Bursa Metrosunda Bir Tiyatro Ekibine Dönüşmek

Nedim Buğral

Bu yazı çalıştığım okulda lise öğrencileri ile Bursa Metrosu’nda gerçekleştirdiğimiz gösteriye ait tecrübelerimi içermektedir. Gösteriyi yapan öğrencilerin hissettikleri, güvenlik görevlilerinin ve metro ‘yetkisizlerinin’ müdahaleleri, gösteriyi izleyen insanların katılımı bu tecrübelerin bir kısmıdır.

Okulumda Romeo ve Juliet’i çalıştığım 7 kişilik bir tiyatro topluluğum var. Topluluk üyelerinin dördü iki aydır oyun için çalışıyordu, üç oyuncu ise yeni eklendi. Kadro birbirini tanıyan öğrencilerden oluşmasına rağmen projeye ve tiyatroya yatkınlıkları çok farklı düzeylerde. İki haftadır uyum çalışmaları yapmama rağmen ekibin kaynaşması için pratik ve etkili bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyordum.

Tam bu dönemde çalıştığım okul da benden “Engelliler Günü” nedeni ile çocuklar ile drama etkinlikleri yada gösteriler yapıp yapamayacağımı sordu. Normal şartlarda önceden çalışma takvimine alınmamış bu ve bunun gibi önerileri geri çeviriyorum. Fakat bu sefer, uygulandığında özellikle uygulamanın aktörlerinin kendileri ile gurur duyabileceği bir işi, Romeo ve Juliet ekibinin kendi içinde ekip olma durumuna ciddi bir katkı yapacağını düşünerek, bu güne dair bir gösteri hazırlamayı kabul ettim.

Gösterinin içeriği: Yedi oyuncu birbirinin yanına sıralanır. İlk oyuncu nötr dururken, yedinci oyuncu çığlık atıyor gibi görünür. Aradaki oyuncular nötr ifadeden çığlığa kadar aşama aşama haykırışı gösteren ifadeleri alırlar. Bu şekilde bir süre dururular ve liderlerinden ilk hareketi alınca 360 derece dönerler. Bu duruşlar ve dönüş ile durakta bekleyenlerin ilgisini çeken oyuncular “işitmeyen, görmeyen, yürüyemeyen, zihinsel engelli hepsi aranızda, yaşadığı zorlukların farkında mısınız?” derler. Söyleyişleri bulundukları haykırış seviyesindedir. Son oyuncunun söyleyişi oluşturduğu tablo gibi çığlıktır. Oyuncular elleri ile seyircileri gösterip nötr duruşlarla “onlar için ne yapıyorsunuz?” diye sorarlar ve kimse ile konuşmadan durağın değişik yerlerine dağılırlar.

Bu gösterinin oyuncularım için heyecan verici olacağını biliyordum. Çoğu bu deneyimle özgüvenleri ile ilgili önemli bir eşik atlayacaklardı, bunu da az çok kestirebiliyordum. Ama ilk gösteri gerçekleşene kadar bu kadar gerileceğimi ve bu gösterilerin ben de dönüştürücü bir etki yaratacağını tahmin edememiştim. Gerildim, çünkü çalışmanın görüntülü kaydını almak için makinelerimizle durakta beklemeye başladığımız andan itibaren güvenlik görevlisinin göz hapsine alındık. Çocukların bizimle konuşup durağa dağılması ile iyice şüphe çektik. Orada bulunan güvenlik görevlisi biz daha gösteriye başlamadan asık bir suratla ve hiç de uzlaşmaya elverişli görünmeyen bir üslupla iznimiz yoksa bir şey yapmamızın YASAK olduğunu söyledi. Kötü bir şey yapmayacağımızı engelliler günü nedeni ile basit bir gösteri hazırladığımızı ve gösterimizin de çok kısa sürdüğünü söyledik. Görevli tekrar aynı asık suratla YASAK dedi ve durak sorumlusu ile görüşmemizi istedi. Durak sorumlusu bayan daha nazik bir biçimde YASAK dedi. Merkezden yetkililer arandı, onlar daha yetkililere sordu ve bu arada çocuklar iyice gerildi. Ne olduğunu anlayamadılar. Bir süre sonra yapılacak şeyin zararsız olduğundan emin oldular ve iznimizi aldık. Bu gelişmeler yüzünden ilk gösteri oyuncularım ne yaptıklarını, niye yaptıklarını tam olarak yaşayamadan bir uygulamada bulundular. Buna rağmen gösteri sonrası tekerlekli sandalyede bir genç öğrencilerimin yanına geldi ve yaptıklarından dolayı onları kutladı. Metroya bindiğimizde, bizi izleyen güvenlik görevlileri yoktu ama durağa göre insanlara daha yakın olmaları oyuncularımı çok heyecanlandırdı. Ve bu heyecanlarını pek de bastıramadan metro içinde ikinci gösterilerini gerçekleştirdiler. Devamında ıssız duraklardan birinde indik ve ilk iki gösteriyi konuştuk. Nelere dikkat etmeleri gerektiği, heyecanlarını yenmeye başladıkları ve yaptıkları gösteriden keyif almaya başladıkları gibi şeyleri konuştuk. Bulunduğumuz durakta az insana karşı bir gösteri ile bir anlamda konuştuklarımızı prova etmek istedik ki hemen yanımıza o durağın görevlisi elindeki telsizi çocuklara sallayarak geldi. Ne yapmak istediğimizi sordu. Amacımızı anlattık, bir önceki durakta izin alarak kısa bir gösteri yaptığımızı söyledik. Görevli beklememizi söyledi, bir yerlere ananslar yaptı ve geri geldi. Size bir kereliğine izin verildi, burada gösteri yapmanız YASAK dedi. O ana kadar öğrencilerimin eğitmenleri kimliği ile sürecin bir parçasıydım, o andan itibaren tepkisini karşısındakini üzüp üzmeyeceğini hesaplamadan, görevliye sert konuşan, hem kurumuna hem de kurumdaki ‘Murtaza’ lara sözünü sakınmadan söyleyen bir aktiviste dönüştüm. Oyuncular için de yaptıkları iş bir engelliler hakkında duyarlılık olmaktan çıktı, ciddi bir onur meselesine dönüştü. Gösteri yapmaya çekimser kalan bir öğrenci izlemekten vazgeçip gösterinin bir parçası oldu. Metrodan çıktık, Tıp Fakültesi kantinlerinde, otobüs duraklarında gösteriyi tekrarladık. Sadece metroda üç gösteri yapmak için çıktığımız yolculuk, oyuncuların da önerileri ile farklı sunum alanlarına kaydı ve hesap ettiğimizden fazla sayıda gösteri yaptık. İnsanlar gösteriler sonrası oyunculara cevaplar verdi, teyzeler gelip oyuncularımla konuştu, küçük çocuklar oyuncuların yanına gelip tanışmak istedi.

Teşekkürler metro yetkisizleri. Bu tarzınız bir ekip yarattı. Bu tarzınız Romeo ve Juliet dramaturjisine bambaşka bir bakış açısı verdi. Bu tarzınız bize güç verdi. Bir de gücünü öğrenciye göstermeyi beceren siz ürkekler; önünüzde bir insan bozmasının karısını – sevgilisini saçından sürüklerken, bu adamın bana ne yapacağı belli olmaz diye ürkek ürkek yirmi metre mesafeden izlemeyip, öğrencilerime dayılanabildiğiniz gibi duruşlar gösterebilirseniz, o zaman belki öğrencilerimize sergilediğiniz duruş bize komik görünmez.

Öğrencilerimin ‘oyuncuların’ uygulamaya dair tecrübeleri kendi söyleyişleri ile yazılmıştır:

1.OYUNCU: Orada yaşadıklarımız, insanlarla iletişime geçmemiz benim çok hoşuma gitti. Biri yeğenin böyle olduğundan bahsetti mesela. Herkes bunları yaşıyor aslında. Şişe kapaklarını biriktirip nasıl sandalye alacağını bilmeyen bir teyze ile karşılaştık. Belki bizim sayemizde bir tekerlekli sandalyeye sahip olacaklar.

2.OYUNCU: Biraz daha fazla ulaşmak daha güzel olabilirdi ama insanlar bu bahsettiklerimizi duysalar da kabullenmiyorlar. Bence biz baskı oluşturduk diye düşünüyorum.

3.OYUNCU: Bence bugün yaptığımız insanları teşvik ediyordu. Kimi duyarsız ve ilgisizdi. Hastane alanı ise çok ilgiliydi, güzel oldu.

4.OYUNCU: İlk başta bu gösteriyi yapmak istemiyordum. İlk durakta çok iyi yapamayınca iyice tedirgin oldum. Ama diğer alanlarda yaptığımız gösteri güzel oldu ve beni rahatlattı. İnsanların tepkileri güzeldi.

5.OYUNCU: İlk defa tekerlekli sandalyeye oturarak bir zaman geçirmiş oldum. Herkes bana geçmiş olsun diyordu. Metroda bizi engellemek istemelerinden dolayı bir daha ona binmek istemiyorum. Benim inişim çıkışım için bir bakıyordum dört beş kişi yardım ediyor. Engelli olmanın çok zor olduğunu gördüm. Hiçbir yol dümdüz gitmiyor. Hep sağ sol yaparak ilerliyoruz. Beni görünce ağlayan teyze beni çok etkiledi.

6.OYUNCU: Sınıf çalışmalarından daha farklı bir şey oldu. Bence en duyarsız olanı bile düşünmüştür. Belki şimdiden önce hiç kapak biriktirmeyen biri kapak biriktirmeye başlar.

7.OYUNCU: İlk iki gösteride çok fazla heyecanlanmıştım ama sonra yatıştım. Bende insanları düşündürdüğümüzü düşünüyorum.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: