Eurovision Tiyatrosu

Volkan Taha Şeker

Bizim memleketin diğerlerinden farklı olduğu noktalar saymakla bitmez. Bunlardan biri de kanılarımızın enjektasyonu… Günün öne çıkan gelişmelerinden en az birini seçerek dillendirmek ve bu konudaki kanılarımızı kesin yargıymış gibi yansıtıp kabullendirmeyi seviyoruz. İdealistiz vesselam.

Ülke bu defada Eurovision’u konuşuyor.

Ne yurdun yarısını etkisi altına alan kar yağışından doğan aksaklıklar, ne de Rauf Denktaş’ın vefatı ve Hrant’a gelmeyen adalet, Eurovision sohbetini bitiremedi. Ancak bitmeyen bu sohbetin vardığı bir nokta ve bu tartışmada düzey yok. Her sohbette olduğu gibi bunda da etnik kimlikler üzerinden mücadele yürütülüyor. Amiyane tabirle bel altı vuruluyor.

Bu konuda bilinmesi gereken en önemli nokta şu: Eurovision amatör bir müzik yarışmasıdır ve sadece geri kalmış ülkelerde hayat memat meselesi haline getirilir. Bu kadar önemsediğimiz konu Eurovision’un bizler için en önemli noktası, bu yarışmanın sadece bir müzik yarışması olmadığıdır.

Eurovision, şarkı olduğu kadar tiyatrodur, danstır. Ancak öncelikle yarışmaya gidecek olan parçanın hangi dilde olacağı tartışması, sonrasında kimin gideceği tartışılıyor. Eurovision’a sadece kendi ülkelerini tanıtmak için de giden çok sayıda sanatçı var, onlar için netice de önemli değildir.

Gösteriye katılan ekibin ışık oyunlarından duruşlarına, ses tonlamalarından şarkı esnasında diyafram kullanımına kadar birçok konuda puanlamaya girdiğini biliyor muydunuz? İşte bu noktada da tiyatro ve dramatik olanla yakın bir bağ kurulması gerekiyor; ancak yok, koca bir yok… Gösterinin tiyatral yönü program haftasına kadar göz ardı ediliyor. Hâl böyle iken de harika neticeler ile karşılaşmıyoruz. Eurovision kelimesinin açılımından yola çıkarak vizyonsal bir sergileme de yapamıyoruz.

Orada yapılacak başarılı çalışmalarla Avrupai “Anadolu insanı tiyatrodan, operadan, danstan anlamaz” kanısı kırılabilir.

Eurovision dünyanın en pahalı reklamıdır ve bu da bizlere ücretsiz olarak sunulur.

Değerlendiremiyoruz.

Neden mi?

Devletimiz müzik ve tiyatronun birleşimi olması gereken bu organizasyonu TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KURUMU’na bırakmış da ondan…

Dünyada, Eurovision’a gidecek ekibi devletin resmi televizyon ve radyo kurumuna seçtiren tek ülkenin Türkiye olduğunu biliyor muydunuz? Buradan da anlaşıldığı üzere Kültür Bakanlığı’na bu konuda yetki verilmemesi, ilgili bakanlığa güvensizliği gözler önüne seriyor.

O bakanlık müziği de yönetiyor, devletin tiyatrosunu da, opera balesini ve dansını da.

TRT neyi yönetiyor?

YÖNETİLİYOR.

Tüm şarkılarını vefat eden annesine atfeden, sanatçı adayı Can Bonomo’ya başarılar.

Işık ve sevgiyle.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: