Tiyatronun Büyük Yalanı: In-Your-Face

Mehmet Zeki Giritli

Neymiş efendim, hep birlikte öğrenelim. Türkiye’de birçok yenilikçi tiyatro varmış. Çok cesur işler çıkıyormuş. Yüzümüze yüzümüze çarpıyorlarmış insanlığın halini sahnelerde avaz avaz bağıran, kusan, küfür eden oyuncularıyla. İşte son yıllarda Türkiye’de tiyatronun en büyük yalanı, en büyük göz aldatmacası in-your-face kabusu.

Bu karabasan ne zaman kalkacak genç tiyatronun üzerinden bilemiyorum ama en azından şunun farkındayım; Türkiye gibi bir ülkede, insanlığın düştüğü durumu seyircinin gözüne sokmak için, 30 sene önce doğmuş olduğu İngiltere’de bile çoktan miadı dolmuş bir garip tiyatro akımından medet umulması hiç şüphesiz ki ya tamamen “seyirciye oynama-gişe” kaygısı ya da tiyatro konusunda bilgi eksikliğinin ve yeni şeyler yaratamamanın sonucudur diye düşünüyorum.

Bu sezon şansını deneyecek birçok yeni in-your-face oyunun yanında, nostaljiye meraklı grupların 3-4 yıl önceki in-your-face oyunlarını da yeniden izleyecek Türk seyircisi, hepimizin gözü aydın olsun.

Şunu artık kabullenmek gerekiyor. In yer face tiyatrosunun seyirciyi şok etmek ve buna bağlantılı olarak potansiyel seyirci toplamak haricinde dayandığı hiçbir temel, hiçbir sanatsal yaklaşım, hiçbir estetik algı ve en önemlisi de hiçbir dünyevi duruşu yok. Bütün bunlardan yola çıkılarak rahatlıkla söylenebilecek şey ise şu ki in-your-face en ufak bir sanatsal değere sahip olmayan bir seyirci aldatmacasından başka bir şey değil. Kimse bana “ama seyirciyi etkiliyor, insanlığın çürümüşlüğüyle yüzyüze getiriyor” falan demesin. İnsanlığın çürümüşlüğüyle yüzyüze gelmekse amaç, sokağa çıkmak ya da gazete haberlerine bakmak fazlasıyla yeterli olacaktır zaten. Peki o zaman nedir in-your-face’in amacı? Ya da daha genel sormak gerekirse soruyu, in-your-face’e dayanan tiyatroların nasıl bir sanatsal düşünce yapısı vardır? Keza, bir tiyatro akımının dayanak noktası da seyirciyi etkilemesi olamaz zaten. Tiyatro oyunu, seyirciyi en iyi nasıl etkilerim sorusundan yola çıkılarak hazırlanıyorsa burada büyük bir sanatsal yaklaşım/entellektüel duruş problemi var demektir.

Amacım sanat için sanat/toplum için sanat gibi klişe bir tartışmaya girmek falan değil, ama ülkenin sanatsal düzleminde söz sahibi olma amacı güden kişilerin tek hedefinin gelen seyirciyi şok etmek olmasını beynim ve vicdanım ne anlıyor ne de kabul ediyor. Ha tabii bu tiyatroların birincil amacı, bir sokak arkasında olanlardan bihaber Cihangir ve Nişantaşı gençliğine hitap etmek ve bununla sınırlı kalmaksa da, buyrun körler sağırlar birbirini ağırlasın bir sezon daha.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Tiyatronun Büyük Yalanı: In-Your-Face” yazısına7 birden fazla yorum var.

  1. oğuz dedi ki:

    bu kadar seviyesiz. ve eleştiriden uzak bir yazıyı yayınladığı için mimemis dergisini kınıyorum. hiç bir dayanağı olmayan örneklerle karşılaştırmalarla açımlanmayan sadece salt “kötüleme” içeren bu kadar anlamsız bir yazının derginizden kaldırılmasını talep ediyorum.

  2. SERDAR dedi ki:

    Değerli Mimesis dergisi çalışanları;
    Bu yazıyı derginizde rahatlıkla yayınladığınız için sizi kınıyorum.
    Eleştiri yazısı olabilecek nitelikte olmayan bu yazı ancak bir kahve sohbetinde konuşulabilecek bir seviyededir.
    Bir eleştiri yapılırken önce eleştirdiğiniz şeyin ne olduğunu iyice öğrenip, sonra ne anlatmak istediğine bakılması gerekir.
    Bu yazıda ne bir örnek, ne bir karşılaştırma, ne de bilimsel bir dayanak vardır.
    Salt “kötülük ve düşmanlık” içermektedir.
    Bir şeyi beğenmemek, ona düşmanlık beslemek anlamına gelmemelidir.

    Bu yazının kaldırılmasını – TİYATRO ADINA- tarafınızdan talep ediyorum.
    http://mimesis-dergi.org/2012/09/tiyatronun-buyuk-yalani-in-your-face/comment-page-1/#comment-18887

  3. Umut Onur Çöpür dedi ki:

    Öncelikle Mimesis’i bu yazıyı yayınladıkları için kınıyorum. Eğer bu yazı yayınlanırken benim yaptığım yorum yayınlanmazsa, bunu da ifşa edeceğim. Yukarıdaki yazı tiyatro kuramına dair hiçbir nitelik taşımazken, ne felsefi ne sosyolojik ne de psikolojik dayanağı vardır. İleri sürülen bir fikirden bile yoksundur. bir sav olarak kaale almaya çalışacak olursak, bir akımın otuz yıl önce doğması ya da başka bir coğrafyada doğması, onun bugün burada geçerli olmasına engel teşkil edemez. En azından tiyatro izlemiş olanlar da bilirler ki tiyatro evrenseldir. Otuz yıl önce İngiltere’de ya da elli yıl önce başka bir ülkede doğup bugün bitmiş olsa bile -ki bittiği söylenemez- her yerde biteceği anlamına gelmez. Çünkü her şey her yerde aynı anda yaşanmaz. Tiyatro tarihi bilgisi olanlar bunu da bilirler. Bu niteliksiz ve bilimsel bir vasfı olmayan yazının siteden kaldırılmasını talep ediyorum.

  4. Erkan CILAK dedi ki:

    Yazılan bu yazıda; seyirciyi etkilemek-şaşırtmak üzerine oyun yazılmasının sanatsal yönü hafifleştirdiği konusunda hemfikirim.

    Fakat; alternatif akımları “ben beğenmedim” diye dışlamak ;”bu kötü”, “bu akım saçma” diye bir önbellek oluşturma çabası da o kadar yersizdir.

    In your face İngilterede 30 yıl önce doğdu ve sonra kalktığını savunuyorsunuz; sorarım size miadı dolmuş başka hiç bir akım yok mu ortalarda? Akımlar miadını doğduğu ülkede kaybetti diye; tüm ülkelerde aynı anda kalkmalı mıdır? Doygunluğa ulaşma süresi diye bir şey var; 30 yıldır burada da in your face yaşıyor olsaydı; tespitinize bir derece katılmak mümkündü.Fakat bir akımı yok saymak için; yok sayacak kadar haşır neşir olmak gerekmez mi?

    Bir müsaade; izleyelim; izlesinler; sonra kendiliğinden kalkar zaten.

    Ama kendi ülkelerinde kalkmış çok akım var; o zaman onlarında kalkması lazım.Fakat fevkalade izliyor oynuyor kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz.

    Zamanında jön türkler tarafından kaldırılan Geleneksel Türk Tiyatrosunun bazı lezzetlerini de yıllar sonra stand-up olarak kucakladığımızı hatırlatmak isterim.

    Bence yapabilen herkes farklı akımları denemeli; süreç bir elektir; zaman içerisinde kalanlar ayakta kalacaktır.

    Yönlendirme ile kötüleme arasında zarif bir çizgi var.

    Saygılarımla

  5. senay dedi ki:

    Sn.Mehmet Zeki Giritli Bey,

    In-your-face ile ilgili yazınızı ilgi ile okudum.Tam üstüne basmışsınız her konuda…. zaten bu tiyatro akımı böyle bir şey ve yüzde yüz herkesin beğenmesi beklenemez, sizin de tahmin ettiğiniz gibi…
    Size sadece bir anekdot: Antalya Akdeniz Universitesi Tiyatro Festivaline gittiğimizde, oynadığımız oyunun bir sahnesinde, salondan iki kişi çıktı, salonu terk ettiler.

    Sahnemiz bır prensin mastürbasyon yapma sahnesiydi -ki biz oyuncular bu sahnenin en doğal şekliye ama …mış gibi olması için o kadar çok prova yapmıştık ve bu sahnede iınsanların salonu terk edecegı fikrine hazırlıklıydık doğrusu.

    Insanın doğası gereği, kendisine sakladığı bazı şeylerin direkt olarak yüzüne vurulmasına göstereceği tepki salonu terk etmesidir. Yaiı gerçekler, her ne kadar gerçekse de, arkası acıdır belki de…. ve kişiler buna hazırlıksız olarak yakalandığında da sonuç kaçınılmazdır….. belki salondan, belkı de kendinden kaçıştır tepkisi……. İşte in-your-face böyle bir şey…. yanı sizin tepkiniz normaldir ve oyuncularda bunun bilincindedir…..
    Tiyatro ve in-your-face yaşamın ta kendisidir… beğensek de, beğenmesek de…..

    Saygılar…..

  6. Editör dedi ki:

    Sevgili Mimesis Portal okurları,

    Mimesis Portal ve Mimesis Dergisi’nde yayınlanan yazıların hangi prosedürler dahilinde belirlendiği aşağıdaki linkte belirtilmiştir.

    http://mimesis-dergi.org/mimesis-sahne-sanatlari-portali-yazarlar-ilkeleri/?preview=true

    Mehmet Zeki Giritli dönem dönem Mimesis Portal’de düzenli biçimde yazmış ve yazılarında belirli bir düzeyi korumaya özen göstermiş bir tiyatro insanıdır.
    Akademik nitelikteki araştırma ve inceleme çalışmalarına yer veren Mimesis Dergisi’nden farklı olarak, Mimesis Portal çok farklı fikirlere sahip kişilerin görüşlerine aynı anda yer vererek verimli bir tartışma ortamı oluşmasına katkı sunmayı amaç edinmiş bir internet yayın organıdır. Herhangi bir konuyla ilgili farklı görüşlerin uygun bir dil ve üslupla yazıya dökülmesi bizim açımızdan bir zenginlik olarak algılanacak ve tiyatro ortamımıza yapılmış olumlu bir katkı olarak görülecektir.

    Saygılarımızla

  7. Mehmet Zeki Giritli dedi ki:

    Yazımın altında yer alan, doğrudan kişiliğimi ve sanatsal geçmişimi hedef alan 5 yoruma cevaben bir yazı daha kaleme alma ihtiyacı hissetmiştim fakat farklı fikirlere saygı gösterme konusundaki hassasiyetleriyle Mimesis editörlerinin yazmış olduğu cevabın söylemek istediklerimin muazzam bir özeti olduğunu düşünüyor, bu cevabı bu denli faşist bir yaklaşım gösteren bu beş okuyucuya ithaf ediyorum. Tiyatro konusunda uzman olduklarını düşünen bu arkadaşlara da yazdıklarımı algılayabilmeleri için biraz “karşı gerçekçi tiyatro akımı” okumalarını tavsiye ediyorum. Belki o zaman daha seviyeli ve kaliteli yorumlar yapabileceklerdir.

Yorum


işlemi tamamlayınız: