Türkiyeli Oyun Yazarlarının Uluslararası Başarısı Neyi Anlatıyor?

Yaşam Kaya

Geçtiğimiz günlerde Fransa’dan ve Almanya’dan iki önemli haber işittik. Fransa’da yaşayan tiyatro ve sinema yazarı Sedef Ecer yazdığı ve oynadığı filmle, Fransa’nın en önemli kurgu ve televizyon film etkinliklerinden birisi olan La Rochelle Festivali’nde yarışmaya hak kazandı. Nurkan Erpulat ise Almanca yayımlanan ‘Theater Heute’ dergisi tarafından, ‘Yılın Genç Yönetmeni’ seçilirken; Erpulat’ın sahnelediği ‘Verrücktes Blut’ (Deli Kan) adlı oyunu ‘Yılın Almanca Oyunu’ unvanı aldı. Ülke tiyatrosunun yerli yazarlar açısından kısır döngüye girdiği şu günlerde, ortaya çıkan bu haberler bizlere ne ifade ediyor?

Konuya girmeden önce Türkiye’de yerli oyun yazarlarının neden yetişmediği üzerinde duralım. Daha sonra da, teatral sistem içinde kendisine yer bulmaya çalışan yerli yazarların sıkıntılarına bir göz atalım.

Türkiye’de özellikle cumhuriyet döneminden sonra gerçekleşen tiyatro hareketliliği iki binli yıllara geldiğimiz şu günlerde zirve yapmış durumda. Sadece İstanbul’da onlarca yeni genç topluluk kendi sahnesini açarak seyircilerine farklı alternatifler sunmaya başladı. Genel olarak yurt dışında (Avrupa ve ABD) eğitim alan oyuncuların çabası ile hareketlenen tiyatro yaşantısı, grupların oyunlarda telif sıkıntısı çekmesi sebebiyle yerli üretimlere yönelmelerine neden oldu. ‘In Yer Face’ akımının basit sahne düzenlerinde oyunlar oynanabileceğini kanıtlaması, yerli yazarların oyunlarını az masrafla sahneye aktarmalarına olanak tanıdı. Fakat birçok yerli yazar, parasal anlamda çekilen sıkıntılardan kurtulma adına, kendisini Avrupa arenasında göstermek zorunda kaldı. Ayrıca tiyatro sistemi içinde dışlanma olayları da yerli yazarların azlığında önemli bir etken olarak karşımıza çıktı.

Eleştirilerin Altyapısı Olmalı

Devlet Tiyatroları 60. kuruluş yılında bugüne dek sahnelerinde oyunları oynanmamış yerli 60 oyuna yer vererek sıraladığım olumsuzlukları en aza indirmeye çalıştı. Projenin sadece 1 seneyi kapsıyor olması, ilk kez sahnelenen oyunların ertesi yıl sahnelerde boy göstermemesi, kanayan yaraya pansuman yapmaktan öteye geçmedi. DT’nin başlattığı güzel proje, diğer büyük tiyatro kurumları tarafından destek görmeyince mazideki yerini almış oldu.

‘Yerli yazarlar yetişmiyor’ eleştirilerinin altyapısı neden hiç doldurulmuyor? Dikkatinizi çeksin, bilindik birkaç Türkiyeli yazar dışında, büyük tiyatro kurumları Türkiye’deki yazarların oyunlarını sahneye aktarmıyor/aktarmak istemiyor. Özel tiyatrolarda, Şehir Tiyatrosu’nda, Devlet Tiyatroları’nda dramaturgların ve yönetmenlerin donanımları çok yetersiz. Kimse kızmasın, okumayan, kendi penceresi dışına çıkamayan isimlerle, yerli oyunları sahneye aktarmada yıllardır bir arpa boyu yol alamadık.

Telif sistemi payına başkalarını dahil etmemeye çalışan bilindik oyun yazarlarının etkisi altında kalan dramaturglar ve yönetmenler, temcit pilavı tadında oyunları evirip çevirip bizlere izlettiriyor.

Sonuç olarak keşfedilmeyi bekleyen genç yazarlar kendi başlarının çaresine bakıyor. Nedir bu çareler? Yurt dışına çıkarak orada oyun yazarlığı yapmak, isim yapma adına yazılan oyunları Türkiye’de bedava oynatmak, tiyatro oyun yazarlığını bırakarak kapitalist televizyon kültürüne hizmet etmek…

Sedef Ecer ve Nurkan Erpulat isimlerinin başarısının altında Türkiye adına çok fazla olumsuz olay yatıyor. Kendi bünyemizde yetiştirdiğimiz yazarları Avrupa ülkelerine kaçırıyoruz, sonucunda da bizler burada onlarla ilgili haberler ve yazılar yazıp, kendi kendimize övünç kaynakları yaratıyoruz.

Türkiye’de yerli oyun yazarları muhakkak kanunen desteklenmek zorunda. Burada Kültür Bakanlığı’na, Devlet Tiyatroları’na, Şehir Tiyatrosu’na büyük iş düşüyor. Yerli oyunların yazımına teşvik olması için hukuki düzenlemeler yapılmalı. Mesela aynı yazarın oyunları üç yıl üst üste bir kurumda oynatılmamalı, her yıl en az on yeni yazarın oyununa sahnelerde yer verilmeli. Yoksa daha nice yerli oyun yazarını yurt dışına kaçırarak arkalarından “Fransa ve Almanya’da yaşayan Türkiyeli yazarların başarısı” diye gurur kaynakları yaratırız!

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: