Yine mi Politik Baskı?

Dikmen Gürün

100. yaşını kutlamaya hazırlanan İBBŞT’de ne yazık ki yine bir deprem yaşanıyor.

Muhsin Ertuğrul, bu değerli kurumu, dolayısıyla da sanatı siyasi baskılardan uzak tutmak için her dönemde mücadele vermişti. Ertuğrul, “Nedense her yasa tasarısında tiyatronun öncülüğünden ürkülüyor. Baskı üstüne baskı yapmak; yazarın, sanatçının ağzına kilit üstüne kilit vurmak hatıra geliyor” demişti.

Çağdaş Türk tiyatrosunun temelleri İstanbul Şehremini Operatör Cemil Paşa tarafından 1914’te kurulan Darülbedayi ile atıldı. 1931’de Şehir Tiyatrosu adını alan Darülbedayi bugün 98 yaşında…

2014’te 100 yaşını doldurmaya hazırlanan bu köklü sanat kurumunda şu günlerde ne yazık ki yine bir deprem yaşanıyor. Çünkü, görünen o ki, bürokrasi yine sanata müdahale ediyor; Belediye Meclisi, Şehir Tiyatroları Yönetmeliği’ni bu kurumda çalışanları adeta yok farz ederek değiştiriyor ve onaya sunuyor.

Burada sorulması gereken soru: Şehir Tiyatroları özerk değil midir? Bağımlı bir kurum mudur? Bir şube müdürlüğü müdür? Ya da, tamamen böyle bir yapıya mı dönüştürülmek isteniyor?

Muhittin Üstündağ gibi ileriyi gören bir belediye başkanı tarafından 1927’de Şehir Tiyatrosu’nun başına getirilen Muhsin Ertuğrul’un, bu değerli kurumu, dolayısıyla sanatı, siyasi baskılardan uzak tutmak için her dönemde verdiği mücadele Şehir Tiyatroları tarihinde yerini alır.

İnsanlıkla bağımlı

Onun bu duruşu altında yatan temel düşünceyi Sabahattin Eyüboğlu şu sözlerle açıklar:

“Yalnız insanlıkla bağımlı olan tiyatro herhangi bir öğreti ya da politikanın buyruğuna girdi mi sanat olmaktan çıkar, dolayısıyla etkin ve eğitici olmaktan da… Çağımızda ve yurdumuzda ağır basan politika, tiyatroyu bir sırat köprüsü haline getirmiş, bu köprü üstünde Muhsin Ertuğrul’un yaşantısına sık sık bir dram gerginliği kazandırmıştır.” (1)

Muhsin Ertuğrul, “Nedense her yasa tasarısında tiyatronun öncülüğünden ürkülüyor. Baskı üstüne baskı yapmak; yazarın, sanatçının ağzına kilit üstüne kilit vurmak hatıra geliyor” derken kuşkusuz tiyatronun ilerici yapısına gönderme yapar.

Her fırsatta yineler bu bakışını:

“Kurulduğu günden bu yana tiyatrolar hürriyetlerini, özgürlüklerini muhafaza etmişlerdir. Her tiyatro, örgüt bakımından bazı yerde devlete, bazı yerde belediyeye bağlıdır ama işine ve idaresine sanatçılardan gayrisi burnunu sokmamıştır. Çünkü tiyatro, Aristophanes zamanından beri topluma önderlik eder… Hiçbir devirde tiyatro, bu hükümet dışı eleştirme, denetleme yönünü kaybetmemiştir. En koyu istibdat altında bile tiyatro her yerde; her zaman hürriyetini korumuştur.” (2)

İhtisas ve İhtiras İşi

Görülen o ki, tiyatro ve yönetim ilişkisinde dünden bugüne değişen pek bir şey yok ülkemizde…

Bu bağlamda, 1958’de, Haldun Taner’in “Tercüman”da çıkan bir röportajda söyledikleri de bugün yaşananlara bakıldığında güncelliğini yitirmemiş bir belgedir:

“Tiyatro alanı idari mevzuattan değildir. Bir ihtisas, bir aşk, bir ihtiras işidir. Onu bizim Şehir Tiyatrosu’na yaptığımız gibi bürokrasi kalıplarına sokmak (….), eser seçimlerinde idari yaranmaların tesirinde kalmak sureti ile bir sanat mabedi halinden çıkarıp (….) soysuzlaştırmak, hataların en büyüğü olmuştur. Ona eski hüviyetini vermek istiyorsak işin ehli insanları seçerek, imkân nispetinde idari bağımsızlığa kavuşturmalıyız. Tüzük değiştirmekle değil, zihniyet değiştirmekle başarıya ulaşılabilir.” (3)

Evet, başka söze gerek var mı? Belediye Meclisi büyük bir iyi niyetle (!) kurumu daha da geliştirmek için yeni bir yönetmeliğin gerekliliğine inanıyorsa (ki aslında yapılması gereken yasa çalışmalarıdır), bu iş tepeden inme değil, o kurumun atardamarı olan sanatçılarla ortak bir zeminde gerçekleştirildiği takdirde bir anlam ifade edecektir. Bu hususta Belediye Başkanlığı’nın söz konusu yönetmeliği onaylamadan gerekli değerlendirmeleri yapacağına inanıyorum. İnanmak istiyorum.

(1)Sabahattin Eyüboğlu “60 Yıl Tiyatro”, Muhsin Ertuğrul Türk Tiyatrosunda Altmış Yıl, Aralık 1969.

(2)Muhsin Ertuğrul “Perde Açılıyor” Türk Tiyatrosu, Ekim 1965. sayı 364.

(3)Haldun Taner,” Bir Şehir Tiyatrosu Vardı”, (röportajı yapan Ayhan Hünalp) Tercüman Gazetesi, 29 Nisan 1958.

Cumhuriyet



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: