Tiyatro Meslektir Bre Cahiller

Nedim Saban

Bugün size tiyatronun bir meslek dalı olduğunu kanıtlamaya çalışacağım: Eski bir meslektir, kardeş mesleklerin türemesine kaynaklık eder diye kutsallaştırmadan!

Tiyatro öncelikle bir sanat, sonra bir meslek dalıdır…

Ancak bizler son zamanlarda meslektaşlarımıza bile mesleğimizin meslek olduğunu anlatmakta zorlanıyoruz ya, gelin bugün mesleğimizden söz edelim.

Tiyatro kendini yenileyemediği için kriz yaşıyor diyenlere ürologlardan operatörlere kadar pek çok meslek dalı kriz yaşıyor diye hatırlatalım, ancak tiyatronun West End’de ya da Broadway’de bu krizi, gazinolarla yarış eden müzikallerle değil, ilk oyuncu Thespis’in sadeliğini çağın yeni anlatım kaynaklarıyla tekrar sorgulayan oyunlarla aştığını anımsatalım.

Thespis, kayıtlarda Yunanistan’daki ilk oyuncu…

Bir de Türkiye’de kayıtlarımızda olmayan son oyuncular var!

Dizi setlerinde on dokuz saat mesai yapıyorlar ama neyin uğruna? Taksi şoförü ile bakkal çırağı onu tanıdığı zaman dünyalığını yapacak aklı sıra…

Son yıllarda türeyen menajeri ona dizilerden çok para kazanacağını söylemiş ya, bizimki sette her türlü kötü muameleye razı!

Oysa menajerlik, çok ciddi, saygın bir meslek…

Sadece oyuncunun cici mamasından nemalanmak değil, oyuncuya uzun vadeli bir strateji çizerek, onun mesleğinde zirveye çıkmasını ve daha önemlisi hiç düşmemesini sağlamalı menajer…

Bizde ise “düşenin dostu olmaz diyerek”, düşene ilk tekmeyi menajeri vuruyor.

Amerika’nın en önemli menajerlik şirketi William Morris bünyesinde oyun yazarları, yönetmenler, oyuncuları da barındırıyor. Bu şirketin bir yazarı başarılı bir oyun yazınca, oyunun daha küçük tiyatrolardaki deneme aşamalarında menajerlik şirketi kendi oyuncularının oyunda rol alması için yazardan ricacı oluyor… Çünkü o menajerler, oyunun bir gün Broadway’de oynanacağını ve kendi oyuncularının rol almalarının, kariyerleri açısından çok önemli olduğunu bilecek kadar sezgililer…

Bizde ise menajerlik şirketleri, çevresine topladıkları gelir geçer şöhretleri, tiyatrodan uzak tutmak için binbir numara yaparak, tiyatro yapmaları halinde iş bulmakta güçlük çıkacağını söyleyerek, tehdit ediyorlar.

Geçenlerde bir televizyon yapımcısı ile konuştum, tiyatroculardan “oyun programı” nedeniyle uzak durduğunu söyledi. Oysa, başarılı televizyon dizileri oyunculardan besleniyor.

Tiyatroculara tiyatro engeli koymak, bence Türk Tiyatrosu’nun önündeki en büyük duvar!

Anadolu’nun onlarca konservatuarını bitiren genç, tiyatro yapımcılarını suçluyor: Medyatik kişilerin peşindesiniz, o yüzden tıkandınız!

Ama ne yazık ki mesleğe yeni başlayanlar da çoğunlukla tiyatroyu basamak olarak kullanıyor.

“Bu benim hayatımın teklifi” diyerek duygu sömürüsü yapan, provalara, turnelere gönülsüz giden, setlere göre program ayarlanmasını isteyen kişiler var.

Tiyatronun programını iki ay önceden yapsanız onların önlerine çıkan fırsatları kapatmış oluyorsunuz, son dakikada program yapsanız “zaten herkesin tiyatro dışında işi olduğu için”, durum içinden çıkılmaz bir hale dönüşüyor.

Ne yazık ki aynı filmin tekrarını ödenekli tiyatrolarda da yaşıyoruz!

Devlet buradaki bazı tiyatroculara, özel televizyonda çekim yapsın diye maaş ödüyor.

Geçen gün ödenekli tiyatrodan bir rejisör arkadaşım, prova sırasında iptal olan projesindeki emeğinden yakınıyordu: “Prova koyamıyorsun ki! İnsanların dört beş gün çekimi var.” Panikle yapılan provaların sonucunda “üstadım tiyatro da çok geriledi” lafına zemin hazırlıyorsunuz. Buna karşı direnmek için oyuncuyu provaya getirmeniz lazım, geldiği zaman cep telefonunu kapatabilmesi lazım, setten haber beklememesi lazım, gerekirse çalışmanın sarkması lazım ama nerede?

Bir de, şu tiyatro mesleğinden para kazanılmaz konusuna açıklık getirelim!

Zaman zaman içlerinde oyuncu, sahne teknisyeni, idareciyle sayıları 50’yi aşan kocaman bir ekip Tiyatrokare’den ekmek yiyor. Üstelik bunların büyük çoğunluğu televizyon işi yapmıyor ve ek gelirleri yok. Başka ciddi tiyatrolar için de aynı şeyin geçerli olduğunu biliyorum.

Oysa, starların dışında, ortalama bir oyuncu, genelde 6-7 bölüm sürüp ortadan yok olan bir dizi için en az 75 gün sette çalışıyor, (parasını alabildiğini varsayarsak), aynı kişi tiyatroda 75 oyun oynasa bence, yorgunluk ve yıpranma paylarını da düştükten sonra, ödemelerin vadesini de hesaplarsanız üç aşağı beş yukarı aynı parayı kazanıyor. Üstelik sette hiçbir sosyal güvencesi yok, tiyatroda çoğunlukla var.

Şimdi, bakkalın çırağı ile taksi şoförünün “abi siz hangi dizide oynuyordunuz” demesi ve sayıları yirmi kişiyi bulmayan starın cebine haftada 40 milyar girmesi için, tiyatrocuların tiyatro sanatına ihanet etmesi affedilir bir şey midir sorarım size?

Konservatuarlar nasılsa oyuncu yetiştiriyor rahatlığıyla, konservatuarlara kast ajansı muamelesi yapan dizi yapımcıları unutmamalı ki, tiyatro seyircisinin nefesini hissetmemiş oyuncu, yarın kameradan kurbanlık dana gibi kaçacaktır.

Şimdi iş sadece doğru program yapmaya kalıyor galiba! Organizasyon yeteneği olmayan sektörümüz için de en zoru o.

Nasıl herkes menajer olduysa, yakında da programlamacılar türer belki. Oyuncunun kazancının %5’inden nemalanarak oyuncunun programını yapıp, Türk Tiyatrosu’nun önünü açarlar.

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: