Eğitim Üretim İçindir

Zafer Diper

4’lerle boğuşup duruyoruz şu aralar… İlkokul-Ortaokul için erken yaşlar, kızların durumu, okullarda din vd. konular bir yana, işin özüne bakmalı diye yoğunlaştıkça, kim kimi eğitiyor, kim kimi niçin ve nasıl eğitiyor gibi sorular sıralanıveriyor öncelikle ard arda… Bizim ufaklığa, arada bir takıldığım şaka yollu bir yöntemle girişiveriyorum: “Yaktım çıranı ufaklık!”  “Gene ne?” diye soruyor. Benim için öyle değilse de onun için, “yeni bir sorgulama başlayacak” demektir ve bu nicedir oyunsal bir temele oturtulmuştur artık aramızda. Ben sorarım, o kimileyin anlamamış numarasına yatar, sonra kızar, ben alttan alır, o kendisine haksızlık yapıldığını söyler, ben darılır, o küser, ama önünde sonunda ne neyse algılanır ve birlikte çöker dururuz o olgunun başına… “4+4+4 gibi sayılar var gündemde… Ne diyebilirsin, bir öğrenci olarak?” der demez, işte hemen ”Off gene ne?!”li  tepkiselliğiyle geçiveriyor savunmaya:  “Ben okula gidiyorum, derslerim iyi, yetmiyor mu?”  “O başka ufaklık!” diyorum. “Neden okuldasın düşündün mü hiç, sen bana onu söyle? Boşuna okuyorsunuz belki…”  Şaşkılar içinde “Nasıl boşuna?” diyor. “Nedir eğitim sence ve kimin içindir, ne işe yarar?“  “Haa, bugün bana saldıracağın neymiş anladım!” diye atılıveriyor: “Şimdi de eğitimci mi kesildin başıma?”  “Böyle dersen ‘yanılgılı bir tutum içersindesin’ derim. Kimi meslekler iç içedir ülkemizde.”  “Yani hem sahneye çıkarsın, hem de okula gelip derslerime girebilirsin, öyle mi?”  “Tam öyle değil…” Alkışlıyor beni: “Yetenekli, çalışkan Zafo!”  “Biliyorsun nasıl gıcık kapıyorum bu ünlemine! İşi sulandırma. Anlatıyoruz burada!” “Tamam…”  “Öyle bir anda utangaç utangaç göz kırpmalarınla da beni çıldırtma…”  “Ama…”  “Ama, belki senden çok çalışıyorum, ne biliyorsun; sen küçümse daha… Kitaplıktan kitapları bulup indiriyorum, unutmuşum doğal olarak çoğunu; haydaaa başlıyorum yeniden okumaya, alıntılar yapmak istediğim satırların altını çiziyorum kurşun kalemle ve…”  “Neden yapıyorsun bunları?”  “Seninle tartışabilmek için.”  “Hangi kitaplar onlar?”  “Gözlem Yayınları, çocuklar üzerine önemli kitaplar bastı. Başta İranlı yazar Behrengi. Hani okudundu…”  “Neydi?”  “Küçük Kara Balık en sevdiğindi…”  “Ha, evet.”  “Öykü-şiir dışında ayrıca eğitim üzerine çok önemli yapıtlar yayınladı Gözlem… Hele hele o Politik Çocuk Kitabı yok mu!”  “Ben okuyamam ki onları, aklım almaz daha.”  “Bak sen… Aldığı kadarıyla ilgilen. Buna da zorunlusun.” “Hiç de! Ben eğitimci değilim.”  “Harun Karadeniz eğitimci miydi ki?”  “E, kimdi?”  “İnşaat Fakültesini bitirdi. 1968-69 yıllarında İTÜ Öğrenci Birliği Başkanlığı yaptı. 1968 yılında TÖS’ün düzenlediği Devrimci Eğitim Toplantılarına çağrılı olan Öğrenci Örgütleri Dayanışma Kurulu yürütücüsü olarak kurulun ön çalışmalarına katıldı ama, siyasi baskı ortamının yarattığı sakıncalar yüzünden toplantılara katılamadı. 12 Mart Sıkıyönetiminin çeşitli engellemeleri yüzünden tedavisi geciken hastalığı onu 1975 yılında aramızdan ayırdığında otuz üç yaşındaydı. Eğitim Üretim İçindir yapıtıyla ilgili sunuş yazısında şöyle deniyordu: Elinizdeki kitabın yazarı, ne bir eğitim uzmanı ne de bir felsefecidir. Yazarın kısa ömrü boyunca güttüğü amaç, varolan her şeyi didik didik etmek, aksaklıkları, çözümsüzlükleri teşhir ederek kimi saptamalarla bunların çözümüne ipuçları sağlamak olmuştur. (…) O, özellikle öğrenci lideri olduğu dönemde, eğitim sisteminde gözlediği bozukluğun maddi kaynağını irdeleyerek, soyut ahlak, din, eğitim gibi yaklaşımlarla toplumu düzeltmeyi önerenlere, bu bozukluğun mevcut sistem içinde çözülemeyeceğini gerekçeleriyle sunmaya çalışmıştır. Yani bu çalışma, konuya metodik bir yaklaşımdan ve eğitim üretim ilişkilerini kolayca kavranacak bir tarzda ele almaktan öte bir amaç taşımamaktadır…”  Karadeniz’den de birkaç alıntı şöyle: “Eğitimin amacı, kim için ve ne için üretim yaptığını bilerek üretim yapan insanlar yetiştirmek olmalıdır. (…) Toplumun bilgisini oluşturan gazete, kitap, dergi, radyo, televizyon gibi araçlarla sinema, tiyatro benzeri gösteri sanatları ve eğitim kurumlarını da katmak mümkündür. Bu nedenle eğitim denilince yalnızca eğitim kurumlarında yapılan eğitimi değil; insanı etkileyen bütün bilgilendirme işlerini de anlamalıyız. (…) Eğitim üretim içindir, ama eğitim yaratım içindir de. Yeni bir anlayış, yeni bir yapı, yeni bir düzen, yeni bir metot oluşturmayı da bir çeşit üretim sayıyoruz ve işte bu anlamda; eğitim üretim içindir, eğitim yaratım içindir diyoruz…”  ”Ayy, 4+4+4 diye başladın, şimdi nerelere geldin?”  “Olayı daha bir açarız haftaya. Bağlantılarını konuşuruz.” “Sen hani on beş günde bir yazıyordun Birgün’e?”  “Değişti. Artık her hafta yazacağım. Pazar günleri.”  “Desene, hiç rahat yok bana. Yine alacaksın karşına. Yazını okutacaksın. Sonra ‘nasıl olmuş, güzel mi yazmışım?’ diye sorup soruşturacaksın. Harika da desem inanmayacaksın. ‘Hadi ya, nesi harika’ diye karşı duracak, eleştirecek, kınayacak, kanımı kurutacaksın… Offf, bir pazar günüm de mi olamayacak benim?!”  “Keser misin oflayıp poflamayı. Bitirmedim! Kitabın son bir tümcesi var daha.”  “Peki. Ne diyor en sonunda?”  “İnsanın insanı sömürmediği, insanın yalnızca tabiattan yararlanarak kardeşçe yaşadığı yepyeni bir dünya için gerçek eğitime doğru…” diyor.

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: