Zaman ve Mekân Algısı

Yeşim Özsoy Gülan’ın yönettiği ‘Yüzyılın Aşkı’ ve Genco Gülan’ın kurguladığı ‘İkiz’ Galata Perform’da izleyiciyle buluşuyor

Dikmen Gürün

Yeşim Özsoy Gülan’ın kaybolan zamanlar, kaybolan insanlar ve yaşamları anlattığı “Yüzyılın Aşkı” hatırlamak üstüne bir oyun. Genco Gülan’ın “İkiz” projesi ise gerçek ikizlerle bir mekân içinde ve gözleri bağlı olarak çıkılan ve bakmak/görmek/görememek ve algılamak üstüne odaklanan bir yolculuk.

Ve Diğer Şeyler Topluluğu (VDŞT) kendine ait küçük bir mekân olan Galata Perform’da yıllardır yeni oyun yazarlarına ve dramaturglara alan açmayı hedefleyen çalışmalarıyla dikkat çekiyor. VDŞT’nin kurucusu olan Yeşim Özsoy Gülan genç ekip arkadaşlarıyla birlikte 2006 yılında başlatmış olduğu “Yeni Metin Yeni Tiyatro” projesini bugün de sürdürüyor. Bu uzun soluklu projenin ötesinde, Yeşim Özsoy Gülan, 2001 yılından bu yana, yazdığı ve yönettiği oyunlarla dikkat çekiyor. “Ev-Kakafonik Bir Oyun”, “Playback”, “Aksak İstanbul Hikâyeleri” bunlardan sadece birkaçı…

Yüzyılın Aşkı

Yüzyılın Aşkı” son yazdığı oyun Gülan’ın… Bir kadın ve bir erkek arasında Türkiye’nin farklı dönemlerinde, daha doğrusu, sivri dönemeçlerinde yaşanamayan aşklar üzerine odaklanıyor. Bu sivri dönemeçlerin altını çok güçlü çizmiyor yazar. Gündelik hayatlardan yola çıkarak ele alıyor yaşananlardan geriye kalanları… Her ne kadar, son yüz yılda belli tarihler çevresinde kurgulamış olsa da oyunu, akış içinde bunlar kimi zaman acı, kimi zaman utanç veren değinmeler olarak akıyor ve kadınla erkeğin hayatlarına karışıyor. Yaşamlar Şubat 1951’le başlıyor ve ileri giderek-geri sararak devam ediyor: 1990 – 1959 – 1972 – 1999 – 1924 – 1981 – 1943 -şimdi… Yazarın da belirttiği gibi, “Yüzyılın Aşkı” hatırlamak üstüne bir oyun. “Geçmişle dolu bir havuzun içine dalıyorsunuz ve çıktığınızda, evet, ıslanmışsınız, bir şeyler değişmiş ama o dalış anını yeniden yaşamanız, yani aynıyla yeniden yaşamanız mümkün değil. Hafıza işte böyle bir şey… Toplumsal hafıza da.”

Kadın (Sanem Öge) ve Erkek (Deniz Celiloğlu), dönemsel umutların, umutsuzlukların, yıkımların, umursamazlıkların kendi dünyalarına yansımalarını dışa vururken zamanla hesaplaşma içindedirler. Kaybolan zamanlar, kaybolan insanlar, kaybolan yaşamlar… Gerçekler, ölümler, sevdalar, kopuk aşklar… Ve de geçip giden zamanlarda yok edilen insanlar, bir günden diğerine kök salan sevgisizlikler… Sekiz dönem, sekiz sahne ve sekiz ilişki… Aslında hepsi de kopuk ilişkiler… Özellikle Sanem Öge, kimlikler arasında gelgitlerde değişimlerin altını daha güçlü çiziyor ama, oyunun temelde kadın figürüne daha yakın durduğu da bir gerçek. Celiloğlu ve Öge birbirini tamamlayan bir bütün sunuyorlar… Oyun boyunca, seyircinin düşüncesini çoğaltan politik göndermeler hiçbir şekilde baskın olmamakla birlikte ülkenin yaşadığı değişimlerde belli satırbaşlarına değiniyorlar…

Bir masa ve iki iskemle çevresinde gelişen “Yüzyılın Aşkı” masanın ve sandalyelerin yer ve yön değiştirmeleriyle bir yıldan diğerine geçiyor. Bu yalın ve anlamlı tasarım Başak Özdoğan’a ait. Sahne arkasına yansıyan Genco Gülan’ın fotoğrafları, Melisa Önel’in video tasarımı ve Korhan Erel’in ses tasarımının ötesinde Kemal Yiğitcan’ın ışık tasarımı “Yüzyılın Aşkı”nı tamamlayan unsurlar… Yeşim Özsoy Gülan’ın yorumu seyirciyle kolay ve sıcak ilişki kurabilen sakin bir renk taşıyor. Evet; “Yüzyılın Aşkı” hatırlamak, hatırlamaya çalışmak üstüne incelikli bir buluşma…

İkiz

Genco Gülan yakından tanıdığımız çok yönlü bir sanatçı. Çalışmaları dünyanın belli başlı sanat merkezlerinde yer alıyor. Onu, iki kez İstanbul Tiyatro Festivali’nde de konuk ettik: “Yen!”(2008) ve “Cadaques” (2010).

Sanatçının son çalışması “İkiz”, yine Galata Perform’da sekiz dakika süren bir performans, daha doğrusu bir kurgu. Genco Gülan, İkiz Kuleler’e yapılan saldırıdan yola çıkarak gerçekleştirdiğini belirtiyor bu çalışmayı… İkizler üstüne pek çok çalışma yapmış. Bu konuyu sürekli irdelemiş. “İkiz” bu irdelemelerin, tartışmaların sonuçlarından biri… Kanımca, gerçek ikizlerle mekân içinde ve gözleri bağlı olarak çıkılan sekiz dakikalık bu yolculuk bakmak/görmek/görememek ve algılamak üstüne odaklanıyor. Bir anlamda “İkiz” sanki bir sistem eleştirisi de. Kişinin gözleri kapalı olarak ne yöne gittiğini bilmeden onlara kendisini teslim etmesi… İkizlerin aksiyonlarını düzenin yapısı olarak algılamak da mümkün sanki… Bu noktadan yola çıkarsak, “İkiz”de yaşam ve yaşam içinde birey çizgisinin süreç içinde belirginleşmesi yaşamı algılamada da iki açıya oturuyor. Gördüklerimizle düşündüklerimizin farklılaşması ve buluşması. Ya da, göz ve beyinin fonksiyon yapılarıyla yaşamın yorumlanması, biçimlenmesi.

Cumhuriyet



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: