Abim Attila Kitapçı Ol Dedi, Ben Modacı Oldum

Çolpan İlhan iddialı bir rolle tiyatroya döndü. Sonbaharı Beklerken’de ünlü yazar Iris Murdoch’ın alzheimer’la boğuştuğu son günlerini canlandıran İlhan’la konuştuk.

Yıllarını oyunculuğa adamış, yönetmen, kostüm tasarımcısı, modacı ve Yeşilçam’ın sıradışı isimlerinden biri Çolpan İlhan. Ünlü şair ve yazar Attila İlhan’ın kız kardeşi. 1957 yılında babasından zorla izin alıp çektiği ilk filmi Kamelyalı Kadın’la bir anda Yeşilçam’ın starları arasına girmeyi başarmıştı.

1959’da merhum Sadri Alışık ile evlenen Çolpan İlhan, 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Bu çok yönlü kadın şimdi de, yıllar sonra tiyatro sahnesine dönmenin heyecanını yaşıyor. Sonbaharı Beklerken adlı oyunda başrolleri Ahmet Uz, Aytaç Öztuna, Begüm Birgören ve Tansu Taşanlar ile paylaşan İlhan, alzheimer ile baş etmeye çalışan yazar Iris Murdoch’ı canlandırıyor. Sadri Alışık Tiyatrosu’nun sahnelediği oyunun gösterimleri 27 Şubat’a kadar sürecek.

Sahnelere geri döndünüz. Neler hissediyorsunuz?

Bir kere heyecanlıyım tabii ki. Zaten uzun zamandır yönetmen Naşit Özcan ile oynayacağım bir oyun arıyorduk. Denenmemiş ve farklı bir şey yapmak istiyordum. Derken bir gün önemli bir kadın yazar olan Iris Murdoch’ın alzheimer hastalığını anlatan filmini seyrettim ve çok etkilendim. Yapabilir miyiz derken işin peşine düştük. Bir kadının yaşamı savunması, hayatındaki bu başlangıcı yavaş yavaş fark etmesi… Bunlar beni etkileyen unsurlardı ve hemen çalışmalara başladık. Oyuna kadının gençliğini de koyduk ve bu şekilde projeyi büyütmüş olduk. Oyunu çok genç bir yazar, Gökhan Eraslan yazdı.

Alzheimer hastası rolüne nasıl hazırlandınız?

Hastanelere gittim. Çok farklı davranışları yok ama takıntıları var. Bir an bakıyorsunuz çok mutsuz, karamsar ve içine dönük. Ama bazen değişiyorlar. Mesela bizde oynayan bir oyuncunun annesi ‘Hoşgeldiniz nasılsınız? Ben yukarıya çıkıyorum. Başbakan Erdoğan’ın yanına gidiyorum!’ diyormuş. Bu davranışlar çoğalınca da krize dönüşüyor.

Sadri’siz hayat zor

Ailenizde bu hastalığı yaşayan var mıydı?

Hiç yok. Hatta ağabeyimin müthiş bir hafızası vardı. Hiç not almaz, yazarak çalışmazdı. Her şeyi kafasında hazırlayıp konuşurdu.

Oyunun kostümleri yine size mi ait?

Yıllardır her oyunumuzun kostümlerini atölyemizde yapıyoruz. O kadar yoruldum ki bu kez kostümleri hazırlayıp kafa yormak istemedim. Yine bizim ekibimizden Başak Özdoğan ve Funda Sarı’ya verdim görevi. Ama uygulamayı birlikte yaptık.

Sadri Alışık’a karışır mıydınız giyim konusunda?

Karışırdım çünkü Sadri çok tembeldi. Tüm alışverişini ben yapardım. Hatta diyelim ayakkabıya ihtiyacı var, eve bavulla ayakkabı getirirdim, içlerinden seçsin diye. Sonra beğenmediklerini iade ederdim.

Nasıl geçiyor onsuz yıllar?

Çok zor. Özlüyorum onu. Çünkü biz hem aynı meslekten hem aynı espriye gülen, kafa dengi insandık. Neşeli bir evlilik yaşadık. Suratsız ya da kavgalı değildik. Milimetrik düzenlediğim dolapları dağıtsa bile ona hiç kızmazdım. Güzel günler yaşadık.

Türkan’a hep tarzını değiştirmesini söylüyorum

Dükkanınızda ilk neler yapmıştınız?

Ben pasajın en üstündeydim ve buna rağmen müdavimlerim çoktu. Tüm sosyete, oyuncular bana gelir olmuştu. Türkan Şoray, Filiz Akın gibi arkadaşlarım da bana gelir, onlara da özel kıyafetler hazırlardım. İlk olarak bir elbise yapmıştım ve o kadar heyecanlıydım ki bittikten sonra gidip dükkanın kapısına asmıştım. Çok da beğenilmişti.

Türkan Şoray ile hala çalışıyor musunuz?

 

 Tabii çalışıyoruz. Çok severiz birbirimizi. Zaten Türkan’ın tarzı bellidir. Ayrıca kilolarından şikayetçi olduğu için de genelde bol kıyafetler hazırlarım ona. Hatta zaman zaman tarzını değiştirmesi için de önerilerde bulunurum.

Modayı takip eder misiniz?

Modaya meraklıyım. Yurtdışındaki modacıları, moda haftalarını takip ederim. Hangi marka ne yapmış bakarım.

Kendinize de kıyafet hazırlar mısınız?

Terzi kendi söküğünü dikemez misali ben her zaman açıkta kalırım. Bu oyunda bile ben açıkta kaldım. Çünkü belki beğenirim, belki beğenmem diye benden de biraz çekindikleri için henüz kıyafetim belli değil.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Genelde spor şık giyinirim. Mücevherleri severim, çok da vardır ama birini çıkarıp da takmayı beceremem. O nedenle sade giyinmeyi tercih ediyorum.

Fit görünüyorsunuz.

Hayatım boyunca hep işim olduğu için aceleyle sofradan kalkmak zorunda kaldım, yemeğimi yarım bıraktım. Çok zayıfladım zaten. Estetiklere hiç heves etmedim. Saçma görünüyor bana. Çok işim vardı, hiç öyle bir işe kalkışmadım. Bir rimel sürerim, gözüme, biraz siyah kalem, o kadar.

Cilt bakımı, spor yapar mısınız?

Hiçbir şey yapmam. Bilmem. Cildimi temizler yatarım sadece. Pasaklı değilimdir.

Tasarım bende bir saplantıdır

Moda eğitimi aldınız mı?

Hayır. İç mimari, resim ve konservatuar tiyatro bölümü mezunuyum. Fakat moda bende bir saplantıdır. Bu işe başlamam Yılmaz Sağ sayesinde oldu. Sinema yapmadığım bir dönemde ‘Ünlüler pasajı açtım. Size de bir dükkan ayırdım’ dedi. Nebahat Çehre, ben, Ekrem Bora gibi oyunculara birer dükkan verdi. Ağabeyim ‘İstersen kitabevine çevirelim’ dedi, istemedim. Sonunda butik yapmaya karar verdim. Yurtdışından özel kıyafetler getirdim, onlar tükenince atölye kurdum.

İhlas Son Dakika