Sabancı Kartel İmparatorluğu, Ay Işığı Manastırını Nasıl Yeniledi

Üstün Akmen

Nisan ayının ortasında gazetelerden, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı (1965) ve Sabancı Grubu Perakende Grubu Başkanı olan eşi Haluk Dinçer (1962) çiftinin, Cunda’da 90 yıl harabe halde bekleyen “Ay Işığı Manastırı”nı, 170 dönümlük arazisiyle birlikte Katrinli ailesinden 10 milyon TL’na satın alarak restore ettirdiklerini okudum. Basınımız bu haberi: “Manastır, artık Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak etkinliklere ev sahipliği yapacak” teranesiyle duyurdu. Tanıtım, etkinlik falan denilince sevindim elbette! “Cunda’da pişer, belki bize de düşer” gibi bir düşünce gafletine düşmedim, ama adanın kuzey ucunda bulunan manastırın satın alınış öyküsünü, yenileme işini Koray İnşaat’ın üstlendiğini, Mimar Ersen Gürsel’in ise yapının aslına uygun olması için gömleğinin kollarını sıvayıp projeler ürettiğini, restorasyonun yaklaşık 4 yılda bitirildiğini öğrendim.

İçinde Yaşanmayınca Manastırı Ayakta Tutmak Mümkün Değilmiş

Suzan Hanım’ın söylediğine göre, “artık Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak etkinliklere ev sahipliği yapacak” manastır, meğer ayakta durabilmesi için ev gibi kullanılmalıymış ve öyle kullanılacakmış. “… artık Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak, etkinliklere ev sahipliği yapacak” manastırı ayakta tutmak, içinde yaşanmayınca pek kolay olmazmış. Etkinlik “babında”, öncelikle Akbank’ın Uluslararası Danışma Kurulu toplantıları burada yapılacakmış. “Dar katılımlı, dünyaca ünlü düşünce kuruluşlarının” buluşmalarında “Ay Işığı Manastırı” konukları ağırlayacakmış. Bütün bu sözler bizzat Suzan Sabancı’nın ağzından çıkmış.

Bunlar (yani Sabancılar), restorasyonuna 30 milyon Turkish Lira yatırdıkları İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’ne de ‘içinde yaşanmazsa ayakta duramaz’ zihniyetiyle pattadanak yerleşirler diye düşünmedim değil, ama sonuç itibariyle Suzan Sabancı bacımı ve Haluk Dinçer gardaşımı çıngıraksız bir hümanist olarak içtenlikle kutladım, gıyaben gözlerinden bûs eyledim.

17 Adet Belgeye Dayalı 39 Sayfalık Bilirkişi Raporu

Gelgelelim, ne yapayım ki merakımı gemleyemediğim için, bu “1. Grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli Ay Işığı Manastırı”na yönelik hazırlanan tadilat projesi ile ilgili bazı konulara bugün bu köşede değinmek istedim. Anlaşılabildiği gibi, Ayvalık Belediye Başkanlığı-İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün Sabancı-Dinçer çiftinin izinsiz uygulamalarına “mütedair” 12.04.2011 tarihli yazısını ve eklerini didiklemeye niyetlendim.

İçim İçimi Kemirmekte.

Öncelikle, Ayvalık Belediye Başkanlığı-İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün yazısı üzerine tanzim olunan 17 adet belgeye dayalı 39 sayfalık bilirkişi raporu üzerine ne gibi önlemler alındığını doğrusu çok merak etmekteyim. Balıkesir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün, Ayvalık Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü-Kaymakamlık Hazine Avukatlığı’nın, Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Balıkesir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün, Balıkesir Bölge Müdürlüğü’nün, Ayvalık Belediye Başkanı’nın, Koray İnşaat yönetiminin, Mimar Ersen Gürsel’in ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı-Kültür Varlıkları ve Müzeler Müdürlüğü (Kurullar Dairesi Başkanlığı)’nün raporun üstüne su içip içmediğini öğrenmek için, için için içimi kemirmekteyim.

Alanın Topoğrafya, Silüet Ve Ekolojik Dengesi

Şimdiii… Yukarıda andığım ilgili/yetkililere ilk olarak, “1. Derecede Doğal Sit Alanında, Ayvalık ve Adaları Tabiat Parkı sınırlarındaki özel mülkiyete kayıtlı 172-173 pafta, 924 ada, 63 parselde yer alan 1. Grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli Ay Işığı Manastırı”nın restorasyonu ile ilgili bilirkişi raporunda yer alan; 90 yıllık yapının özgün niteliklerini bozan ve alanın topografya, siluet ve ekolojik dengelerini olumsuz etkileyen, koruma, kullanma dengelerini gözettiniz mi acaba diye “sual tevcih” edivermeliyim.

Şapel Kubbesi

Sahil şeridi boyunca uzanan ve kıyının doğal yapısını olumsuz etkileyen ahşap bariyerin altına dökülen beton temel kaldırıldı mı acaba? Ne yalan söyleyeyim, bu konuda adam gibi detaylı bir cevap beklemekteyim. Umarım yanıt olumlu gelir ki, bu köşede yayınlayıp, hiç gocunmadan özür dileyebileyim. Yapının batı cephesine eklenen tek katlı ek yapı yıkıldı ya da yıktırıldı mı, bu konuda da yanıt alabilirsem (hiç kuşkuları olmasın) koşulsuz kuralsız sevineceğim. Keza, projede yeri olmayan alçıpan asma tavanlar ne oldu diye sual eylemekteyim. Yapının bahçesine izinsiz ve projeye aykırı olarak kondurulan havuz ne durumda; acaba yok mu oldu, yoksa içinde (bugün itibariyle) ağabeyler, amcalar, bacılar, ağalar hâlâ bıcı bıcı mı yapmaktadırlar, (sakın gülmeyin bana) ciddi anlamda merak içindeyim. Bu arada, onaylı projede saptırılmış şapel kubbesi projeye uygun hale getirildiyse alkış tutup, gerçekten göneneceğim.

Kaçak İnşaatlar Yıkıldı mı?

“AKM’nin restorasyonuna da 30 milyon Turkish Lira yatırmış olan Sabancı’lar, asla yasa dışı iş yapmazlar” demeyin sakın, rahip odalarının ve merdiven holünün avluya bakan cephesinde yer alan parapet (mimarlıkta teras çatılarda kenarları dönen set anlamına geliyor) üstü boşluklara yapılan kayıtlı doğramalar kaldırılıp, projeye uygun olarak kayıtsız yekpare cam ile kapatılmıştır herhalde demeyeceğim, çünkü “herhalde”ye hiç mi hiç itibar etmemekteyim. Sonra, Ayvalık Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 12.04.2011 tarihli yazısına eklenmiş KUDEB (Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları) elemanlarınca hazırlanan tutanakta belirtilmiş olan, hani o inşaat ruhsatı alınan binalar dışında kaçak olarak inşa edilmiş olan binalar var ya, onlar mutlaka yıkılmıştır diye, yıllar içinde “telef” ettiğim iyi niyetimin kırıntılarıyla dahi olsa düşünmekteyim.

2 Numaralı Yapıya Eklenen Mekânlar

Diğer taraftan, 6.15mx11m. ebatlarında, 2.70m. yüksekliğinde 2 adet; 5.80m.x4.20m. ebatlarında ve 3m. yüksekliğinde 1 adet; 3.80mx7.75m. ebatlarında 3m. yüksekliğinde 2 adet; 21.3 metrekarelik 2.50m yüksekliğinde 1 adet binanın da yıkılmış olduğunu varsaymayı istemekte, ancak yüreğimin pır pır etmesini engelleyememekteyim. Sonracığıma, onaylı rekonstrüksiyon projesinde yer almayan ve 2 numaralı yapıya eklenen mekânların onaylı projeye uygun hale getirildiğine inanmayı yürekten istemekteyim. Binanın doğu cephesinden başlayan ve güney cephesine doğru uzanan, üzerine tel çit gerilmiş betonarme temel duvarların da yıktırıldığını bir Allahın kulu çıkıp da deyiverirse “işte benim onurlu, gururlu, yasalara, kurallara, koşullara saygılı kartel imparatorluğum” diye el çırpıp çığırarak yeri göğü inleteceğim.

İzinsiz Yapılan Müdahaleler

AKM’nin restorasyonuyla ilgili olarak Kültürümün Bakanlığıyla yaptıkları sözleşme koşullarını devlet sırrı gibi saklayan Sabancı ailesi, öğrendiklerim doğruysa manastıra ulaşımı sağlayan dar patika yola izinsiz müdahaleler yapmış. Bütün mercilerin elbette bu gerçekten de haberi var. Onaylı projede öngörülmeyen güzergâh ve kot değişiklikleri uygulamış, iş makineleriyle yol düzenlemesi sonucunda özgün topografya verileriyle silueti bozmuş. Yer yer 2.5m.-3m. yüksekliği bulan yol profilinde çökme riski yaratmış, bu gerçeğe karşın devasa çelik konstrüksiyon taşıyıcıları doğal kayalara zarar verecek halde ankre (mimarlıkta bir yapı elemanını başka bir elemana sabitleme yöntemiyle birlikte çalışır hale getirmek anlamına geliyor) edilmiş. Bunların üzerine, masif ahşap elemanlarla oluşturulan istinat duvarları yerleştirilmiş.

Acaba bu istinat duvarları kaldırıldı mı, araziye verilen hasar, dolayısıyla ortaya çıkan riskler özgün topografya verileri dikkate alınarak giderildi mi, sıradan bir birey olarak bunları da sormak isterim.

Araziye Verilen Zarar

Projesine uygun olmadan ele alınmış olan, arka yamaçla bina ilişkisini kuran istinat duvarlarının ve üst kotta açılan yol da dâhil olmak üzere topografyayı, doğal yaşamı, bitki örtüsünü ve silueti olumsuz etkileyen müdahalelerin akıbetini de (şayet Suzan Hanımefendi AKM sponsorluğu olayındaki gibi bilgilere düğüm üstüne düğüm atmazsa) öğrenmek isterim. İş makineleri ve tüm “inşai” faaliyetlerle araziye verilen zararın ve yaratılan türlü çeşitli kirliliğin, olumsuzluğun giderildiğinin söylendiğini/yazıldığını kulaklarımla duymayı/okumayı dilerim.

Kültürümün Bakanı, Takımı Neden Değiştirdi

Bu arada, Kültürümün Bakanı Ertuğrul Bey Biraderimin devreye girişinin nedenini de fevkalade merak etmekteyim. Bakanım Tabiat Varlıklarını Koruyanım, 16.04.2011/238 sayılı toplantısında aynı tarihli 6795 sayılı kararın altına aslanlar gibi imza atan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyesi 6 şövalyeyi ve toplantıda bulunamamış ve dolayısıyla raporu imzalayamamış olmasına rağmen Kurul Başkan Yardımcısı Oktay Ekinci’yi acaba hangi geçerli gerekçeyle değiştirdi, bilemediğim için düşüne düşüne beynimi kemirmekteyim. Koruma Kurulu’na yeni atanan Muhterem Üyeler, Sabancı ailesinin “Ay Işığı Manastırı” nam kâşanesinin yeni halini mi, yoksa kültür ve tabiat varlıklarını mı korumaktadırlar, alenen bilgi istemekteyim.

Başsavcım Baksana, Suçlu Varsa Yargılatsana

Az kalsın unutuyordum. Son sorumu Ayvalık Cumhuriyet Başsavcısı’na “tevcih” edivereyim: Haberdar olduğunuz “Ay Işığı Manastırı” yenileme ve rekonstrüksiyon projelerinde izinsiz uygulamalar yapıldığı saptandığına göre, izinsiz uygulamaları yapan ve yapılmasına neden olan sorumlular hakkında 2863 sayılı yasa kapsamında (himmet edip) yasal soruşturma açtınız mı?

Bu hukuksuzluk döneminde yanıtınız şayet “evet” ise, vallahi başınızın üstüne kol-kanat gereceğim.

Sabancı ailesi bu soruları yanıtla(ya)mazsa, Bakanım Kaplan Bakışlım susarsa, Ayvalık Cumhuriyet Başsavcısı da bütün bu soruların üstüne yatarsa, böyle düzenin bir kez daha içine edeceğim.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: