Mektuplarla Gelen Tehlike

Dikmen Gürün

Choderlos de Laclos’nun pek çok kez tiyatro ve sinemaya uyarlanan mektup-romanı İstanbul ŞT sahnesinde

“Tehlikeli İlişkiler” yazarının içinde yaşadığı döneme dair gözlemlerini, aristokrasinin çöküşünün işaretlerini sunar. Romen yönetmen Popovski de esere hâkim olan “oyun kurma ve gerçeklerle yüzleşme” durumunu bir bütün içinde yorumluyor.

Fransız edebiyatında, Choderlos de Laclos’nun, belki de kendinden önceki yüzyılın mektuplarıyla ünlü Madame de Sevigne’den esinlenerek mektup-roman tarzında yazdığı “Tehlikeli İlişkiler”, bir aşk ve tutku hikâyesi değil. Mektuplar, yazarın içinde yaşadığı döneme dair gözlemlerini dile getirir. Aristokrasinin çöküşünün işaretlerini verir.

Heiner Müller’in sahneye uyarladığı“Quartett”te belirttiği gibi; “Tehlikeli İlişkiler”, Aydınlanma çağının referanslarıyla dolu bir kadehtir ve de romana hâkim pırıltılı yüzeyin altında gözlemlenen, yok olmaya mahkûm insanların, bir kesimin çöküşlerini boşluk içinde bekleyiş süreçleridir (*).

Christopher Hampton da izlediğimiz bu uyarlamada, oyunun cinsellikle ilgili bir temel söylem üstüne değil, dönemin adeta kurumsallaştırılan bencillik olgusu üstüne odaklandığını vurgular. Bu yaklaşımın günümüze, içinde yaşadığımız topluma göndermeleri göz ardı edilemez.

Choderlos de Laclos’nun 1782’de yazdığı bu mektup-roman pek çok kez sahneye ve beyazperdeye uyarlandı. Roger Vadim, Heiner Müller, Christopher Hampton… Birbirinden parlak yönetmenlere ve oyunculara nasip olmuş Laclos’un yapıtını bugünlere taşımak… Jeanne Moreau, Gerard Philippe, Glenn Close, John Malkovich, Michelle Pfeiffer, Milos Forman, Annette Bening, Colin Firth…

“Tehlikeli İlişkiler”, bir İstanbul Şehir Tiyatroları yapımı. Romen yönetmen Aleksander Popovski estetik bir bütün içinde yorumluyor esere hâkim olan“oyun-oyun kurma ve gerçeklerle yüzleşme” durumunu. Numen/Sven Jonke’nin hareketli yekpare aynalardan oluşan sahne tasarımı, Özcan Çelik’in aynalarla uyum sağlayan ışık tasarımı, müzikler, dönemi yansıtan şık kostümler, efektler ve barkovizyon, yönetmenin yorumunu tamamlayan unsurlar.

Öte yandan, Popovski’nin bir avantajı da kuşkusuz birlikte çalıştığı oyuncular. Başta; hırslı, gözü kara ve o denli zeki, cazibeli ve buyurgan bir “oyun kurucu” olan Marquise de Merteuil rolünde Şebnem Köstem, yaşam boyu yadsıdığı etik değerleri, sevdiği kadını kaybetmenin eşiğinde fark eden, fiziğini bir araç olarak kullanan, fütursuz Vicomte de Valmont’ta Levent Üzümcü, kocasına sadık iyi bir eş ve Tanrıya karşı yükümlülükleri olduğuna inanan, duyguları bastırılmış Presidente de Tourvel’de Selin İşcan, sakin bir sırdaş ve iyi bir gözlemci olan Mademoiselle de Rosemonde’da Tomris İncer, sınıf atlama çabası içinde olan burjuva Madame de Volange (Esra Ronabar) ve Kont de Gercourt’la evliliğin eşiğinden aptallığa varan saflığı nedeniyle dönerek onun yüzünden (ve tabii ki Merteuil ve Valmont’un çirkin oyunları nedeniyle) Malta Şövalyelerine katılarak inzivaya çekilen Chevlier Danceny (Cemal Ahhan Şener) gibi manastıra kapanan Cecile Volanges (Ece Özdikici) …

Romanın önsözünde, Andre Malraux, “bir entrikanın öyküsü” olarak tanımlar olaylar bütününü (**). Mektuplarla/mektuplarda yaşanan olaylar, Christopher Hampton’un uyarlamasında kısa sahneler, hızlı değişimler, ikili, üçlü, dörtlü girift ilişkilerle tırmanmakta olan ahlaksal çöküntünün yansımalarını su yüzüne çıkartır. Mektup, söze yansıyan, zaman zaman yüksek sesle okunan, özenle korunan, ruh hallerini yansıtan, tehdit unsuru olan, dedikodu çarkını döndüren, ifşa eden bir kıymetli belgedir. Olaylar Paris’te ve genç Tourvel’in yakın dostu Rosemonde’ın sayfiye evinde geçmektedir. Oyunda, zamansal ve mekânsal bölünmeler dönen ya da farklı açılar oluşturan aynalarla sağlanır. Oyun kişilerinin kendileriyle yüzleşmelerinde de önemli bir rol oynar aynalar. Bu yüzleşmeyi Valmont bilinçli olarak ölümü tercih ettiği noktada yaşarken Merteuil, aynı şeyi, tek başına kaldığı, parasını kaybettiği, çiçek hastalığına yakalandığı süreçte yaşayacaktır.

Yüzleşmeler, çatışmalar, beklentiler, düş kırıklıkları… “Tehlikeli İlişkiler”de olaylar sürekli akar. Herkes, bir anlamda, kendi penceresinden bakarak ama birbiriyle kesişerek verir büyük girdabı.

(*) “Quartett” 1993’te 5. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde Attis Tiyatrosu tarafından oynandı.

(**) İsmail Yerguz tarafından Türkçeye çevrilmiş olan “Tehlikeli İlişkiler” romanından da yararlanılmıştır.

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: