Karl Marx Geri Döndü

İhsan Ata

Howard Zinn’in yazıp Özüm Özgülen’in dilimize kazandırdığı Marx’ın Dönüşü, “Ben öldüm, aslında ölmedim, alın size diyalektik” cümlesiyle başlayıp, “İsa gelmedi ama ben geldim” cümlesiyle sona eriyor.  Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelenen oyunun dramaturgisini Asaf Köksal, kostüm tasarımını Özlem Kaya, ışık tasarımını Cemal Baykal, yönetmenliğini ise Genco Erkal üstlenmiş. Tek kişilik oyunların Türkiye’deki en iyi temsilcilerinden biri olan Genco Erkal, büyük bir heyecan ve coşkuyla yaklaşık 1.30 saat boyunca sahnede bitmek tükenmek bilmeyen bir performansa imza atıyor.

Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve Karl Marx… Genco Erkal yaşadığımız toplumla ilgili derdi olan aydınları sahneye çıkararak toplumu aydınlatmaya devam ediyor. 35 yıldır Nazım Hikmet’le kurşun eritmeye çağıran, Aziz Nesin’le nereye gittiğimi sorgulayan ve son olarak İsa’nın yerine Marx’la tekrar dünyaya gönderilerek insanlığı uykusundan kurtarmaya ve sorgulamaya çalışıyor.

Tarihçi, oyun yazarı aynı zamanda toplumsal bir aktivist olan Howard Zinn, Brooklyn’de doğdu. Tersanelerde içi olarak çalıştı. II. Dünya Savaşı’nda hava kuvvetleri bombardıman birliğinde görev yaptı. Daha sonra liseyi bitirerek Columbia Üniversitesi’nden doktorasını aldı. Spelman Koleji ve Boston Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak çalıştı. Konuk profesör olarak Paris Üniversitesi’nde ve Bologna Üniversitesi’nde ders verdi. Thoman Metron, Eugene V., Debs, Upton, Sinclair ödüllerini kazandı. İlk oyunu Emma olarak bilinen yazarın en ünlü eseri dilimize çevrilen Öteki Amerika’dır.

Düşüncelerinin çürüdüğünü düşünen Marx dünyaya geri geliyor ve bir kere daha insanları dürtüyor. 19. Yüzyılda Londra’da yaşayan Marx, kapitalizmin yeniden sorgulandığı New York’ta yaşamaktadır. Oyunda Almanya’dan Londra’ya uzanan hayat hikâyesi ve dönemin siyasi yaşamı içerisinde Marx’ın devrim davası ortaya konuyor.

Aynı zamanda yaşamından küçük kesitlerin anlatıldığı oyunda tarihe de gönderme yapılıyor. Jenny ile olan evliliği, Londra’ya sürülmesi, üç çocuğunun ölümü, 1848 devrimleri, Paris komünü, Genco Erkal’ın usta anlatımıyla ete kemiğe bürünüyor.

Oyun genel olarak kapitalizme dair eleştirilerden oluşuyor.  Marksizm öldü diyenlere şiddetle karşı çıkan oyun, ekonomi sorunlarına yaptığı güncel eklemelerle seyirciyi diri tutarak kapitalizm gerçeğini gözler önüne sürüyor.

Oyunun en önemli gerçeğinden biri de Bakunin’le Marx’ın girdiği tartışmalar. Tarihte böyle bir tartışmanın hatta karşılaşmanın bile söz konusu olmadığı gerçeği, oyun broşüründe netlik kazanıyor. Zekice kurgulanan metin ve kullanılan yalın dil Genco Erkal’ın performansıyla buluşunca ortaya harika bir oyun çıkıyor.

Aynı zamanda Sadri Alışık Sinema Ve Tiyatro Ödüllerinin 2010 ayağında “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü de alan Genco Erkal, yaklaşık 1.30 saat boyunca teklemeden, oynadığını hissettirmeden, sıkmadan, sıkılmadan, uyutmadan, dinlettiren, izlettiren bir Marx’ı canlandırıyor sahnede.

Oyunun en önemli faktörlerinden biri de sahnede kullanılan sinevizyon gösterimi. Tarihi dönemlerden bahsedilirken kullanılan sinevizyon izleyicinin bilgi dağarcığını görsel olarak da tamamlamasına katkıda bulunuyor.

Diğer taraftan oyun, Stalinist olanlar, Bakunin’e kendini yakın hissedenler ve Marx’ı ilahlaştırmak isteyenler için elbette bireysel taraf olarak eleştirebilir.  Tüm bunların dışında yakın geçmişe ve günümüze dair doğru saptamaların doğruluğu izleyeni rahatsız edebilir.

Asaf Köksal’ın temiz dramaturgisi izleyicinin algısına büyük ölçüde katkı sağlıyor. Sahne üzerinde bir yazı masası, kitaplar ve iskemleden oluşan yalın dekor, samimiyeti sağlayarak Marx’ın dertlerine ortak olmamıza yardımcı oluyor.

Özlem Kaya köstüm tasarımında, Marx’ın boynuna taktığı burun üstü gözlük, cep saati ve sakalıyla yaşadığı dönemi günümüze taşımasında etkili oluyor. Cemal Baykal’ın net olmayan ışık geçişleri seyirciyi doğal bir seyir ortamına hazırlıyor.  Ve Barkovizyon… Marx’ın biyografisi, döneme dair görsellerle hem Erkal’ın nefes almasına hem de izleyiciyi ilginç ve inandırıcı bir zemine oturmasını imkân tanıyor.

Marx’ın Dönüşü; gerek metin düzenleme gerek sahne üzerindeki sunumuyla çok sağlam tek kişilik bir oyun. Marx’ın yazdığı milyonlarca ciddi satırdan uzaklaştıran ailesiyle birlikte verdiği yaşam mücadelesine tanıklık etmemizi sağlayan oyunun en büyük etkisi şüphesiz Genco Erkal’ın performansı.  Bir teorisyen ya da devrimciden çok aile babası olarak karşımıza çıkan Marx’ın hiç bilinmeyen yönleri izleyiciye barkovizyon eşliğinde anlatılıyor.

Sonuç olarak, kapitalizm eleştirisinin yapıldığı oyunda kriz konusundaki eklemeler ile günceli yakalayan, sinevizyonla tarihsel bilgileri görsellerle zenginleştiren ve kapitalizmin sunduğu tabloyu gözler önüne sererek izleyiciyi hayata ve siyasete dair düşünmesini sağlayan metin Genco Erkal’ın neşeli, hareketli, muzur bir Marx tasviriyle de aynı zamanda eğlendirmeyi başarıyor.

Not: Bu değerlendirme, Yeni Tiyatro Dergisi’nin Aralık 2011 sayısında yayınlanmıştır.

OYUNUN KÜNYESİ

Marx’ın Dünüşü

Yazan: Howard Zinn

Çeviren: Özüm Özgülen

Yöneten: Genco Erkal

Dramaturg: Asaf Köksal

Kostüm Tasarımı: Özlem Kaya

Işık Tasarımı: Cemal Baykal

Saç Tasarımı: Özdemir Egemen

Film Kurgu: Melih Tatlıcan

Rol Dağılımı: Genco Erkal



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: