Siyasilerin Sözleri ve Sanatçıların Sessizliği

61. hükümetin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, kamuoyunda ilk Temmuz ayında, Diyarbakır Silvan’daki çatışmaların ardından ettiği sözlerle yer almıştı. Yeni İçişleri Bakanı, çatışma esnasında çıkan ve 13 askerin hayatını yitirdiği yangınla ilgili olarak “Sebebi bellidir. Üç beş tane sebebi vardır. Yani yangın ya ateşle çıkar, ya bombayla çıkar ya roketle çıkar ya benzinle çıkar. Çıkar yani netice itibariyle yanmıştır, yakılmıştır. Yani sebebini araştırmak, sebebini söylemek bir şey ifade etmiyor şu anda” diyerek mantığa takla attıran gizleyici ve manipülatif söylemin güzide bir örneğine imza atmıştı. Sonrasında, Van depreminin ardından oldukça kötü barınma ve yaşam koşullarına sahip depremzedelere “Koskocaman saraylarda oturuyorsunuz, hiç davet ettiğiniz yok. (Diyanet’ten bir yetkiliye) Vallahi Sayın Başkanım, bir çadır da biz mi tutsak burada” diyerek Devletin “sevecen” çehresini esirgemeden sergilemişti.

İçişleri Bakanı Şahin, Pazartesi günü Afyonkarahisar’da yapılan Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı’nın Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’nda bu kez hedefine sanatı, sanatçıları, cümle STK ve üniversiteleri oturtmuştu. Ama Şahin’in terör konusundaki akademik bir makale uzunluğuna ve derinliğine sahip belagati bu sefer güldürmedi…

Bakan şaşırtan bir rahatlıkla sanatçıların tuvallerinin, konserlerde şarkı aralarında seyirciyle sohbet etmenin de dahil olduğu tüm sanatsal enstrümanların hem “terörle mücadele eden polis ve askerlerimizi demoralize ettiğini, hem de bilinçaltına işleyen propaganda içerikli unsurlar taşıdığını ilan ediyordu. Metinde geçen “tere otu, yeşillik, cerrah hassasiyeti, vs.” gibi ifadeler ise Bakanın farklı inanışlara, düşüncelere, cinsel yönelimlere sahip kişi ve grupları düşman bellemesi ve bunu gizlemekten sakınmaması nedeniyle mizahi değil nahoş bir etki doğuruyordu.

Hükümetin erkini simgeleyen bir ismin McCarthy dönemini andıracak cinsten bir “cadı avından” yana tavır alan bu beyanı, belli bir süredir siyasetçi, gazeteci, öğrenci, vs. ayrımı gözetmeksizin toplumun her kesiminden insana yönelik tutum ve eylemlerin çemberine şimdi de sanatçıların dahil edileceğini muştular gibi.

Buna karşı gösterilecek reaksiyonun ise şaşkınlığın haricinde daha fazla sanatsal üretime yol açan bir aktivizm olması gerektiğini düşünüyoruz. Martin Luther King’in bir sözünden esinlenecek olursak; gelecekte siyasetçilerin sözleri yerine sanatçıların sessizliğinin hatırlanmasını hiçbirimiz istemeyiz; tabii eğer sanatçının sanatını icra edebilmesi için, politikacılardan icazet alma gibi bir zorunluluğu olduğuna inanmıyorsak.

Sanatçıların İçişleri Bakanı’na tepkisi için bkz.

http://mimesis-dergi.org/konu/1-haber/icisleri-bakanina-sanatcilarin-tepkisi-buyuyor/

Yorum


işlemi tamamlayınız: