Dramadan Masala

Nedim Buğral

1) Çocukların drama yöntemiyle yazdığı Masal Kahramanları Heykel’de isimli çalışmanın çıkış noktası nedir?

Öğrencinin yaşadığı kente başka açılardan derinlikli ve keyifli bir biçimde bakabileceği bir proje yapmak istedik. Bu süreçte öğrencimizin eğlenerek ve oynayarak Bursa’nın yerel tarihine ilgi duymalarını amaçladık.

2) Hikayelerinizi oluşturmak için neden Heykel Caddesi’ni seçtiniz?

Bursa’da yaşayan herkesin mutlaka bir anısının olduğu, Bursa’da yaşamayıp Bursa’ya gelen herkesin bildiği bir yer Heykel. Aslında caddenin ismi Atatürk Caddesi. Ama halk arasında Heykel diye dile getiriliyor. Heykel’i değerli kılan şey ise hiç şüphesiz cadde boyunca dizilen tarihi yapılar. Ulucami, Kozahan, Kapalıçarşı, Tarihi Büyükşehir Belediyesi Binası, Tayyare Kültür Merkezi, Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, Kent Müzesi, Atatürk Heykel’i, Valilik Konağı bu yapıların belli başlıları.

3) “Dramadan Masala Büyülü Bir Yolculuk” isimli bu projenizin çalışma adımlarından bahseder misiniz?

Önce kumaş ve resim malzemeleri kullanarak bir cadde oluşturduk. Daha sonra bedenleri ile cami, han, tiyatro binası vb. yaptılar. Diğer aşamada kâğıtlara Heykel’deki yapıların isimlerini yazdık ve yere kâğıtları dağıttık. Bu yapıları tanıyanlar ve tanımayanları ortaya çıkaracağımız bir küme oyunu oynadık. Bir sonraki aşamada bu binaların fotoğraflarını kumaşlarla yaptığımız caddeye yerleştirdik. Bu çalışmada nerede hangi yapı vardı, hangi yapı hangisine komşuydu ve işlevi neydi gibi soruların yanıtlarını bulduk. Ardından o binalara dair doğaçlamalar yaptık. Gece oldu duvarlar insanlar hakkında konuştu, içinde turistler gezdi, binanın bir nesnesi canlanıp konuştu vb.

Bir başka çalışmada eğitmen role girerek Masalcı Dede oldu. Yeni bir masal yazmak için bir yere gezi yapmalıyız, hatta bir gezi masalı yazmalıyız dedi, etrafındaki masal kahramanlarını Heykel Caddesi’ne gönderdi. Masal kahramanlarının o mekâna ait izlenimlerini ve o binaya ait gerçek bilgilerin de olduğu bir yazı yazmalarını istendi. İlk yazı çalışmalarını ders içinde yaptılar. Bilgilerinin sınırlı olduğunu fark ettiler. Kırkar dakikalık üç çalışmanın ardından son adım “peki bu hikâyeyi evde araştırıp, anne babanızla birlikte hikâyenizin geçtiği yerlere giderek yazmak ister misiniz? Ve gittiğiniz yerlere ait gerçek bilgileri de edinerek.” dedik.

Öğrencilere yazdıkları masalları bir kitapta toplayıp yayınlayabileceğimizi söyledik.

4) Her öğrenci ailesi ile bu çalışmaya katılabildi mi?

Çalışmanın bu aşamasının gönüllü bir biçimde devam etmesini istedik ve ailelere çalışmamızı anlatan bir yazı gönderdiğimizde bunu belirttik. Çalışma yaptığımız grubun yaklaşık üçte birinden çok güzel öyküler geri döndü.

5) Kitabı yayınlayacak hale getirmek için ne yaptınız?

Çocukların hikâyelerine dokunmadık. Sadece bölümler arasında geçişi sağlayabilmek için hikâyelerinin giriş bölümlerinde oynama yaptık. Bir de kitaba ön bölüm yazdık. Devamında okulumuzun yayın kurulu, kitabımızda düzeltmeleri yaptı. Resim öğretmenimiz kitabı resimledi ve çocukların eserlerinden oluşan kitabımız ortaya çıktı.

6) Kitaptan bir örnek hikâyeyi burada paylaşabilir miyiz?

Robinson Cruose Kent Müzesinde

Hem Masalcı Dede, hem de Pinokyo, Sindirella ve Robin Hood yeni yerler keşfetmenin çok keyifli olduğunu düşündü. Sabırsızlanarak Atatürk Caddesi’ndeki başka tarihi yapılar hakkında bilgi almak istediler.

Robinson Cruose, koşarak Masalcı Dede’nin yanına geldi. Çok heyecanlı görünüyordu. Soluk soluğa konuşmaya başladı.

“28 yıl sıkışıp kaldığım küçük adada yaşadıklarımdan ve keşfettiklerimden sonra dünyanın ne kadar büyük ve keşfedilmeye değer oluğunu düşünerek tüm dünyayı gezmeye karar verdim. Keşfime Bursa’dan, Bursa’yı keşfetmeye de Bursa Kent Müzesi’ni gezmekle başlamak istiyorum.” dedi.

Cümlesi bittiğinde kendini müzenin önündeki meydanda buldu. Müzenin önündeki meydanı geçti ve merdivenlerden çıkıp içeriye başını uzattı. Burası sanki yılları kendi içinde sıralayan büyülü bir yerdi. Adasında yaşadığı yılları gözünde canlandırdı. Girişte ilk gördüğü şey 1934 model yeşil bir arabaydı. Bu eski bir belediye başkanının makam arabasıydı, dünya turuna bu eski arabayla devam ettiğini hayal etti.

Gezisine tarihi kalıntılarla başladı. Osmanlı padişahlarının heykelleri çok etkileyiciydi. Sanki hala yaşıyorlardı. Bursa’nın Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olarak ne kadar önemli olduğunu anladı. Atatürk köşesini gezerken kendi adası için verdiği mücadeleyi düşünerek onun ne kadar zor bir iş başardığını anladı ve onu kendine benzetti. Biraz o da başlangıçta tek başınaydı. Bursa’nın panoramik fotoğrafını inceledi ve nasıl büyüyüp geliştiğini gördü. Koca şehrin minyatürünü nasıl yapmayı başardıklarını bir türlü anlayamadı.

Bodrum katına indi, kağnı ile ata arabasını uzun süre inceledi. Bir de ipek böceği kozalarını hayranlıkla izledi. Havlucu, dokumacı, yemenici, arabacı, tekneci, semerci, nalbant, marangoz, şekerci, kebapçı gibi bilmediği bir sürü meslekle tanıştı. Pek çoğu yok olup gitmişti artık. Özellikle dokumacı kadına hayran kaldı, nasıl da ipliği kumaşa dönüştürüyordu. Adasında başaramadığı ve düşünemediği dokumacılığa hayran olarak ayrıldı oradan.

Sırada birinci kat vardı. Burası yaşam ve kültür bölümüydü. Karagöz ve Hacivat’ın Ulucami’nin yapımında çalışan inşaat işçileri olduğunu ve şakalaşmalarıyla inşaatı yavaşlattıkları için öldürüldüklerini öğrenince biraz üzüldü. Ancak bu şekilde gösterilerle yaşamaya devam ettikleri ve ölümsüzleştirdiklerini düşündü. Gölgelerin bu kadar eğlenceli olabileceklerini hiç düşünmemişti.

Hamam ve havluları görünce içi titredi. 28 yıl boyunca halini kurduğu sıcak bir banyo özlemini hatırladı. Bu özlemini giderebileceği en iyi yerin Bursa olduğunu düşünerek müzenin ardından bir hamam gezisi yapmaya karar verdi o an ve bol bol da havlu alacaktı bu hamamlar diyarından.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: