Bağımsız/Alternatif Tiyatro Yapmanın Ekonomik Boyutları Üzerine

Onur Karaoğlu

Türkiye’de son beş yılda sayısı hızla artan ve pek çoğu da kendine ait mekanlar açan, mekanlara ortak olan genç, yenilikçi ve bağımsız tiyatroların yarattığı tiyatral üretimdeki hareketlilik heyecan verici. Yapılan işler birbirini bilerek ya da bilmeyerek etkiliyor, rekabetin ve merakın olduğu bir ortam yaratıyor. Bu durum pek çok genç tiyatrocunun çeşitli riskler alarak kendilerine ait işletme planları oluşturmalarına neden olup, önlerinde güçlü örnekler olmadığı için biraz deneme yanılma yollarını kullanarak işlerini sürdürebilmeleri için gerekli yatırımı sürdürme olanaklarını aradıkları bir durum ortaya çıkıyor. Ekonomik bir perspektiften bakıldığında bu genç tiyatroların üretimlerini sürdürebilmeleri için ortada bir talebin söz konusu olması lazım. Bu talep nereden, nasıl geliyor? Ortadaki yatırım ne büyüklükte, uzun vadede nasıl sürdürülebilir? Hangi modeller başarılı bir bağımsız tiyatro kurmaya yarar? Türkiye’de bu işi yapan gençler kendilerine yaptıkları iş üzerinden bir kazanç sağlamaya hangi koşullarda başlayabilirler? Bu ve benzeri sorular ısrarla, devamlı ve düzenli tiyatro yapma uğraşındaki gençlerin kafalarında yanıt aramaya devam ediyor. Bu sorulara basit bir yanıt vermek pek de mümkün değil. Ama bu yazının devamında bağımsız bir tiyatro için sürdürülebilir bir ekonomik model kurma fikri üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Günümüzde tiyatro yapmak, finansmanı kabaca şu ihtiyaçlar için gerekli kılar:

-Yaratıcı ekip (yönetmen, yazar, tasarımcı vb.)

-Yürütücü ekip (oyuncular, teknik ekip, müzisyenler vb.)

-Mekan (kira, set, ışık vb.)

-Tanıtım (her türlü medya)

Bu şekilde tarif edildiğinde çok da karmaşık durmayan bir yapı bu. İdeal bir dünyada bu dört başlığın bütçe içinde eşit payı aldığı bir dağılım bir tiyatro için ekonomik yapının başarısını uzun vadede sağlayabilir. Yani, eğer bir tiyatro yönetiyorsanız ve mesela, yıllık 100 liralık bir bütçeniz varsa, bu bütçenin 25 lirasını yaratıcı ekibe, 25 lirasını yürütücü ekibe, 25 lirasını mekana ve 25 lirasını da tanıtıma ayırırsanız uzun vadede işleyecek bir ekonomik model kurmayı başarabilirsiniz günümüz koşullarında. Fakat gerçek dünyada ne yazık ki koşullar, genç tiyatrocuları bazı seçimleri istemeyerek yapmak zorunda bırakıyor. Burada, neyi neyin üzerinde tutmak gerekli ve bunların uzun vadede sonuçları ne olur kısmı hem karmaşık hem de spekülasyonlara açık tabii ki. Bu alanlardan hangisinin diğerlerinden daha önemli olduğu, hangi başlığın vurgulanmasının ekonomik yapıyı daha işler hale getirip getirmediğini bazı örneklerle inceleyelim:

1. Bir tiyatro topluluğu, kaynaklarını öncelikli olarak mekana aktardığında, bu durum, genellikle çalışanlar için ciddi özverilerde bulunmayı gerektiriyor. Mesela oyuncuların çoğu, yer aldıkları gösterilerde bazen hiç ücret almadan, bazen de sembolik ücretlerle oynuyorlar. Bunun, uzun vadede o topluluğun bilinirlik ve devamlılığına olumsuz etki yapacağı düşünülebilir çünkü performans kalitesi ve tutarlılığı bu durumdan etkilenecektir. Bu gönüllü oyuncular çoğunlukla yaşamlarını yaptıkları başka işlerden kazandıkları için aidiyet, üretime maksimum katılım gibi yapım süreçlerinde sorunlar yaşanacaktır ve bunların uzun vadede kronikleşmesi o topluluğun işlerini olumsuz etkiler. Ya da bu toplulukların tanıtım bütçelerinin yeterli olmaması yine uzun vadede o mekana ait işler için yeterli talebin oluşmasını engelleyebilmekte. Bu yüzden bağımsız genç tiyatroların mekana yaptıkları yatırımı dengesiz bir biçimde bütçelerinde en büyük kalem yapmaktan kaçınmaları önemli.

2. Yaratıcı ekibin ekonomik kaynakların büyük kısmını aldığı bir modelde yine uzun vadede performans ekibinin kronikleşen sorunları ortaya çıkabilir. Tiyatronun ne yazık ki ya da ne mutlu ki denebilecek önemli özelliklerinden biri de performansı gerçekleştiren ekibin organik bir bütünlüğünün olmasının gerekliliği. Eğer uzun vadede birlikte çalıştıklarında belirli bir standardı yakalayacak performans sanatçılarından oluşan bir ekip kurmakta ısrarcı olunmaz ya da ekibin düzeyinin benzer standartlarda kurulabilmesi için yeterli kaynaklar ayrılmazsa uzun vadede tiyatro yapısı sürdürülebilirlik problemleriyle karşılaşacaktır. Benzer problem yürütücü ekibin kaynakların büyük kısmını alması durumunda da çeşitli biçimlerde ortaya çıkacaktır.

3. Günümüz iletişim teknolojileri, bir yandan tiyatronun insanların ilgisinden uzaklaşmasına neden oldu, ama öte yandan da tiyatroyu daha çekici yapabilecek iletişim olanaklarının ortaya çıkmasını sağladı. Böyle bakıldığında yapılan işin niteliği, onu meydana getiren kişilerin kim olduğu kadar ortaya çıkan çalışmanın doğru, ilgi çekici bir şekilde tanıtılması da oldukça önemli. Tanıtım için görünüşte büyük bir payın, bütçenin kabaca dörtte birinin, ayrılması ilk bakışta biraz aşırıymış gibi gözükebilir, ama çoğunlukla teknoloji bazlı tanıtım elemanları ve mecraları, küçük bir tiyatronun elindeki imkanlar düşünüldüğünde zaten kolaylıkla pahalı bir harcama kalemine dönüşebilir. Özetle tanıtımın minimum biçimi bile oldukça masraflı, fakat tiyatronun günümüzde kendi ayakları üzerinde durabilmesi için de gerekli.

Tiyatro yapmanın ekonomik başarısı için tutarlı ve disiplinli bir finansal modelin tiyatro yapısı içinde uygulanması gerçekten de gerekli. Mesela yukarıda sıraladığım, yaratıcı ekip, yürütücü ekip, mekan ve tanıtımdan oluşan dört başlıklı yatırım alanlarını düşünüp, gene 100 liramız varken her başlığa 25 liralık bir bütçe ayırdığımızı varsayalım. Ve örneğin bir sene, sahnelemeyi düşündüğümüz proje için şansımız yerinde gitti ve istediğimiz bir mekanı büyük bir fırsat olarak koşullar el verdiği için ücretsiz kullanma hakkı kazandık. Bu durumda elimizde kalan 25 liralık mekan bütçesinin kullanmadığımız kısmını oyunculara, yaratıcı ekibe veya tanıtıma harcamak yerinde bir karar olacak mıdır? Bunun uzun vadeli finansal plan düşünüldüğündeki cevabı: hayır. Çünkü burada mekandan elde edilecek bütçe fazlası bir sonraki prodüksiyonun bütçesine eklendiğinde ancak uzun vadede o tiyatro yapısı içinde ekonomik büyüme gerçekleşebilir. Tutarlı, ısrarlı, kontrollü bir ekonomik farkındalığın ancak genç ve bağımsız tiyatrolarda uzun vadede büyüme ve sürdürülebirliği sağlayabileceğini düşünmeliyiz.

Uzun süreli sürdürülebilirlik ve ekonomik farkındalık genç ve bağımsız tiyatrolar için düşünülmesi gereken önemli bir konuyken gündelik ve kısa vadeli ekonomik planlar ve uygulamalarda sınırlı kaynaklar ve fırsatlar yüzünden toplulukların özveriyle birçok küçüklü büyüklü sorunla her gün uğraşmak zorunda olduklarını biliyorum. Böyle bir yazı yazarken bu fikirlerin pratikte uygulamasının güçlüğünü de görebiliyorum. Fakat tiyatronun en küçük detayında bile incelikli düşünüp planlı davranarak ilerlemek ancak onu, bugünün bireyleri olmanın anlamlı bir ifadesi haline getirecektir. Çünkü anlattığımız hikayelerin dürüstlüğü kadar onları nasıl ve hangi imkanlarla anlattığımızın da dürüst oluşu bugünün izleyicisi için gerçekçi ve ilgi çekici bir deneyim olacaktır.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Bağımsız/Alternatif Tiyatro Yapmanın Ekonomik Boyutları Üzerine” yazısına bir yorum var.

  1. nihal geyran koldaş dedi ki:

    Sevgili Onur,

    25 yılı aşkın bir süredir bağımsız tiyatro yapmaya çalışan biri olarak yazına bir iki katkı yapmak istiyorum. Bağımsız tiyatronun ekonomik bir boyutunun olma olasılığı üzerinden gidiyorsak eğer;(?!)
    1- Ekonomik dilimlenme açısından değil, bütünüyle ‘tiyatro’ sanatının tanımı itibari ile oyuncuyu tiyatronun yürütücü tabir ettiğin diliminde değil, yaratıcı ekibinin başında görmek gerekir diye düşünüyorum. Bu gün varsaydığımız diğer bütün yaratıcılar olmadan da şahane tiyatro yapılbilir. Oyuncu olmadan olmaz. Üstelik tiyatro emek yoğun bir alandır. Ve oyuncunun emeği burada en yoğun biçimde ve sürekli olarak kullanıldığı için de kabaca dört eşit bölüme ayırdığın %25 in içine sığamaz adilce düşünmeye çalışırsak. Tiyatro da, tarihi boyunca oyuncunun ne olursa olsun yaratıcılığını sahneye taşıma tutkusuna bağlı olarak varlığını koruyup sürdüregeldi.
    2- Özellikle Türkiye’de son yıllarda genişletilmeye çalışılsa da, sezon en fazla altı aylıktır. Bu da bir işletmenin 12 ay üzerinden gider, ancak 6 ay üzerinden gelir gibi bir ikilemle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Tiyatro topluluğunun faaliyette olduğu 6 ay içinde bütçesini denklese bile, geri kalan altı ay, bütçeyi bozuyor.

    Bu iki zayıf halka meselenin yalnızca iki yönü. Mesele çok daha karmaşık ve senin yazıya döktüğün gibi tartışılmaya muhtaç.

    sevgiler

Yorum


işlemi tamamlayınız: