Sanat Sayfasında Bir Metro Yazısı

Nedim Saban

Sevgili BirGün Okurları,

Yarın açılacak Üsküdar/Sancaktepe Metro Hattı sayesinde Üsküdar’dan Sancaktepe’ye 24 dakikada ulaşacaksınız.

Şaşırdınız mı?

Haberin aslı şu: 34 ay içinde bitirilmesi planlanan Üsküdar/ Sancaktepe metrosuyla, Üsküdar’dan Sancaktepe’ye 24 dakikada ulaşılacak.

BirGün okurlarının muhtemelen bu haberden haberi bile olmadı, çünkü geçtiğimiz hafta şaşaalı bir biçimde temel atma töreni yapılan yeni metro için bütün gazetelere sayfa sayfa ilan verilirken; Yeniçağ, Aydınlık, Ortadoğu, Yurt ve BirGün gazeteleri veto edildi.

Belki de onur duymak gerek, kamu kuruluşlarının reklamını almayan bir gazete olarak dimdik ayakta durulabilen bir gazete olduğumuz için.

Geçenlerde bir eczanede bir diyet ürünü soruşturuyordum, eczacı hanım, “Sağlık Bakanlığı tavsiye etti” dediği anda, bütün müşteriler sözbirliği etmişçesine, “O zaman almayın” dedi! Hükümet kanadına güvenimiz bu kadar fazla yani…

Bilirsiniz, eski iş başvurularında insanlar, bazı kodamanların kartvizitiyle dolaşırdı. Kartvizitin arkasındaki “yakınımdır” kelimesi tüm kapıları açardı. Amma ve lakin, sözgelimi şoförlük, bekçilik, site güvenliği filan için biri İçişleri Bakanı’nın referansıyla gelse, bugünlerde Bakanların iyi bulduğu bu ‘güvenli’ adamları bir daha düşünmek gerek.

Bu nedenle hükümetin iyi de olsa yaptığı icraatların propagandasına alet olmayan gazeteleri kutlamak lazım. Veto edilmiş olmak güzel!

Ancak meselenin başka bir boyutu var, diğer gazetelere çarşaf çarşaf ilan veren İstanbul Belediyesi, İstanbulluların haber alma haklarını, sırf bazı gazetelerin okurları oldukları gerekçesiyle hiçe sayıyor, “nasılsa bize oy vermeyecekler” diye düşünerek yaptıkları olumlu şeyleri bile haber verme gereği duymuyorlar. Sanki bu yurttaşlar metroya binmeyecek, sanki yeni metro hattının bu yurttaşların Akbil’lerine gereksinimi yokmuş gibi…

Metro açılana kadar, ayrımcılığın boyutları daha da arttırılır ve söz konusu gazete okurlarına sokağa çıkma yasağı konulursa bilemem tabii! Hangi gazetelerin okunacağını, hangi tür oyunların izleneceğini açık açık dikte eden bir Başbakanımız var…

Oysa, sözgelimi veto yiyen bu gazetelerin bazı haberlerini ciddiye almadığım, bazı yazarlarına kıl olduğum halde, bazen tek bir yazar ya da bir sanat sayfası uğruna bu gazeteleri alıyorum. Dünya görüşümle taban tabana zıt olan pek çok gazeteyi de fırsat buldukça, hem de görenler ne düşünür diye aldırmadan ortalık yerde okuyorum. Benim gibi düşünenleri değil, düşünmeyenleri anlamaya daha çok ihtiyacım var çünkü.

Şimdi bu gazeteleri okuduğum için daha çok haber alma özgürlüğüm mü var? İnsanları, okudukları kitap, gazeteyle filan sınıflandırmak Goebbels Doktoru ya da Kenan Paşa’sı zamanında kalmamış mıydı?

AKP bunu hep yapıyor ne yazık ki! AKP’li belediyeler, oyun sansürlemenin de ötesine geçtiler, komik duruma düşüyorlar. İçinde içki içilen, argo konuşulan, minicik bir öpüşme sahnesi olan ya da insanların evlerinde don gömlek gezdikleri oyunları bile namus bekçiliğine soyundukları kitlelerinden gizleme dertleri var.

Yahu Başbakan beş çocuk istiyor, evde takım elbiseyle gezerek nasıl olacak bu iş?

Bu belediyeler, sanki oyların yüzde 100’ünü almışçasına bir tekelcilik yaptıkları gibi, kendi seçmen kitlelerinin de zevklerini rafine etmeye aldırış etmiyor, bir anlamda kendi kitlelerini de dar bir sanat anlayışına hapsederek haksızlık ediyorlar. Bunu da anayasanın 64. maddesini (devletin halkına sanat hizmeti götürme zorunluluğu ) bahane ederek yapıyorlar.

Öte yandan, 3 oyuna 3 milyon TL ayırarak ve bu parayı ihale için kurulduğu besbelli olan, ortaklarının kim olduğu konusunda bile şüpheler bulunan bir şirkete yedirerek, ihale kanunu da takmıyorlar.

Yazılarımda yaz boyunca sanat etiği konusuna değineceğim… Sanatçı, etik davranışı gereği, AKP belediyelerinden uzak mı durmalı, yoksa onların sadece yandaşlarını kollayacaklarını bildikleri halde, üzerlerine mi gitmeli sizce?

Seyircilerimi oy pusulaları, kıyafetleri, dinleri, mezhepleri, yaşları ya da cinsiyetleriyle sınıflandırmak ve kapıda kimlik sormak hiç aklıma gelmediği için; ben sanatçının her yerde, herkesle buluşması için çaba harcaması gerektiğini düşünüyorum. Ama sanatı halk için yapmıyorlar diyen başbakan sanatçının halkla buluşmasına izin vermezse, metroyu halk için yapmayan belediye başkanı da bazı gazetelere reklam ambargosu uygular. Çok mu şaşırtıcı?

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: