Anadolu Ateşi’nde Artık Çocuklar da Var

Anadolu Ateşi ekibi hem kendi altyapısını geliştirmek hem de çocuklara sanatla iç içe bir gelecek sağlamak için bünyesine çocukları kattı. Onlar şimdilik varolan gösterinin bir parçası ama önümüzdeki süreçte kendi gösterilerini sunacaklar.

Anadolu Ateşi Çocuk Grubu, 2 yıl önce hayata geçirilmek üzere adımları atılan bir proje. Ekibin okullarda verdiği eğitimlerin sonucunda 1500 kişinin içinden 60 çocuk sınavlarla seçilmiş. Burslu ve ücretsiz olarak projeye devam eden çocuklar seçildikleri alanlarda üstün yeteneklere sahipler. Bütün dans disiplinlerinde teknik eğitim alan çocuklar, belli bir kalıba sokulduktan sonra repertuarı çalışmaya başlıyorlar. Akademi koordinatörü Derya Aksoy, 2011’in sonunda ‘Anadolu Ateşi’ni sadece çocuklardan oluşan bir kadroyla sahnelemeyi planladıklarını söylüyor. Devamındaysa çocukların ‘Nuh’un Gemisi’ isimli bir projeyi sahneye koyması planlanıyor. Verilen eğitimler bunların altyapısını oluşturmaya yönelik. 9-11 yaş arasındaki burslu öğrenciler eğitimlerini alıyor ve sahne için hazırlanıyor. Daha küçük yaştakilerse, altyapı için çalışmalarını sürdürüyorlar.

GELECEĞE YATIRIM

Buradaki hedeflerin en önemlisi, bu çocukların ileride ‘Anadolu Ateşi’nin temel kadrosunu oluşturacak olması. Yani ekip, geleceğe yatırım yapıyor. Çocukların da büyüyünce yapacakları işler şimdiden belirlenmiş, gelecekleri garantilenmiş oluyor. Çocuklar, günde        5 saatten haftada 2-3 gün çalışıyorlar. Konservatuarın bale bölümünde okuyanlarından sporculuk yapanlara kadar pek çok farklı alana yönelmiş çocuk, bu ekipte bir araya geliyor. Onlar Anadolu Ateşi’ne çok zaman ayırsalar da okullarını aksatmadan, iki işi birlikte yürütebiliyorlar. Çocuk grubu çalışmaları yazın gelmesiyle birlikte çok daha yoğun bir tempoda ilerleyecek, bu sefer okula gider gibi provalara gidecekler.

Anadolu Ateşi’nin Çocuk Grubu’yla ilgili bütün detayları, ekibin Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan’la konuştuk.

– Projeyi biraz anlatabilir misiniz?

Çocukları yetiştirmek bizim uzun zamandır tasarladığımız ve zorunluluğunu da duyduğumuz bir şeydi. Türkiye’de dansçı yetiştiren kurumların azlığı sebebiyle biz kendi dansçılarımızı yetiştirdik ve onlarla çalıştık. Bu tabii birkaç yılımızı aldı. Fakat çok yetenekli bir dansçı kuşağı var. Türkiye’de Anadolu Ateşi çıktıktan sonra meslek olarak saygınlığının artması, çocukların dansa olan ilgisini artırdı. Daha önce okullara gidip çocukları yetiştiriyorduk. Şimdi merkez stüdyolarımızı okula dönüştürüp dışarıdan çocukları alıyoruz. Aslında 800 civarında çocuğumuz var. Sayısını 100’e ulaştırmayı hedeflediğimiz, çocuk dans topluluğu kuruyoruz. Bu profesyonel çocuk dans topluluğu bizim repertuarlarımızın yanı sıra yeni bir oyunu da sahneye koysun istiyoruz. Şu anda yapılan şey, parça parça yeni repertuarın çalışılması, mevcut oyunların bu çocuklara öğretilmesi ve sahnelenmesi.

KENDİ ÇOCUKLARIM TETİKLEYİCİ OLDU

– Bu projeyi yapmanızı ne tetikledi?

İşi hızlandırmama sebep olan şey, kendi çocuklarımın olması. Atlas doğduktan sonra çocukları daha yakından tanıdım. Onlardaki sonsuz enerji ve müthiş öğrenme kapasitesini görünce süreç hızlandı.

– Siz çocuklarınız için böyle bir hedef düşünür müydünüz?

Onlar, evde gösterinin tamamını yapıyorlar. Gösteriyi canlı izlemeyi de seviyorlar. Elbette kendileri seçecekler. Ben onları herhangi bir şeye yönlendirmiyorum. Sadece bütün olanakları önlerine koyuyorum. İkizler dansa daha yatkın gibi duruyorlar. Atlas ise müzikle ilgileniyor.

– Çocuklar hangi dersleri alıyorlar?

Yıllarca Anadolu Ateşi’yle sahneyi paylaşmış, çocuklarla çalışmak konusunda deneyimli bir öğretim kadromuz var. Bale, modern dans ve stretching dersleri alıyorlar. Repertuar dersleri ve deneysel çalışmalar da var. Yazın, eğer her şey yolunda giderse, Antalya’da da dönemsel programlar yapacağız. Ayrıca onları Troya’ya götürecek ve orada bir eğitim çalışması düzenleyeceğiz. Biz bunu daha önce büyüklerle de yapmıştık. Büyüklerle birlikte Troya’yı sahnelemeden önce onlarla birlikte oraya gitmiştik. Çocukları da götüreceğiz. Antalya’daysa Aspendos’ta sahneyi bizimle paylaşsın ve provalara katılsınlar istiyoruz. Tarih bilgisi de edinsinler. Mesela Rüstem Hoca’nın (Aslan) çocuklar için yazdığı çok güzel bir Troya kitabı var. Onu mekanında okuyup öğrensin, Antalya’da da Nezih Başkale hocamızla Antalya bölgesi ve Likya uygarlıkları hakkında bilgi edinsinler istiyoruz.

– Bir nevi akademi gibi mi?

Evet. İleride mekanımızı genişlettiğimizde, etkinliğimizin çapını da artıracağız. İstanbul’da yapmaya çalıştığımız bir tiyatro var, o tiyatroyu realize ettiğimizde biz de kapasiteyi artırabileceğiz. Haliç’te bir yer arayışındayız. Tiyatro, çalışma stüdyoları, sergi salonları, sanat galerileri… Doğru bir sanat akademisinin altyapısı ve bir opera binası olsun istiyoruz.

– Anadolu Ateşi ve Troya hakkında özellikle çocuklar yorumda bulunuyor. Bunlar sizin için ne anlam ifade ediyor?

Onların yönlendirmelerini çok önemsiyoruz. İstanbul’un uzak semtlerinde bulunan diğer okullardan çocukları getirip oyunları izletiyoruz ve öğretmenlerinden onların bir değerlendirme kompozisyonu yazması için ricada bulunuyoruz. Onların yazdığı eleştirileri dikkatte alıp değişiklikler bile yapıyoruz. Troya’da eleştirdikleri birkaç yeri değiştirdik. Eleştirenleri tekrar davet ediyorum. Birkaçını Antalya’ya götüreceğim. Güzel yazanlar içinden bazılarını yurtdışına götürüyoruz.

– Aslında eleştirmen de yetiştiriyorsunuz…

Evet. Onların berrak bir zekaları var ve bizim göremediklerimizi görebiliyorlar.

NUH’UN GEMİSİ SIRADA

– Önümüzdeki süreçte bir yurtdışı turneniz olacak. Başka neler var?

Evet özellikle Köln’de üst üste gösterilerimiz olacak. Bizim yazdığımız bir libretto var. Onu şimdi çocukların sahnelemesi için yeniden uyarlıyorum. Yarı müzikal bir dans tiyatrosu olacak: ‘Nuh’un Gemisi’. Bütün kutsal kitaplarda geçerli olan Anadolu’da geçen bir efsane. Dünyada herkesin bildiği ‘Nuh’un Gemisi’ni bizim bedenimiz ve lisanımızla anlatmamız da hem projeyi özgün bir hale getiriyor hem de dünya seyircisiyle iletişim kurma olanağını artırıyor. Çocuklarla yapılan her şey de artı bir avantaj sağlıyor.

Zorlanacağım ama devam edeceğim – Derin Kitapçı

Derin Kitapçı, baş dansçı Perit Yançatoral’la birlikte Troya’da ‘Pandora’ sahnesini canlandırıyor. 4 yıldır jimnastik yapıyor. Haftanın 6 günü her gün 3 saat çalışıyorlar. Derin aynı zamanda her yaşıtı çocuk gibi okula da gidiyor; 6. sınıf öğrencisi. Zaman zaman zorlansa da Anadolu Ateşi’yle birlikte 3 işe birden koşturabiliyor. Önümüzdeki süreçte zorlanacağını bilse de hepsine devam etmeyi düşünüyor. Kendisi gibi 2 arkadaşı daha var jimnastikçi olan. Derin, avantajlı olduğunu düşünüyor. Kendinden yaşça büyüklerle çalışmanın da zevkli olduğunu düşünüyor. Derin’in oynadığı rol, kötü bir karakter. Bu yüzden kendisini sahnede ‘kötü’ hissettiğini söylüyor. Oysa o sahnede son derece ‘iyi’…

Seyircinin karşısında olmak çok keyifli – Ali Buğa

Ali Buğa, Anadolu Ateşi’nin genç kadrosunda, ritim duygusu en gelişkin üye. Küçük yaşta havale geçiren ve birkaç kez ameliyat olan Ali, işitme sorunları yaşamış. 5 yaşından beri ritim çalışan Ali, 8. sınıf öğrencisi. Ailesinin katkısıyla Anadolu Ateşi projesinin bir parçası olmuş. Darbukayı ilk kez ekibe girdiğinde eline almış ve öğretmenleri de onun icrasını beğenmiş. Mustafa Erdoğan’ın teşvikiyle de sahneye çıkmaya başlamış. Ali, seyircinin karşısında olmanın çok keyifli olduğunu söylüyor ve ekliyor, ‘İlk sahneye çıkışımda çok daha heyecanlıydım ama her sahneye çıkışımda bunu biraz daha az yaşıyorum. İleride dansçı ve iyi bir perküsyonist olmak istiyorum.’

Seçmeler yakın!

Anadolu Ateşi, dönem dönem seçmeler yapıyor ve birlikte çalışacağı dansçılar arıyor. 14 Mayıs’ta çocuk grubunun sınavları başlayacak. Ön kayıtlar için takipte olmakta  fayda var. Büyükler için seçmelerse, 30 Nisan’da.

Akşam