Kadın ‘Namus’un Neresindedir?

Mevzu derin… Üstüne çok da beylik cümleler ifşa etmeye gerek yok! BGST Tiyatro Boğaziçi’nin kıvamında seyirliği “Otobüs”; memleketim coğrafyasında -hep- çok tartışılan bir konu olan ‘namusu’, tiyatronun diliyle anlatıyor. Anlayabilene âlâ, anlamak istemeyene ise yol uzun daha!

“Yarışmadı / Yenilmedi / Açık seçik sizle oynamadı / Gerilmedi / Sanılmasın yine basmış onu bulantılar / Yanılmasın öyle dalga geçen / Yabancılar /Ah, eğleniyor kendi başına / Ah, neşesi yeter / Ah, umurunda mı sandın bu dünya…” Ortalığı, her konserinde toz duman eden, “en” adamlarım Duman’ın şarkısı “Ah”ı, yine şahsına münhasır bir bünye Nejat İşler’den dinliyorum, en cover haliyle… (Dinlemediyseniz, bir tarama yapın internet aleminde. İşler’in (Duman solisti) Kaan’a düşen ses renginde, “Ah” nasıl daha da bir ballanırmış duyun!)

Bahara yüzünü vuran bir İstanbul gecesinde, fonumuzu “Ah” şereflendiriyorken, masada muhabbeti-mizi demlendirense, biraz efkârlıklarımız, biraz “Memleketin hali benim halim, öyle bir kabız olmuşum ki, boğazıma kadar b.k içindeyim…” diyen üstad Can Yücel ve biraz da “Lal Masalları” ile Murathan Mungan… Gecenin mevzusu ise; Memleketim coğrafyasında -hep- çok tartışılan bir konu olan ‘namusu’ tiyatronun diliyle anlatan bir oyun ile biz tiyatro izleklerine selam eden BGST Tiyatro Boğaziçi’nin bu sezonki seyirliği ‘Otobüs’.

MASALA İNANMAYAN GERÇEĞE İNANIR MI?

“O dağların ardında yemyeşil bir orman var… Ve bu yemyeşil ormanda saklanan rengârenk çiçekler… Biz ormana girince merakla etrafımızı sararlar mutlaka… İlk karşılayan turuncu papatya olur, o en meraklısı çünkü… Az ötede her daim aşkı arayan kırmızı güller var gördün mü? Aman, aman kafası karışık ve de burnu büyük sarı nergisler de gelmişler bizi görmeye, ne de iyi etmişler… Gri mantarlar lezzetine doyulmaz bir sofra kurmuşlar bizim için… Hem de en serin yere, kahverengi koca gövdesiyle dev ardıç ağacının altına… Yemek sonrası bir kahve molası, hem de sohbetine doyum olmayan yaramaz, pembe karanfillerin elinden ve sonra alçakgönüllü mavi menekşelerin kollarında huzuru buluruz herhalde… En nihayet, bitince bu tanışma faslı, hep beraber başlarız dilediğimiz yönde özgürce koşmaya…”

Geçtiğimiz hafta cuma yazısının içinde sormuştum, -üşenmeden hatırlayalım-; “masallara inanır mısınız?” diye… Yoksa siz de “artık büyüdük ama” diyenlerden misiniz? Yukarıdaki, masallara yol veren metin, Tiyatro Boğaziçi’nin oyunu ‘Otobüs’e ait… Belki siz de bu “otobüs”ten bir koltuk bileti alır ve sonrasında masallara inanmak istersiniz, belli mi olur?! (“Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi, sanki hakikatin sırrına ermiş gibi, masala inanmayan gerçeğe inanır mı?” diyor ya Mungan, “Lal Masalları”nda hani… Tam da öyle…)

KİM ‘BEN NAMUSLUYUM’ DİYEBİLİR?!

Bir yolculuk hikâyesi anlatılan, ama izleyip de kenara çekileceğiniz türden değil!

Konu öyle ‘namus meselsi’ yahut ‘kadın bakışı’ diye öteleyebileceğimiz bir sığlıkta değil, ne yazık ki…

“Bizim kadınlarımız: korkunç elleri / İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle / Anamız, avradımız, yarimiz…/ Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen, soframızdaki yeri / Öküzümüzden sonra gelen…/ Dağlara kaçırıp, uğruna yattığımız kadınlarımız…” diyen üstad Nazım Hikmet’i de yan çeperimize alıp, “sırf kadın” olduğundan mütevellit yollara sürülen, taşlanan, susturulan, linç edilen ve yeri geldiğinde çokça yok sayılan… Daha derin hissiyatla, bir insan… Çok da beylik cümleleri düzmeye gerek yok aslında

1995’ten bu yana avangard ve deneysel çalışmalara imza atan Tiyatro Boğaziçi, ‘7 Kadın’ ve ‘Bir Kadın Uyanıyor’dan sonra bir kadın oyunuyla daha bizim karşımızda. Sevilay Saral’ın feminist bir bakışla, metaforlar üzerine kurarak yazdığı ve yönettiği oyunda; bir otobüste yolculuk eden on kadın; Kahverengi, yeşil, turuncu, kırmızı, sarı, mavi, pembe, siyah, gri ve beyaz renk olarak, “koltuk dansı” geçişleriyle, geçmişe gidip, şimdiye geliyorlar. Her bir renk; samimi ve sansürsüz bir dil üzerinden, farklı bir kadın hikâyesi, farklı bir kadın bakışını sergiliyor. Dünyanın-sistemin dayattığı rolü reddederek, kendilerine çizildiğini söyledikleri kaderlerinin efendisi olmaya kararlı bu on kadın; tesadüfen buluştukları bu yolculukta, hiç hesapta yokken sıralarını ortaya döküyor ve kendilerini “namus”u, “namussuzluğu” konuşuyor buluyorlar.

‘Namus’ nedir, kime göre tanımlanır? Kim ‘ben namusluyum’ diyebilir? Peki, ‘bakın şu namussuza’ diyen kimdir? Kim yargılar ‘namus’u? Ya ‘namussuzluk’ nedir? ‘Namus’ sözü? Kadınlar ‘namusun’ neresindedir?

HATIRLAYACAĞIZ O AN İNSAN OLDUĞUMUZU…

On renk, on hikâye… Ve rotası tek yöne giderken, bir anda güzergâha bir buluşma ekleniyor. Geçmişte kalan bir özlem, bugünle hesaplaşıyor…

Her bir renk-kadın, bu yolculuk boyunca sırrını dökerken ortaya, bir masal çıkıyor ortaya, sonunda bizler, “ilk taşı günahsız olan atsın” cümlesine düşerken, onlar da yol arkadaşlığında vedalarını çakıyorlar birbirlerine ve çok bilmiş dünyaya.

Yaşadığımız dünyada-coğrafyada, her gün namus adına yeni tuhaflıklar olmuyor mu?! Bazı mevkilerde hâlâ “namus, iki bacak arasında…” olarak algılanmıyor mu?! “Otobüs”te dertli-bitmeyen çileleriyle sadece kadınlar gibi görünse de, bir insan hikâyesidir bize anlatılan ve bizim de sol yamacımıza daha bir insan sürmesi çektiren… Oyunun sonunda, masal bu ya; “…Hatırlayacağız o an insan olduğumuzu, biz o zaman uçmaya başlayacağız işte” diyor siyah renk. Huzurlarınızdan şimdilik ayrılıyorken, masallar hakkında son bir şey daha; ben masallara hâlâ inanıyorum. O yüzden de ‘siyah renk’e katılıyorum; artık uçabilmeliyiz galiba… Çok geç olsa da…

(Not: Oyunun künyesine gelirsek de; İlk olarak 2009’da seyircisiyle buluşan “Otobüs”ün performansı yüksek oyuncuları ise; Aysel Yıldırım, Ayşan Sönmez, Banu Açıkdeniz, Başak Doğan, Gülcan Küçük, Nihal Albayrak, Pınar Gümüş, Sema Merve İş, Senem Han, Zeynep Okan. Dramaturji: Kolektif Kadın Çalışması, Oyunculuk ve hareket yönetmeni: Metin Göksel, Koreografi: Banu Açıkdeniz, Gülcan Küçük, Afiş tasarım: Zeycan Alkış, Kostüm: Nilgün Ilgıcıoğlu, Özlem Pehlivaner, Işık tasarım ve efekt: A.Cüneyt Yalaz, Zilan Kaki, Sezin Gündoğan, Sema Semih T. Müzikler: Diler Özer, İbrahim Odak, Rumeysa Çamdereli, Volkan Kaplan. Program için: http://www.bgst.org

Habertürk

Yorum


işlemi tamamlayınız: