sayılı Kanun, dün Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı ve bugün resmi gazetede yayınlandı. Yasa bugün resmen yürürlüğe girdi. Öncelikle gözümüz aydın diyorum. Yarından itibaren (pazartesinden itibaren) artık dosyaların hızla ele alınması yahut ele alınmalarının sağlanması ve tahliyelerin bir an önce başlaması şimdi en büyük beklentimiz. Resmi gazete yayını ekte ve aşağıda yer almaktadır. Yasanın TMK Mağduru Çocuklara İlişkin getirdiği düzenlemelere ve sonuçlara aşağıda yer verilmiştir:

Bu işe başlarken TMK mağduru çocuklar sorunun hukuki analizini yaptığımızda önümüze 7 hedef koymuştuk.

1. Çocuklar hiç bir durumda özel yetkili savcılıklarca soruşturulmamalı ve özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmamalı. Bu gerçekleşti. Şimdi çocuk mahkemesi olan yerlerde çocuk savcılıkları ve çocuk mahkemeleri görevli olacak. Çocuk mahkemesi olmayan yerlerde genel görevli savcılıklar ve genel görevli mahkemeler çocuk savcılığı ve çocuk mahkemesi sıfatıyla görev yapacak. Ayrıca çocuklar yetişkinlerle beraber soruşturma ve kovuşturma geçirdiklerinde çocukların davaları yetişkinlerin görüldüğü davalarla yetişkinlere ilişkin mahkemede birleştirilemeyecek. Yani artık suçun türü ne olursa olsun çocuklar her durumda çocuk savcılıklarınca soruşturulacak, çocuk mahkemelerince yargılanacak. Ve bu süreçte özel yetkili mahkemelere yani terör suçlularına özgü soruşturma ve kovuşturma usulü çocuklara hiç bir durumda uygulanamayacak. YANİ ÇOCUKLAR SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA (YARGILAMA) BAKIMINDAN TERÖR SUÇLUSU STATÜSÜNDEN ÇIKARILMIŞTIR.

2. Terör suçluları bakımından, verilen cezaları yüzde elli artıran hüküm çocuklar bakımından artık uygulanmayacak. YANİ CEZA ARTIRIMI BAKIMINDAN DA ÇOCUKLAR TERÖR SUÇLUSU STATÜSÜNDEN ÇIKARILMIŞTIR.

3. Sadece yasa dışı niteliğe dönüşen toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katıldığı için “örgüt üyesi olmadığı halde örgüt adına suç işlediği için örgüt üyesi gibi cezalandırma” çocuklar bakımından kaldırılmıştır. Yani toplantı ve gösteri yürüyüşleri bakımından örgüt adına suç işleme isnadı çocuklar bakımından ortadan kaldırılarak bu yönden de ÇOCUKLAR TERÖR SUÇLUSU STATÜSÜNDEN ÇIKARILMIŞTIR. Eski düzenleme sırasında çocuklara yaş indirimi olmadan bu nedenle verilen ceza 7 yıl 6 aydı.

4. Zararlandırıcı sonuç doğurmayan taş atma eylemini güvenlik güçlerine silahlı direnme sayan ve en az 5 yıl ceza verilmesine neden olan hüküm çocuk, yetişkin ayrımı olmaksızın herkes bakımından kaldırılmıştır. Yeni hükümlere göre güvenlik görevlilerine cebir ve tehdit yoluyla direnme olursa TCK’da yer alan hükümler uygulanacaktır.

5. Çocuklardan 16-18 yaş grubundakilere uygulanması yasak olan  (3 yıla kadar cezalarda) erteleme, (2 yıla kadar cezalarda) hükmün açıklanmasını geri bırakma, (1 yıla kadar cezalarda) paraya çevirme dahil seçenek yaptırımlar uygulama olanağı getirilmiştir. Yani mevcut yasak kalkmış ve SEÇENEK UYGULAMALAR KONUSUNDA DA ÇOCUKLAR TERÖR SUÇLUSU STATÜSÜNDEN ÇIKARILMIŞTIR.

6. TMK’yla ilişkilendirilen tüm çocuklar yönünden terör suçlularına özgü olarak uygulanan şartla salıverilme için cezanın 3/4 ünü (dörtte üçünü) çekme koşulu çocuklar yönünden kaldırılmıştır. Yeni düzenleme ile adli suçlarda olduğu gibi şartla salıverilme hakkı için 16-18 yaş grubu çocukların cezalarının 2/3 ünü (üçte ikisini), 12-15 yaş grubu çocukların cezalarının 1/2 sini (yarısını) çekmeleri yetecektir. Ayrıca cezaevi disiplin rejiminde TMK’yla ilişkilendirildikleri için terör suçlusu statüsünde sayılan çocuklar bu kapsamdan da çıkarılmıştır. Disiplin hukukunda da adli suçlara özgü kurallar uygulanacaktır. Böylece çocukların şartla salıverilme haklarının yanması uygulamasına da son verilmiştir. Önceden üç kez disiplin cezası alan çocuğun şartla salıverilme hakkı yanıyordu. şimdi hiçbir durumda şartla salıverilme hakkı ortadan kalkmayacak. YANİ CEZA İNFAZ VE DİSİPLİN REJİMİ BAKIMINDAN DA ÇOCUKLAR TERÖR SUÇLUSU STATÜSÜNDEN ÇIKARILMIŞTIR.

Yukarıda sıralanan ve kabul edilen taleplerimize karşın sadece bir isteğimiz bu yasal düzenleme de karşılanmamıştır.

7. Yasa dışı niteliğe dönüşen toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında yüzü kısmen veya tamamen kapatmak örgüt propagandası suçu sayılıyor ve en az 1 yıl ceza veriliyor. Bu hükmün önce çocuklar bakımından uygulanmamasını sonra herkes bakımından kaldırılmasını talep etmiştik. Bu talebimiz makul kabul edilmekle birlikte bu aşamada bazı pratik ve psikolojik engeller yüzünden tasarıya eklenmedi ve yasalaşmadı. Ancak bu hükmün ekim ayında başlayacak yeni yasama yılında tekrar ele alınabileceği konusunda hükümet partisinin yetkililerinin beyanlarını aldık. Sadece bu konu değil uygulamada son derece ölçüsüz, orantısız ve adaletsiz cezalar verilmesine yol açan TCK madde 220/6, 7 ve 8 inci fıkra hükümlerinin de değiştirilmesi konusunda güçlü eğilimler olduğunu gözlüyoruz. Bu konuda da yeni yasama döneminde çalışmalar yürütmeyi planlamaktayız.

SONUÇ: Yasa dışı niteliğe dönüşen toplantı veya gösteri yürüyüşlerinde zararlandırıcı sonuç doğurmadan taş attıkları iddiasıyla cezalandırılan çocuklara yaş indiriminden önce verilen 13 yıl 6 aylık cezanın 12 yıl 6 ayına ilişkin yasal dayanaklar ortadan kalkmıştır. Kalan 1 yıllık cezanın dayanağı yüzü kısmen veya tamamen kapatmaktır. Bu cezayı almış çocuklar bakımından yaş indirimi ile bu cezalar (16-18 yaşta )8 aya, (12-15 yaşta) 6 aya düşecektir. Ayrıca bu cezalar üzerinden altıda bir takdiri indirim de yapılabilir. Yapılsın yapılmasın bu miktarlar tüm seçenek uygulamalara ilişkin sınırların altında olduğundan çocukların ceza yatması söz konusu olmayacaktır.

Ayrıca yapılan değişiklikte toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasındaki suç isnatlarına ilişkin bazı ağır cezalar hafifletilmiş, bazı suç tipleri birleştirilmiş ve ceza sayıları azaltılmıştır. Bunlar da yapılan düzenlemelerin herkes bakımından olumlu sonuçlarıdır.

Elbette nihai çözüm sadece TMK mağduru çocukların değil suçla ilişkilendirilen tüm çocukların hukukunu güvence altına alacak; kapsamında çocuk ceza kanunu, çocuk ceza yargılaması kanunu, çocuk ceza infaz ve güvenlik tedbirleri kanunu olan bağımsız bir çocuk ceza hukukunu hayata geçirebilmektir. Ayrıca bu konu sadece Türkiye’de değil bütün dünyada bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın karşılanmasında Türkiye’de yürütülecek faaliyetlerin önemli bir işleve sahip olacağına inanmaktayım.

Son olarak yasalaştırma süreci bakımından şunları söylemek isterim. Ulaşılan sonuçta (ki son derece önemli bir yasal düzenleme yapılması sağlanmıştır) asıl pay sahibi ÇİAC’tır. ÇİAÇ bütünlüğü içinde kimin hangi ölçüde yeri olursa olsun, ister büyük parça ister bir nokta olsun her katılım aynı değere ve aynı öneme sahiptir. Çünkü bir bütünlükten en ufak bir parçayı da ayırsanız eksiklik doğar. Bu nedenle eğer bir teşekkür hak edilecekse bu ÇİAÇ’ın tamamının hakkıdır. ÇİAÇ’ın yanı sıra bu yoğun faaliyet sırasında Sayın Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği duyarlılığın, Sayın Başbakan’ın özellikle 2010 Marta görüşmesinden sonra konuya ilişkin yaptığı yakın takibin ve samimi olarak sorunun çözümü konusunda gösterdiği kararlılığının altını çizmek gerekir. Ak Parti grubundan; Ayşenur Bahçekapılı, Bekir Bozdağ, Hakkı Köylü, Abdulmuttalip Özbek, Mehmet Emin Ekmen, Abdurrahman Kurt, Gülşen Orhon, CHP’den Hakkı Süha Okay, Ali İhsan Öztürk, Gaye Erbatur, BDP’den Sebahat Tuncel, Sevahir Bayındır, DSP’den Jale Ağırbaş yasalaştırma sürecinin çeşitli aşamalarında ayrı ayrı veya birlikte, son aşamada ise tümüyle birlikte sorunun çözümü için çaba gösteren vekiller olarak öne çıktılar. İsimlerini anmadığımız çok sayıda vekilin katkılarını da belirtmek isterim. Özellikle TBMM Genel Kurulu görüşmeleri sırasında çok sayıda vekil kuliste yahut kürsüde arada görüşmeler yaparak, sorunun aciliyeti ve çözümü konusunda duyarlılıklarını ifade ederek yasanın son dönemlerde TBMM’de görülmedik bir şekilde (yalnızca MHP’nin muhalefetiyle) yüksek uzlaşmayla çıkmasını sağladılar. Yasalaştırma sürecinde gerek “Yargıya Açık Mektup” için yaptıkları katkılardan gerekse ÇİAC’ın yasa önerilerine ilişkin verdikleri destekten ötürü Osman Can, Kemal Şahin ve o çevreden diğer meslektaşlarımızı yani Demokrat Yargı çevresini de anmak gerekir.

Yeni dönemde TBMM’deki bu uzlaşma adımının farklı sorunların çözümünde etkili olmasını umuyoruz, diliyoruz.

Yakın zamanda ÇİAC mail grubunun yayını son erecek. Sevgili Mehmet Atak bir duyuru ile bunu gruba iletecek. Ancak mail grubunun yayının sona erecek olması çalışmaların sona ereceği anlamına gelmiyor. Detaylar Mehmet Atak’ın mailinde olacak.

İyi Pazarlar, sevgiler

MEHMET UÇUM

EK: TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Kanun No. 6008
Kabul Tarihi: 22/7/2010

MADDE 1 – 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 32 nci maddesi başlığı ile birlikte
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Direnme

MADDE 32 – Kanuna aykırı toplantı veya gösteri
yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta
ısrar ederlerse,  altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip
edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı
oranında artırılarak hükmolunur.

İhtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine
karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi halinde, ayrıca
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265 inci
maddesinde tanımlanan suçtan dolayı da cezaya hükmolunur.

23 üncü maddede yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya
24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden yetki sınırı aşılarak toplantı
veya gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkralarda
yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar, dörttebire kadar
indirilerek uygulanabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

MADDE 2 – 2911 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 33 – Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü
maddenin (b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak
katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde
olması durumunda, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya
aracın bulundurulmasının suç oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan
dolayı da ilgili hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı olması
halinde ve dağılmamak için direnildiği takdirde, ayrıca 32 nci madde
hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”

MADDE 3 – 2911 sayılı Kanuna 34 üncü maddeden sonra
gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Çocuklar hakkında uygulanmayacak hüküm

MADDE 34/A – Bu Kanuna aykırı toplantı ve gösteri
yürüyüşlerine katılarak direnme suçunu veya katıldıkları toplantı ve
gösteri yürüyüşleri sırasında propaganda suçunu işleyen çocuklar
hakkında bu suçlara bağlı olarak ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.”

MADDE 4 – 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanununun 5 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.”

MADDE 5 – 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz
Hâkimliği Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının sonuna
aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü
veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri
toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,
savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla
avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi
gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza
infaz kurumunda da alabilir.”

MADDE 6 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle
eklenmiş, aynı maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere
aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül
ettirilmiştir.

“Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya
hükmolunur.

(2) Suçun, mağdurların;

a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar
artırılır.”

MADDE 7 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının sonuna
aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilmez.”

MADDE 8 – 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesine aşağıdaki
fıkra eklenmiştir.

“(4) Çocuklar, bu madde hükümleri uyarınca kurulan
mahkemelerde yargılanamazlar ve bu mahkemelere özgü soruşturma ve
kovuşturma hükümleri çocuklar bakımından uygulanmaz.”

MADDE 9 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin
dördüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.”

GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce
verilmiş ve infaz hâkimliğinin incelemesinden geçmiş disiplin
cezalarına karşı, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay
içinde yeniden yapılan başvurular, 4675 sayılı Kanunun bu Kanunla
değişik 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen usulle karara
bağlanır.

GEÇİCİ MADDE 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe
kadar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş
olanların, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren onbeş gün içinde
mahkemeye başvurmaları halinde, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci
maddesinin yedinci fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda
bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur.

MADDE 10 – A) Terörle Mücadele Kanununun;

1) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi,

2) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci
cümlesinde yer alan “onbeş yaşını tamamlamamış” ibaresi,

B) İnfaz Hâkimliği Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü
fıkrası,

yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 11 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 12 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

24/7/2010