Selam Sana Shakespeare / Tiyatro Boğaziçi

Mehmet K. Özel

Öyle bir oyun düşünün ki; konu ettiği yazarın hayat hikayesini, siyasi toplumsal ve kültürel bağlamlarda yaşadığı dönemi, yazdığı oyunlardan bölümleri, oyunları yazış hikayelerini, oyunlarından replikleri, oyunlarının isimlerini, yazar hakkında yapılmış yüzlerce çözümlemeyi/araştırmayı, günümüz dünyasına ve yaşadığımız coğrafyaya da atıflarda bulunarak sahneye taşısın; yazar ile oyunlarını hiç tanımayanlar kadar, tanıyan ve bilenlere de hitap etsin; eğlenceli olsun, sıkmasın, keyifle seyredilsin! Olabilir mi?

Olmuş!

Tiyatro Boğaziçi’den daha önce aynı fikirle (“genç seyircilere yönelik büyük tiyatro insanlarını anlatma hedefiyle”) hazırladıkları Moliére oyunu “Moliére Efendi”yi seyretmiş ve çok keyif almıştım.

O zamandan beri programlarını takip ediyordum “Selam Sana Shakespeare”i yakalamak için. Nihayet dün akşam denk getirdim ve geçen ay kendi sahnelerine dönüştürerek yeniden açtıkları Maya Sahnesi’nde seyrettim.

Aysel Yıldırım, Burak Akyunak, Duygu Dalyanoğlu, Eser Dilsöz ve İlker Yasin Keskin’den oluşan “Moliére Efendi”nin sevimli ekibine Özgür Eren de katılmış; altı oyuncunun her biri sanki yarış içindeler, “daha fazla keyif alarak ve kendi keyfimi seyirciye daha fazla geçirerek nasıl oynarım” diye.

Mimikleri, tonlamaları vurgularıyla o kadar iyiler ki; ne yüksek sofitalı döner sahneye, ne yüzlerce ışık spotuna, ne asansörlü platformlara, ne kayan dekorlara, ne de duman bulutlarına ihtiyaçları var.

Gönüller bir olunca samanlık seyran olur denir ya, bu ekip için de şu denebilir: Bir araya geldiklerinde en elverişsiz mekanı bile tiyatronun büyüsüyle saraya dönüştürüyorlar.

Oyunculardan üçü, Aysel Yıldırım, İlker Yasin Keskin ve Özgür Eren aynı zamanda oyunun reji, kurgu ve metin yazımını gerçekleştirmişler.

Shakespeare’den ilhamla yaratılmış iki orman cini (ya da ilham perisi) usta yazarın edebi sırlarını bulamazlarsa özgürlüklerine kavuşamayacaklar; oyun bu iki cinin sırların peşinde Shakespeare’in dünyasında çıktıkları yolculuğu konu ediniyor. Teyel yerlerini belirginleştirmeden Shakespeare’in hayatından oyunlarına, o dönemin yaşayışından günümüze ustaca geçişlerle seyircileri keyifli bir seyahate çıkarıyorlar; hem de ne didaktik bir tonda, ne de 80 dakika boyunca tempoyu düşürerek ve oldukça da eğlenceli bir atmosferde.

Belli ki kendileri de sahne üzerinde büyük keyif almakta, eğlenmekteler; eh böyle olunca, o enerji salona, seyircilere de geçiyor haliyle.

Tiyatro Boğaziçi’nin bir sonraki “büyük tiyatro adamı” projesini sabırsızlıkla bekliyorum…

[“Selam Sana Shakespeare” Nisan’da üç defa Maya Sahnesi‘nde!]

Danzon2008.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: