Alternatif Mekânlar Tiyatronun Geleceği İçin Bir Model Oluşturabilir mi?

Birkaç yıl önce, genelde ana akım medyada, kadim bir sanat olarak tiyatronun miadını doldurup doldurmadığı tartışılıyordu. Aynı dönemde farklı bir kesim ise bırakın tiyatronun ölmesini, farklı biçimde bir Rönesans’a hazırlandığını iddia etmekteydi. Aslında ölen, oyuncu ve seyirci arasında “profesyonel”  bir sınır çizgisi çeken, ürünlerin belli bir bedel ödenerek seyirci tarafından “tüketildiği” klasik işbölümüne dayalı modeldi. Rönesans yaşamaya aday olan ise tabana yayılan pratiğin kendisiydi. İnsanlar kafelerde, otel odalarında, evlerin salonlarında, bazı kültür merkezlerinin arka odalarında tiyatro yapmaya çalışıyorlardı. Bu girişimler belki büyük zorluklarla ilerliyordu, çoğunlukla medyanın bilinçdışımıza sızarak dayattığı manipülatif kalıpların esiri oluyordu, hatta zaman zaman sanat endüstrisinin yeni yüzler bulmak için uğradığı bir arka bahçe niteliği kazanıyordu, ama kesin olan şuydu ki tiyatro kabuk değiştiriyordu.

 

Tabii böyle bir değişimin egemen sistemin paradigmasını gerçekten kökünden sarsabilmesi için çok daha fazlası gerekiyordu. Öncelikli olarak arka bahçe olmaktan kurtulmak için sağlam bir duruş sergilemek ve alternatif dayanışma ağları ortaya koyabilmek çok önem kazanıyordu. Bunun yolu da tiyatro faaliyetini günübirlik pratiklerden kurtarmak ve alternatif kurumsallaşma yolları aramaktan geçiyordu. Ancak son derece kaotik bir atmosferde varoluş kazanan bu yeni tiyatroların belki de en önemli zaafı bu atılımı ilerletmekte yetersiz kalmaları  ve egemen paradigmayı sarsacak bir potansiyeli hayata geçirme yolunda atıl kalmalarıydı.

 

Ancak geride bıraktığımız iki yıl içinde bu durumda bazı değişimler yaşanmakta. Sessizce ama ısrarlı biçimde yürütülen bazı faaliyetler sonucu tiyatro dünyasında son on yıldır yaşanan sosyolojik dönüşümün meyveleri yavaş yavaş toplanmaya başlandı. Bunun en iyi göstergelerinden birisi bazı tiyatroların kendi mekânlarını açarak kurumsallaşma yolunda ciddi bir hamle yapmaları. Kumbaracı50, İkinci Kat, Mekan Artı, Galataperform, Krek’ten sonra bir süredir atıl durumdaki Maya Sahnesi’nin, alternatif kurumsallaşma anlamında oldukça zengin bir deneyime sahip olan BGST tarafından işletilmeye başlanması bu konudaki yönelimlere ciddi bir adım olarak eklendi. Elbette egemen paradigmayı köklü bir şekilde sarsabilmek için alternatif mekanların varlığı ve örgütlülüğü tek başına bir kriter olamaz. Ancak alternatif alanın bağımsızlığını koruyabilmesi için bu mekanlar önemli bir model oluşturabilir. Eğer alternatif mekân işletmecileri ve alternatif tiyatronun eyleyicileri bu hamleyi birlikte olma ve gerçekten örgütlü bir tavır gösterme yolunda bir fırsata dönüştürebilirlerse bir süredir egemen paradigmayı tehdit eden bu eğilimin gücü işte o zaman ortaya çıkacaktır.

Okuyucu Yorumları

“Alternatif Mekânlar Tiyatronun Geleceği İçin Bir Model Oluşturabilir mi?” yazısına bir yorum var.

  1. Ali Canciğer dedi ki:

    İkinci Kat, Kumbaracı 50, Garaj İstanbul, şimdi de Maya Sahnesi iyi oldu. Mekan Artı da iyi, fakat Taksim’e uzak.

Yorum


işlemi tamamlayınız: