Virajlarda Döne Döne

Yeşim Tuba Başaran

Tiyatro Boğaziçi’nin yeni oyunu Otobüs’ü izlemeye giderken, Bayan Kahverengi, Bayan Yeşil, Bayan Turuncu… diye tanıtılan 10 kadının sabit bir mekan olan otobüste nasıl bir kadın hikayesi anlatacaklarına dair parlak bir öngörüm yoktu açıkçası. Tanıtım metninden otobüsteki yolcuların birbirini tanımadıkları anlaşılıyordu. Rasgele yolculardan oluşan bir otobüste karakterleri birbirine bağlayacak bir hikaye olamayacağına göre, bu kadınları birbirleriyle paylaşacakları hikayeler bağlayabilir ancak, diye düşünmüştüm. Başka formlarda, kişilerin tek tek hikayelerini paylaşmaları, onları değilse bile, izleyeni/dinleyeni/okuyanı bir yere taşıyabilir, ama bir tiyatro oyununda acaba bu durum feminizmin parodisine mi dönüşür, diye kendini beğenmiş ve bencilce yargılarla gittim salona. Didaktik ve propaganda içeren bir oyun bekliyordum. Bu dar mekanda hikayelerini paylaştıktan sonra nasıl bir son bekliyor olabilirdi ki bizi? Coşabilir miydik, umutsuzluğa kapılır veya tam tersi inancımızı bileyebilir miydik? Bir şeyler öğrenebilir miydik?

Ne meymenetsiz bir zihnim, ne kötücül bir ruh halim varmış ki, bu denli kös kös gitmişim oyunu izlemeye. Kadınlar önce küçük gruplar halinde tanıştılar, sohbet ettiler. İlk diyalog, bir otobüs yolculuğu klişesi idi: Koltuğuna kurulmuş kitap okuyan bir üniversite öğrencisine zorla yiyecek vermeye ve askerdeki oğlunun fotoğrafını göstermeye çalışan bir teyze. İkisi hariç, birer birer yolcuları tanımaya başladık. Biri yabancı iki akademisyen, bir orospu, otobüsün hostesi, bir asker kızı ve konuşmasından Almancı olduğu anlaşılan, aykırı, erkeksi, dövmeli bir tip. Bayan Beyaz ve Bayan Gri ise hikayelerini pek açık etmediler, ağır bir yükü taşırcasına gruptan biraz ayrık durdular. Bu karakterlerde kimliksel klişeler vücut bulurken, bir yandan da birbirleriyle kurdukları diyaloglarda bu klişelere meydan okur hale geldiler. Mizah, güneşin ışıldadığı ama yakmadığı güzel bir bahar gününün hafifliği gibi otobüsün içerisinde ve salondaki izleyicinin kahkahalarında gezinmeye başladı. Tüm karakterler kendi yerlerinden emin, birbirlerine üstten baka baka tanıttılar kendilerini. Daha bitmeden, iki özelliği nedeniyle kendimden utanmama neden oldu oyun: belli ki bu kimlikler arasında gerçek dışı bir uzlaşma noktası oluşuvermeyecekti ve aman allahım, feminizme karşı günah işlemeden (!) ne de güzel mizah yapılabiliyormuş…

Otobüsün arıza yapması nedeniyle yol kenarında beklerlerken sohbet tüm gruba yayıldı, sonra bir film izlediler ve konu konuyu açtı. Kadınlık, erkeklik, eşitlik, aşk, ilişkiler, eşcinsellik… Hala kimse durduğu yerden bir milim kımıldamıyordu. Derken, bindikleri otobüsün yolcularını savurarak virajlardan dönmesi gibi, öyle iki viraj dönüldü ki oyunda, tüm klişe kimlikler de buralarda savrularak başka bir şeye dönüştü. Namus nedir ve şiddetin gerekçesi olabilir mi? Oyun döndü dolaştı ve bu soruya geldi. Üstelik artık daha savunmasızdılar, çünkü ilk virajdan sonra hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkmıştı. Silah zoruyla dilleri çözülmüş, bir bir anlatmışlardı utandıkları kimi sırlarını. Savunmak zorunda kalmışlardı yarı mağdur, yarı karanlık, yarı güçlü pozisyonlarını. İkinci viraj ise öyle bir darbe oldu ki, ne Bayan Siyah siyahtı artık, ne de Bayan Beyaz beyazdı. Klişe kimlikler bu karışık kimya içerisinde erimeye başladı ve bizim otobüsteki bayanlar namus belasına karşı ortak bir tavır gösterir hale geldiler. Tüm bunlar nasıl mı oldu? Valla anlatırsam üzülürüm, sürprizi kaçar. Ekibin oyun programını takip edin, gidin, kendi gözlerinizle görün.

Oyundan mutluluk içerisinde çıktım. Akşam uykuya dalarken hala ağzım kulaklarımdaydı. Nasıl güzel bir etki bıraktı üzerimde bu oyun böyle. Siyaset teorilerini referans alan böyle güzel metinlerin yazılabiliyor olduğunu bilmek bana güç verdi. Bu otobüste gerçekleşen insanlar arası ilişki biçiminin hayatta da var olabileceğini hayal edebilmek umut verdi. İçime gömülmüş karamsarlığın varlığını devam ettirmek için çaresizce debelendiğini gösterdi, yaşama sevinci verdi. Bir insanda bu duyguları yaratabilen bu ekip adına mutlu oldum, sevindim. Bu yazıyla bendeki etkilerini öncelikle onlarla paylaşmak istedim.

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: