Kapansın Kafalar Bir Daha Açılmasın!

Yaşam Kaya

İstanbul Devlet Tiyatroları’nın yeni dönem repertuarı hakkında geçtiğimiz yazılarda ‘çarpıcı’ yorumunu kullanmış, oyunların bu sezon içinde çok ses getireceğini yazmıştım. Yorumumun olumlu ya da olumsuz karşılığı olacağını, yeni diye sahneye konulan bazı yapıtların geçmişi tekrar eden metinler olduğunu biliyordum. Geçtiğimiz gece izlediğim ‘Açıl Kafam Açıl’ oyunu söylediklerimin en bariz örneği. Zafer Kayaokay’ın yönettiği oyunun yazarı Refik Erduran. Sahnedeki konuyla ilgili tespitlerime geçmeden, kalabalık genç kadronun oyunda yer aldığını, hızlı bir tempoyla sürüklenen konunun insanları cezbettiğini belirtmeliyim.

‘Açıl Kafam Açıl’ müzikli gösterisini izledikten sonra Devlet Tiyatroları’nın internet sitesinden oyun repertuarını inceledim. Gördüklerim karşısında halen şaşkınım. Yani bir repertuar bu kadar yalnız bırakılır! Evet ‘yalnız bırakılır’ diyorum, çünkü o kadar çok yazarın o kadar çok oynanmamış oyunu var ki, hepsi deyim yerindeyse çürümüşlüğe terk edilmiş. Refik Erduran, Devlet Tiyatroları’nda 1957 yılından bu yana oyunlarını oynatan bir isim. Geçmişin değerlerine, diline sahip mühim birisi. Fakat Devlet Tiyatroları’nın yönetmenleri şunu anlamakta devamlı zorluk çekiyor; isim olarak tanınmış oyun yazarlarının her yazdığını oynamak zorunda değilsiniz! ‘Açıl Kafam Açıl’ oyununun konusunu az sonra irdeleyeceğim, fakat iki perde süren gösteri sonunda konuyu anlamadım desem, sadece müziklerle eğlendiğimi itiraf etsem, genç oyuncuların enerjisiyle iki saati bitirdiğimi söylesem düşüncelerimin kısa özeti olur.

Oyunda ‘otel’ diye tabir edilen mekanda, batakhane yöneticisi bir adam görüyoruz. Adamın çevresinde yankesiciler, kumar oynayan tipler, fahişeler bulunmakta, Türkiye’nin bilinmez bir noktasında insanlar yaşamlarını sürdürmekte. Bu adamın zamanın birinde boşandığı eşinden olma kızı adamı ziyarete gelir. İşte konu ziyaretle beraber bambaşka alanlara doğru kayacak, anlamlaştıramadığımız Türkiye görüntüleri eşliğinde devam edecek. Kız, annesinin babası hakkında anlattığı hikayelere inanmakta, babayı düşman olarak görmektedir. Batakhane sahibi patron babanın işi gerçekten çok zordur. Kızına yaşadığı hayatta annesine karşı suç işlemediğini, sadece kendi işini kurmak için mücadele ettiğini inandırmalıdır. Kızın batakhanedeki insanlara bakış açısı olumsuz yönde olup, oradakileri insan olarak görmez, küçümser!

Anlamsız Konu, Birbirinden Müthiş Oyuncular!

Baba, kızını Türkiye turuna çıkarıp yaşamın gerçeklerini göstermeye başladığında, konu allakbullak oluyor. Yönetmen Zafer Kayaokay perdeye yansıttığı saçma ve gereksiz trafik kazası görüntüleri ile ne yapmaya çalışmış hiçbir şekilde anlayamadım. Ayrıca Türkiye’nin gerçeklerini kızına öğretmek isteyen babanın anlamsız biçimde oradan oraya savrulması, önce kendi hayatını göstermekle yola çıkacağını belirtirken birden kızına iş arayan çaresiz kimliğe bürünmesi tamamen saçmalık! Refik Erduran bir oyun yazmaya kalkışmış, sanırım dünyanın en anlaşılmaz, en tuhaf konusunu meydana getirmiş. Kızın babaya olan güven sorunu ile başlayıp, trafik kazası görüntüleri ile devam eden, bazen Osmanlı zamanına uzanan, Türkiye’deki kamu hayatının işleyişine gelen, ardından ‘İslamcı-laik-lümpen’ çatışması içinde gereksizce ilerleyen, Uğur Mumcu, Hrant Dink görüntüleri ile çorbaya dönen konuyu anlayan varsa lütfen açıklasın. ‘Açıl Kafam Açıl’ diye oyun boyunca kendime telkinde bulunup konuyu anlamak uğruna harcadığım zamanı yazmakla anlatamam. Ha bi’ de durup dururken ortaya çıkan aşk öyküsü de çorbaya dönen konunun en absürt özelliği! Absürd diyerek, Absürd Tiyatro’ya haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Bu oyun olsa olsa kafası güzel bir yazarın uydurmaları olabilir.

Konunun anlamsızlığına vurgu yaptıktan sonra sahnedeki kaliteli kadroya bakalım. Genç kadın oyuncuların oyunun temposuna uygun fiziki, bedensel hareketliliği şaşırtıcı derecede güzel. Dansları, oyunun akışına uygun karakter değişimleri son derece iyi. Işıl Keskin ve Dilek Demir’in fahişe yorumundaki cesur duruşu oyunun gidişatını etkiliyor. İmer Özgün’ün baba özlemi içindeki genç kız analizi başarılı. Özden Dindar, İpek Şen, Gizem Genç, Efsane Geçen, Sevda Sezek rolden role giren değişimlerde, hızlı temponun oluşmasında etkinler. İlk defa bir oyunda bu kadar güzel oyuncuları bir arada gördüğümü itiraf etmeliyim. Ali Fuat Çimen’in batakhane yöneticisi baba karakterinde tempoya uygun yorumu anlamsız konuyu sürüklemiş. Gökalp Kula, Ömer Hüsnü Turat, Aydın Şentürk gösteride öne çıkan diğer isimler. Ayrıca konuya uydurulmaya çalışılmış, ama belki de oyunun en muhteşemi Can Atilla’nın müziklerine diyecek söz yok. Olağanüstü çalışma örneğini dinliyoruz. Oyuncuların müzikleri yorumlama kabiliyetleri oyundaki akıcılığı korumuş.

‘Açıl Kafam Açıl’, anlamsız konusuyla iticilik oluştururken, birbirinden şahane oyuncularıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Oyun İstanbul Devlet Tiyatroları’nda…

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Kapansın Kafalar Bir Daha Açılmasın!” yazısına bir yorum var.

  1. Ali Canciğer dedi ki:

    Oyun, konusundan ziyade genç oyuncuların dinamizmi ve göze
    hitap eden oyunculukları için sıkılmadan izlenebilir.
    DT’nun yeni oynanmaya başlayan ” sessizlik ” isimli oyunu genç kadrosuyla, metnin sağlamlığıyla dikkat çekici, sıradışı ve izlenilmesi keyif veren bir oyun olarak dikkat çekiyor.

Yorum


işlemi tamamlayınız: