Çocukların Sahnede Kazandıkları

Nedim Buğral

Aşağıdaki yazı çalıştığım okulun Sanat Günleri’nde sahneye çıkan çocukların hazırlık süreçleri ve sahneleme anlarında yaşadıkları üzerine gözlemlerimi içermektedir.

Çalıştığım okulda “Beyaz Sanat Günleri” hazırlık, 1. 2. 3. sınıfların dönem sonu etkinliği olarak yapılmaktadır. Tiyatro, dans, halk oyunları, İngilizce drama vb. pek çok etkinlikten bir kısmı ilk dönemin sonunda diğer kısmı da ikinci dönemin sonunda sunulmaktadır. Bu sayede çocuklar sadece dönem sonunda ve çok yorucu tecrübeler yaşamaktan kurtulmakta, daha kısa süreli ama sıklıkla sahneye çıkmaktadır. Aynı sahnede daha ileri yaştan (10-14 yaş aralığı) kulüp çalışmaları; okul koroları, dans grupları vb. etkinlik grupları da kardeşleri ile aynı sahneye çıkarak dönem boyu çalıştıkları gösterileri paylaşmaktadır. Çapraz sınıfların ve kulüplerin aynı etkinlikte yaklaşık 90 dakikayı paylaşması okul kültürünü de derinleştirmektedir.

——————————————————————————————————-

Alanda çalışan pek çok meslektaşım sahneye konulacak ürünü bir yük olarak görmekte ve çocuğun gelişimi için gereksiz bulmaktadır. Elbette bir sınıf bütün bir yıl boyunca süreç odaklı çalışabilir. Sadece Eğitimde Drama uygulamaları yapabilir. Ama pek çok meslektaşımın bu süreçlerde çok verimsiz, sadece günü geçiştiren çalışmalarının da olduğunu biliyorum. Ürün odaklı çalışmalardaki hassas dengeyi tutturmanız durumunda ders verimliliğiniz çok daha iyi olmaktadır.

Nedir bu hassas denge?  

Çocuğun şov malzemesi yapılmaması. Ailenin çocuğundan beklentilerini çocuğunun gerçekleri etrafında kurması.  Çocuğun anlamadığı, çalışmaktan, oynamaktan, yapmaktan keyif almadığı şeylere zorlanmaması. Çalıştığı oyun sürecinde eğitmenin sadece ürüne odaklanmadan fırsat eğitimine de açık olması.

Bu yazdıklarımı birinci sınıf öğrencilerimin çalıştıkları proje ile açmak istiyorum. Çıkış noktası Gölyazı Köyü ve Uluabat Gölü çevre problemleri . (Bu çalışmanın içeriği ve adımları http://www.nedimbugral.net/’teki 24 Kasım 2011 tarihli yazımda var.)

Beyaz Sanat günlerinde gösterilerin sunumunu benim yapıyor olmam çocuklardan ailelerin beklentileri ve okul olarak bu tip etkinliklerde yaklaşımlarımızın ne olduğunu anlatmama fırsat veriyor. Seyirciyi de eğiterek bir tuğla üstüne, bir tuğla daha inşa ederek sabırla ideal çalışma çevre koşullarını oluşturuyorum. Ailelerin de öncelikli beklentisi gözlerinin boyanması ve gösterişli işlerle beğenilerinin zıplatılması değil. Onlar da çocuklarının sağlıklı birer birey olarak yetişmesinde sanatın işlevinin farkında.

Burada önemli olan çocuğun etkinlikte oynadığı şeyin ne kadar kendi dünyasına ait olduğu. Ne kadar kendinden olduğu. İlk dönem çorap kuklaları ile başlayıp, kuklalarımızla kurduğumuz köyümüzde çocukların oyunları ve doğaçlamaları ile oyunlarını oluşturdum. Süreç içinde merak ettikleri şeyler oldu. Gün geldi provaya devam etmeyip sordukları soruları fırsat bilip bambaşka çalışmalara, tartışmalara yöneldik. Leyleklerin neden göç ettiğini soran bir öğrenci sayesinde kuş göç yolları oyununu oynadık. Eğer bu köy ormanda olsaydı köylülerin geçim kaynağı ne olurdu sorusu ile kabaca da olsa çevre ve üretim arasındaki ilişkiyi çocukların çok da güzel sindirdiği bir biçimde işlemiş olduk. Yani şimdi prova yapmalıyız diyerek kendimizi sorulara kapatmadık ve süreçte planlanmayan pek çok kazanımı da elde etmiş olduk.

Eğer çocuğunuz oynarken keyif alıyorsa ve yaptıkları kendi dünyasından ise veliniz çocuğunu o halde gördüğünde zaten tatmin oluyor. Velinizin tatmin olması çalışma koşullarınızı oluşturan veya belirleyen okul yöneticilerinize karşı duruşunuzu ve doğrularınızı güçlendiriyor. Aslında arkasına sığındığımız pek çok mazereti kendi tembelliğimiz oluşturuyor.

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: