Bazen Sokrates, Bazen Galile Yerine Göre Bay Puntila

[Metin Boran, Genco Erkal ile Muammer Karaca Tiyatrosu’nun kapatılmasından son zamanlarda yaşanan olaylara ve yeni sezonda neler yapacağına ilişkin görüşlerine başvurduğu bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşiyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Genco Erkal; Dostlar Tiyatrosu’nun kurucusu, politik ve muhalif tiyatronun öncülerinden ve bugün yaşayan en önemli temsilcisi. Oyunculuğuyla izleyeni oturduğu koltuğa mıhlayan deneyimli oyuncu. Sahnelerde 50 yılı geride bıraktı. Dostlar Tiyatrosu ile 43 yıldır sahnelerde Genco Erkal.

Oyunculuğu, sanat anlayışı ve yaşama felsefesi ile örnek bir sanat insanı. Hep muhalif ve her daim devrimci. İnandığı yolda inat ve ısrarla yürüyen, tutarlı, tavrından ve çizgisinden ödün vermeden cesaretle yürüyen bir aydın aynı zamanda. O, sahnede bazen Sokrates, bazen Galile yerine göre Bay Puntila başka bir zaman Bertolt Brecht.

Türkiye’nin politik ve toplumsal koşullarına göre sahnenin dilini oluşturan seçtiği oyunlar üzerinden rahatsızlıklarını ve endişesini sakınmadan dile getirerek sözünü söyleyen duyarlı bir aydın aynı zamanda.

Sahnede olmayı, Nazım, Aziz Nesin ve daha başka toplumcu yazarları seyirciyle buluşturmasını “benim sanat anlayışım gereğidir” diyor ve bu yazarları ve onların yapıtlarını unutturmamak ve gençlere tanıtmayı kendi sorumluluğu arasında olduğunu söylüyor.

Kasım ayında Mardin’de yapılan Uluslararası Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nde “İnsanlarım” adlı oyunu sergileyen ve orada “Onur Ödülü’ne layık görülen Erkal, şimdilerde 23 yıldır kullandığı Muammer Karaca Tiyatrosu’nun kapatılması ile tiyatro olarak zorda kaldıklarını söylüyor ve mekanın bir an önce yenden açılması için yetkililerin harekete geçmesini söylüyor. Genco Erkal ile son zamanlarda yaşanan olayları ve yeni sezonda neler yapacağına ilişkin görüşlerini almak için bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sayın Genco Erkal Dostlar Tiyatrosu bu sezon 5 farklı oyunla seyircisiyle buluşacak ancak uzun zamandır kullandığınız Beyoğlu’ndaki tarihi Muammer Karaca Tiyatrosu artık tiyatro gösterimlerine kapatıldı, neler söyleyeceksiniz?

Biz Dostlar Tiyatrosu olarak hiçbir zaman yerleşik bir salonumuz olmadı. Ancak Karaca Tiyatroyu yaklaşık 23 yıldır kullanıyorduk ve hiç olmazsa haftanın belli günlerinde seyirci ile buluştuğumuz bir yerdi. Belediye daha önceki yıllarda haftalık oyun sayımızı önce 2’ye indirdi sonra da 1’e düşürdü. İlk defa bu yıl bu tiyatronun keyfi bir kararla kapatılmasından sonra artık tamamen turne tiyatrosuna dönüştük. Muammer Karaca Tiyatrosu, Beyoğlu’nda Ses Tiyatrosu’ndan sonra yörenin en eski tiyatrosu. Şimdi keyfi bir kararla “biz kapattık” dediler ve kilidi vurdular kapısına. Bu kapatma kararı kamuoyunda gerekli yankıyı bulmadı nedense.

Size resmi bir gerekçe sundular mı?

Evet, gönderilen yazıda “idari ve teknik nedenlerle” diyorlar. Bu gerekçe, yoruma açık ve her tarafa çekilebilir. Yani ne demek teknik ve idari sebep, bari bunu açıklayın. Bir sorun varsa yaz boyu tatilde giderselerdi, sudan bahanelerle biz kapattık oldu bitti dediler ve maalesef yılların tiyatrosunun kapısına kilit vurdular.

‘BURSA CEZAEVİNDEN MEKTUPLAR’ OYUNLAŞIYOR

Bu sezon hangi oyunlar var repertuvarda?

Bu sezon 5 farklı oyunla seyircimizle buluşacağız. Bunlardan ilki geçen sezon oynadığımız ve bu dönemde sahneleyeceğimiz “Ben Bertolt Brecht”, bir diğeri Aziz Nesin’den uyarladığım “Nereye Gidiyoruz”, Nazım Hikmet’ten 23 yıldır sahnelediğim “İnsanlarım” ve “Kerem Gibi”  bir başka oyunumuz “Marksın Dönüşü”. Bir de ayrıca geçtiğimiz yıllarda gösterimde olan “Sivas-93” adlı oyunumuz yeni versiyonunu hazırlıyoruz. Biliyorsunuz Sivas davası zaman aşımına uğradı, biz de bu nedenle oyunu yeniden güncelleyerek seyircimizle paylaşmak istedik. Bunların dışında sezon sonuna doğru mayıs ayında düşündüğümüz daha ilginç bir gösteri hazırlığındayız. Eminönü’nde 17.yüzyıldan kalan bir hanın avlusunda canlı müzik eşliğinde Nazım Hikmet’in şiirlerinden Bursa Cezaevinden Mektuplar adlı tek kişilik oyun hazırlığındayız. Projemiz çok ancak mekan anlamında şimdi tamamen köksüz kaldık, oradan oraya hani derler ya rüzgar nereye sürüklerse oraya savrulan bir duruma düştük.

Ama içinde bulunduğunuz olumsuz  koşullara rağmen üretmeye devam ediyorsunuz, bu tiyatromuz için iyi bir duruş.

Biz baştan beri muhalif oyunlar oynuyoruz. Yetkililer bu kararları ile bizi yok etmek ya da bir kenara itmek istiyorlar. Biz her şeye rağmen yer buldukça  oyunlarımız oynamaya  devam edeceğiz. Başka türlü düşünmek ya da davranmak teslim olma anlamına gelmez mi? Biz her şeye rağmen üretmeye devam edeceğiz, sanatçılar olarak sorumluluklarımız var.

Bir de geçtiğimiz hafta Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiğiniz 5 gün beş farklı oyun projesinde oyunlarınızı sergilediniz, biraz bundan söz eder misiniz?

Ankara’da ODTÜ’te 18 kasımdan başlayarak ayın 22’sine kadar 5 farklı oyunla sahneye çıktım. Aynı proje İstanbul’da da Caddebostan Kültür Merkezi’nde aynı oyunları 27 kasım 1 aralık arasında 5 farklı günde sahneledim. Bu gösterileri Ankara’da “Genco Erkal Oyunları”, İstanbul’da ise “Genco Erkal Haftası” olarak sundular.

Siz baştan beri Anadolu seyircisi ile bağınızı hiç koparmadınız takip ettiğim kadarıyla en çok turne yapan topluluksunuz. Nasıl geçiyor turneler?

Dostlar Tiyatrosu’nun ve benim, Anadolu ile temasım 60’lı yıllarda başlamıştı. O zamandan bu yana her fırsatta oradaki seyircilerle buluştum. Sadece Ankara, İzmir falan değil, Diyarbakır’a da Karadeniz’e de Trakya’ya da gittim. Gitmeye de devam ediyoruz çünkü oralarda yakından takip eden seyircilerimiz var ve yeni izleyici kazanıyoruz.   Yakın zamanda Mardin’de gerçekleştirilen Tiyatro Festivaline gittim orada bir de Onur Ödülü verdiler. Üniversitenin yaptığı kültür merkezinde oynadım, her yaştan yoğun bir seyirci vardı, çok duygulandım, özellikle gençlerin gelmeleri beni çok sevindirdi. Gençlere Marks’ı tanıtmak, Brecht’i tanıtmak Aziz Nesin’i, Nazım Hikmet’i bu toprakların yazar ve şairlerini tanıtmak, onların yaşamı ve eserlerinden haberdar etmek benim misyonumdur. Bu paylaşım benim için çok önemli. Bu durumu  sadece İstanbul’da yaşamıyorum, Anadolu’da da aynı seyirci topluluğu ile aynı heyecanı yaşamak beni daha çok mutlu ediyor. Ancak şöyle bir sorun var ve ben buna üzülüyorum, eğer organizatörlerimiz biraz daha özveride bulunsalar ve ücretleri öğrenci ve gençler için biraz daha ağı çekseler ilgi daha da artar ancak diğer taraftan bu organizatörler de sanırım kendi açılarından haklılar. Çünkü artık turne maliyetleri çok arttı. Yol, konaklama, dekorun taşınması ve salon kirası ve vergiler çok yüksek. Her şey birbirine bağlı ve zor dengeler bunlar. Aralık ayında Trakya turnemiz var. Bu kapsamda Çanakkale, Bandırma, Tekirdağ, Edirne ve daha başka kentlerde.

MÜDAHALECİ TAVIRLA BAŞLADI

SALON  sıkıntısı tiyatroların başat sorunları arasında yer alıyorken bu ara da Duru Tiyatro’nun sahibi oyuncu Emre Kınay’ın Kadıköy Anadolu Lisesi’nde yüksek bir masrafla açtığı salon okul yönetimi tarafından kapatılması isteniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Şimdi bu tiyatrolara karşı son zamanlarda gelişen yaygın olumsuz tavır, en önce başbakanın Devlet Tiyatroları’na ve İstanbul Şehir Tiyatroları’na geliştirdiği müdahaleci tavırla başladı. Düşünün bir başbakan kalktı Devlet Tiyatrolarının yönetim yapısına, karına zararına hatta repertuarına söz söyleme cesaretini gösterdi, onca meselinin arasında. Bu felaket bir şey aslında. Yok efendim Devlet Tiyatrosu’nda 3 tane Nazım oynuyor da, bir tane Necip Fazıl gösterilmiyor diye ortalığı velveleye verdiler. Önce sen oranın bütçesini artıracaksın, sonra hesap soracaksın. Şimdi gelinen noktada  Dostlar Tiyatrosu’nu Karaca’dan çıkarılması ile Duru Tiyatronun o okuldan gönderilmek istenmesi arasında politik olarak hiçbir fark yok. Bir düşünce, yaklaşım sorunu bu. Bir de ortada öyle bir cehalet var ki; Şu çok içine girmek istedikleri Avrupa ülkelerinin standartlarına bir baksın. Orada devlet tiyatrosu yok dedi, gitsin baksınlar bakalım devlet sanata ne kadar bütçe ayırıyor.  Tiyatroları nasıl finanse ediyor, niçin nasıl destekliyor bir öğrensinler.

BRECHT HÂLÂ GÜNCEL VE ANLAMLI

DOSTLAR Tiyatrosu politik tiyatro yapan bir topluluk olarak biliniyor ve siz bu tavrınızdan hiçbir koşulda ödün vermediniz. Bu anlamda Brecht’i en çok sahneleyen tiyatro sizsiniz. Brecht bugün sizin için ne ifade ediyor.

Bertolt Brecht yazdıklarıyla, benim için bugün hala geçerli bir yazar ve bu anlamda güncelliğini koruyan bir tiyatro ustası. Özellikle iki dünya savaşı ortasında ve sonrasında yazdığı oyunlar sanki bugün bu ülke için yazılmış gibi güncel ve gerçekçi. Bu ülkede değil sadece, içinde bulunduğum coğrafya da tam bir savaşın ortasında değil miyiz?

Bu savaşların uluslararası sebepleri, silah sanayi, dökülen kan ve yaşanan bunca acı. Ne için ve kim adına? Brecht bunlara hâlâ yanıt olan oyunlar yazmıştı. Şimdi yaşadığımız acıların nedenini, nasılını daha 60 yıl önce görmüş ve olabilecekleri de sezerek yazmış. Bunun için Brecht hâlâ güncel ve hâlâ anlamlı. Aslında bugün sadece biz değil diğer topluklarda Brecht’e yönelmeli, oyunlarını sahnelenmeli. Ayrıca Brecht’in oyunları tarz ve üslup açısından düşünce oyunu olmasının yanı sıra sahnelendiğinde yönetmen ve oyunculular açısından da kendilerine yeni deneyimler kazandıracak yapıtlardır.

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: