Böcekten Hikâye

Volkan Taha Şeker

Latin Amerika’da kansere yakalanan devlet başkanları.

Ortadoğu’da dikta denerek değiştirilen rejimler.

Afrika’da öldürülen liderler.

Türkiye’nin çevre ülkelerinde olanlar, olmaya devam edenler ve devam edecek olanlar…

Devrilen büstler, tankların namlularından atılan cesetler ve bombaların yangınını söndürmek için sıkılan kanlar.

Bozuk düzen ve düzenin değirmeninde bozuk bozuk, bağıra çağıra çalışan çarklar.

“Bozuk düzende sağlam çark olmaz” demiş Pir Sultan Abdal.

Büyük dünya ülkelerinde değiştirilen iktidarlara, idam edilen devlet adamlarına rağmen, Türkiye ne kadar sağlam bir çark ki, etrafındaki ülkeler düşerken, bu bozuk düzene meydan okuyor(!)

Meddah sahneye çıkıp da tüm dünya ülkelerini ardı ardına oynasaydı, Türkiye’ye gelince performansı yetmezdi. Sopasını cadının uçurtması gibi kullanıp giderdi.

Son yıllarda dış destekli kanlı darbeler oldu.

Türkiye’de de uzun yıllardır süregelen çatışmalı süreç, kan öğesini tamamlıyor.

Peki ya darbe?

Onu da yapmaya çalışanlar olmuş da, şimdi onlar cezaevinde.

Sahi olanların farkında mısınız?

Türkiye’de köklü bir iktidar değişikliği oldu.

Muhalefet formalite düzeye indirgendi.

Önceki devrimin lideri Atatürk’ün portreleri, duvarlardan indirilme aşamasına geldi. (Yıkılan Saddam heykelini hatırladım.)

Dini mekanizma yeniden şekillendi.

Mevcut iktidar partisi adeta kenetlenmenin formülünü yazdı ve üç dönemlik sürede partiden (Erkan Mumcu ve Abdüllatif Şener’i saymazsak) hiçbir önemli isim kop’a’madı.

Kopanlar da şakacıktan siyaset yaptılar.

Sosyal hayat kabuk değiştirdi.

Giyimler farklılaştı.

Karalar Ak’laştı (!)

Eğitim sistemi değişti, dönüştü.

Dahası Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay, YÖK, Diyanet…

Hepsi değişti.

Ülke değişti.

Hepimiz değiştik! Yalan yok.

Sanat aynı kalmıştı, başı dik…

“Sanata el atamadık, tiyatrodan başlayalım, diğerleri de çorap söküğü gibi gelir” dendi ki hareketlendik…

Sıra Tiyatroda…

“Devlet Tiyatroları kapatılsın, özelleştirilsin.”

Sonrası?

Türkiye’nin en büyük kentinde sıra.

“İstanbul Şehir Tiyatroları’nı gümletelim…”

Nasıl olacak?

“Baştakinin görevini değiştirmekle uğraşmayalım, başlı kalalım ama balık baştan koksun.”

-Oldu bu iş, yaşa.

“Eylem yapanlar olursa?”

– Onlar zaten her şeyi eleştiriyor, imajı verir bunun da üstünü kapatırız.

Bu konu böylece uzar gider.

Siyaset konuşurken, “ Ortadoğu’da sıra ne zaman Türkiye’ye gelecek” diye sorgulamayın.

Sıramız geldi, sürüyor da.

Kansız devrim ve geçiş süreci tiyatro kalemi ile sürüyor.

Son günlerdeki gelişmeler malum, Şehir Tiyatroları da ak’laştı.

Kuşlaşıp özgürleşmek isterken böcekleşiyor insanlar.

Sözüm böceklere değil;

“Made in USA” köşe yazıları yerine Mimesis Dergi’yi okumayı tercih eden tüm dostlara selam olsun.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: