Mimesis Çeviri Atölyelerinin İlki Gerçekleştirildi

Mimesis Haber-Geçtiğimiz Mayıs ayında İstanbul Amatör Tiyatro Günleri kapsamında bir çeviri atölyesi düzenlenmiş ve oyun çevirisi yapmış ya da yapmaya aday bir grup çevirmen uygulamacılarla biraraya gelmişti. Çevirmen ve uygulamacıların oyun çevirisi üzerine kafa yormasına ve pratik sorular sormasına yol açan bu atölyeyle ilgili bir rapora bu linke tıklayarak Mimesis Portal arşivinden ulaşabilirsiniz.

16 Ekim Pazar günü söz konusu atölyenin devamı olarak da kabul edilebilecek bir kuramsal metin çevirisi atölyesi düzenlendi. “Mimesis Çeviri Atölyeleri” başlığı altında süreklilik kazandırılması hedeflenen ve ilerleyen dönemlerde bu konuda uzmanlaşmaya aday çevirmenlerle Mimesis kadrosunun buluşmasına da olanak sağlayacağı düşünülen bu atölyelerin ilkinde, Çeviri Derneği Genel Sekreteri akademisyen Başak Ergil ile bir süredir Mimesis Dergisine araştırma yazıları ile katkı vermekte olan ve son dönemde yayın kurulu üyeleri arasına katılan Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü doktora öğrencisi Burç Dinçel’in yürütücülüğünde biraraya gelen katılımcılar Türkiye’de tiyatroda kuramsal çeviri alanında hakim olan sorunlar ve olası çözüm önerileri üzerine tartışma fırsatı buldular.

Atölyenin ilk kısmında kuramsal tiyatro çevirilerinin genel sorunları üzerine bir tartışma gerçekleştirildi ve aşağıdaki başlıklar üzerinde tartışıldı:

  • Katılımcıların da fikir birliğine vardığı gibi kuramsal metin çevirilerinde yaşanan en büyük sorunlardan birisi terminoloji kullanma/üretme konusunda yaşanan karmaşadır. Bir dönem Aziz Çalışlar’ın çabalarıyla ortaya çıkan ve günümüzde yeni bir bakış açısıyla mutlaka güncellenmesi gereken terimler sözlüğü şu an için yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda Mimesis’in tiyatro çevirisi üzerine başlattığı tartışmanın geleceğe dönük hedefleri arasına mutlaka bu türden bir çalışmanın yer alması gerektiği katılımcıların ortak fikriydi. Elbette ki bu günümüzün internet olanakları da düşünülürse interaktif bir biçimde geliştirilebilecek bir projeye de dönüştürülebilir. Ama geçmişte bu türden kolektif olmaya aday ve “kendiliğindenci” yaklaşımların fazla yol almadığı da düşünülürse mutlaka uzmanların kontrolünde yürüyecek disiplinli bir çalışmaya ihtiyaç olduğu ortadadır.
  • Yine yapılan tartışmalar sonucu ortaya çıkan bir diğer sorun profesyonel dünyanın işleyişi içerisinde oluşan işbölümlerinde yaşanan çarpıklıklarla ilgiliydi. Özellikle meslekten çevirmen olanların açıkça ortaya koyduğu gibi, Türkiye’de tiyatro alanında yapılan çevirilerde ciddi bir uzmanlaşma sorunu yaşanmakta. Bu bağlamda deneyimli redaktörlerin bu açığı kapatmak için aynı zamanda birer eğitmen olarak işlev görmelerine ihtiyaç duyulmakta. Ancak profesyonel bir mantıkla yürütülen işlerde özellikle redaktör ya da editörlerin son derece yoğun olmaları ve çevirmenlerden gelen ilk taslak üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapmanın çok fazla zaman alacak olması gibi nedenlerden dolayı genellikle redaksiyon ve yeniden çeviri süreçleri oldukça pragmatik işliyor görünmekte. Bunun yerine genç çevirmenlerin kendilerini geliştirmelerine olanak sağlayacak bir işleyiş kurmak gerçekte kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede redaktör ve editörlerin çalışma koşullarını rahatlatacaktır. Ticari zorunluluklar nedeniyle bu tür bir işleyişi kurmakta zorlanacak yayınevlerinin aksine Mimesis Dergisi ve Portali aslında yıllardır bu türden bir çeviri anlayışının savunuculuğunu yapmaktadır.
  • Tabii işin bir de hiyerarşi boyutu var: Çevirmenlerin redaktörlerle kuracağı ilişki biçiminin esnek bir partnerlik ilişkisi olarak kurgulanması, redaktör ya da editörlerin bilginin sağladığı iktidarla çevirmeni işin hammaliye kısmını üstlenen bir işçiye kendisini de son rötuşları yapan bir ustaya dönüştürmesini engelleyecektir. Tabii bu zahmetli iştir ve yapılan çeviriden elde edilen kazanımı arttırmakla beraber işe ayrılan süreyi kesinlikle uzatacaktır. Ancak bunun da oluşan eğitsel ortamın yaratacağı çekimgücünün etkisiyle artacağı varsayılan işgücü fazlası sayesinde kapatılabilecek bir açık olduğu rahatlıkla iddia edilebilir.
  • Bir diğer mesele ise çevirmenlerin kendi mesleklerine bakışlarında yaşanan sorunlarla ilgiliydi. Her alanda olduğu gibi tiyatro alanında da çevirmenin kendi uzmanlaştığı alana dönük araştırmacı bir kimliği sahiplenmesi beklenmektedir. Yapılan çeviriyi mekanik bir “gramer dönüştürme” işi olmaktan çıkaracak olan şey çevirmenin konuya hakimiyet kazanmasına yol açacak bir arka plan araştırması yapması ve sadece gramatik yapıları değil, kaynak metnin taşıdığı ruhu da hedef dile taşıması olacaktır. Bu bağlamda çevirmen kendisini kaynak metni farklı bir dilde yeniden yazan kişi olarak görmelidir. Aynı zamanda müzisyenlerin enstrümanları, gösteri sanatları icracılarının bedenleri ve sesleri üzerinde çalışmaları gibi çevirmenlerin de geliştirici ve eğitici çalışmalar yapmaya ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla çeşitli özel hedefler konarak gereçekleştirilen atölye çalışmalarının da önemi tartışılmazdır.

Atölyenin ikinci kısmında ise “Goldoni, genius at presentig the life” (“Goldoni: Hayata Ayna Tutan Deha”) başlıklı bir metin üzerinden uygulamaya dönük bir çalışma yürütüldü. Bu çalışmada elde edilen sonuçlardan da yararlanarak Mimesis Dergi ve Portal’e çeviri yapan ya da yapmaya aday çevirmenler için bir el kitabı oluşturulması amaçlanmaktadır. İlerleyen günlerde bu el kitabına portal üzerinden ulaşılması da mümkün olacaktır.

Fırat Güllü-Ayşan Sönmez

Yorum


işlemi tamamlayınız: